Dava İzleme

16 Ocak haftası: Gazetecilik ve ifade özgürlüğü davaları

Bu hafta da birçok gazetecilik ve ifade özgürlüğü davasının duruşmaları görülecek. İşte haftanın duruşma takvimi:

17 Ocak Salı

  • Gazeteci Baransel Ağca’nın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 10.40’ta görülecek. İddianamede gazeteci Ağca’ya yöneltilen suçlamaya 25 Aralık 2020 tarihinde yaptığı ve İslam’da şarap tüketiminin yasaklanmasını mizahi bir dille ele aldığı sosyal medya paylaşımı delil olarak gösteriliyor. İddianamede, söz konusu paylaşımın Anayasa Mahkemesinin 19 Şubat 2020 tarihli polise bu yetkiyi veren kanun maddesinin iptal kararına rağmen “sanal devriye faaliyetleri” sonucu tespit edildiği belirtiliyor. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 26 Nisan 2021 tarihinde hazırlanan araştırma raporunda Ağca’nın toplamda beş paylaşımına yer verilmesine rağmen Ağca’nın 25 Nisan 2021 tarihinde yaptığı ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun akrabaları ile birlikte kamu ihaleleri kazandığı çeşitli şirketler hakkındaki belgelendirilmiş haberlerinin yer aldığı dört paylaşıma iddianamede yer verilmiyor. Davanın 20 Eylül 2022 tarihinde görülen üçüncü duruşmasında mahkeme, gazeteci Ağca’nın savunmasının alınabilmesi için Almanya’ya istinabe yazılmasına karar vermişti.
  • Gazeteciler Canan Coşkun ve Barış Pehlivan’ın “terörle mücadelede görev alan kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla yargılandıkları davanın ilk duruşması İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde, saat 12.00’de görülecek. O dönem İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan Akın Gürlek’in şikayeti üzerine hazırlanan 12 Nisan 2022 tarihli iddianamede gazetecilere yöneltilen suçlamalara, siyasi davalarda verdiği kararlar ile tanınan Akın Gürlek’in Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) Davası’na atanmasından bahsettikleri beyanları delil olarak gösteriliyor. İddianame savcısı, Coşkun’un 29 Aralık 2021 tarihinde şahsi hesabından paylaştığı ve DİAYDER Davası’nın iddianamesinin detaylarını içeren haberinin linkinin yer aldığı tweeti ile; Pehlivan’ın ise Halk TV’deki Açıkça programının 12 Aralık ve 30 Aralık 2021 tarihlerindeki yayınlarındaki beyanları ile “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüyle iltisaklı olduğu değerlendirilen Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğine (Diayder) özellikle vurgu yaparak söz konusu dava dosyasını teşhir ederek” Akın Gürlek’i “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüne” hedef gösterdiklerini iddia ediyor. Coşkun ve Pehlivan hakkında açılan davada “mağdur” olarak yer alan Akın Gürlek, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde gazeteci Canan Coşkun’u “terörle mücadelede görev alan kişileri hedef göstermek” suçlaması ile yargılamış ve Coşkun’u 2 yıl 3 ay hapse mahkum etmişti. Canan Coşkun ve Barış Pehlivan’ın yargılandığı davanın 27 Ekim 2022 tarihinde görülen ilk duruşmasında Pehlivan’ın avukatı, mahkeme başkanı Zafer Taşkın’ın 2020 yılında Pehlivan hakkında tutuklama kararı verdiğini, Taşkın hakkında HSK’ya yaptıkları şikayetin halen Genel Kurul’da olduğunu ve dolayısıyla müvekkili ve mahkeme başkanı arasında husumet olduğunu söyleyerek reddi hakim talebinde bulunmuştu. Coşkun’un avukatı ise suçlama konusu yapılan eylemler arasında fiili bağ olmadığı için müvekkilinin dosyasının ayrılmasını talep etmişti. Reddini gerektirecek bir durum olmadığına dair bildirdiği görüşü tutanağa geçiren mahkeme başkanı, reddi hakim talebinin incelenmesi için dosyanın bir üst mahkemeye gönderilmesine ve tefrik talebinin de bu incelemeden sonra değerlendirilmesine karar vermişti.
  • 12 Ağustos 2020 tarihinde Ankara’da yapılan “İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz” eyleminde darp edilerek gözaltına alınan 33 kadının yargılandığı dava öncesinde Ankara Adliyesi önünde açıklama yapmak isteyen ve aralarında o davada yargılanan beş kadının da olduğu 8 kadının “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 13.30’da görülecek. Üç gazeteci ve 46 aktivistin aynı suçlama ile yargılandığı Barınamıyoruz Davası’nın da iddianamesini hazırlayan savcı Mehmet Arslan, 8 kadına yönelttiği suçlamaya adliye önünde yapılmak istenen ve herhangi bir bildirimde bulunulmadığı için “kanuna aykırı” olduğunu iddia ettiği basın açıklamasını, polisin el koyduğu “12. Cumhurbaşkanı Kadınlar Seni İs-te-mi-yor” yazılı pankartı, orantısız polis müdahalesi sırasında kadınların attıkları “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarını delil olarak gösteriyor. Yargılanan bir kadına ayrıca “kamu malına zarar vermek” suçlamasını yönelten savcı Arslan, bu suçlamaya ise müşteki polis memurunun yırtılan tişörtünü delil olarak gösteriyor. Savcı Arslan’ın, 29 Aralık 2021 tarihinde Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesine sunduğu ve 8 kadına ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasını da yönelttiği ilk iddianame aynı gün mahkeme tarafından iade edilmişti. Mahkeme, iade nedenleri arasında “Şüphelilerin cebir kullandıkları iddia edilen kolluk görevlilerinin mağdur veya suçtan zarar gören sıfatı olmasına rağmen iddianamede gösterilmemiş olması”nı ve “Olay yerine ait görüntülerin bulunduğu DVD incelenerek veya bilirkişi incelemesi yaptırılarak hangi şüphelinin hangi kolluk görevlisine cebir kullanarak direndiğinin iddianamede belirtilmemiş olması”nı da saymıştı. Savcı Arslan, 4 Ocak 2021 tarihinde iddianamenin iade edilmesine “iade kararının hukuki açıdan yerinde olmadığı” iddiasıyla itiraz etmiş, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi 5 Ocak 2021 tarihinde Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesinin iade kararını yerinde görerek savcı Arslan’ın itirazını reddetmişti. Savcı Arslan bunun üzerine 8 kadına yönelttiği “görevi yaptırmamak için direnme” suçunun “yasal unsurlarının oluşmadığına” kanaat getirerek 9 Mayıs 2022 tarihinde KYOK vererek yeni iddianameyi 10 Mayıs 2022 tarihinde mahkemeye sunmuş ve iddianame Ankara 53. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek 8 kadın hakkında kamu davası açılmıştı. Savcı Arslan, üç gazeteci ve 46 aktivistin yargılandığı “Barınamıyoruz Davası”nın da iddianamesini hazırlamış, bu iddianame de bazı sanıklara isnat edilen “kamu görevlisine hakaret” suçunun mağdurları olabilecek polis memurları iddianamede gösterilmediği için iade edilmişti. Sekiz kadının yargılandığı davanın 14 Eylül 2022 tarihinde görülen ilk duruşmasında müşteki polis Necdet Atilla Çiftçi yargılanan kadınların ve avukatlarının duruşma sırasında fotoğraflarını çekerken yakalanmıştı. Mahkeme, avukatların talebi üzerine duruşma salonunda bulunan diğer güvenlik şube memurlarını salondan çıkarmış ve müşteki polis hakkında “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme (TCK 136/1)”, “ses veya görüntülerin kayda alınması (TCK 286/1) ve Avukatlık Kanunu’nun 57/1 maddesi (avukata karşı işlenen suçlar) uyarınca suç duyurusunda bulunmuştu.

18 Ocak Çarşamba

  • Savunmanlığını MLSA’nın üstlendiği gazeteci Aziz Oruç’un “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası”; Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, Muhammet İkram Müftüoğlu, HDP Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelik, Turgay İlboğa ve Yücel İlhan’ın ise “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamalarıyla yargılandığı davanın 11. duruşması Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, saat 09.40’ta görülecek. Müftüoğlu, Ekelek, İlboğa ve İlhan, Ermenistan üzerinden Avrupa’ya geçmek istediği sırada pasaportunun sahte olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı olmadan İran’a iade edilen ve bu ülke yetkililerinden kötü muamele gördükten sonra Türkiye-İran sınırına bırakılan gazeteci Oruç’a  yardım ettikleri gerekçesiyle bu dosyada Oruç ile birlikte yargılanıyorlar. 18 Aralık 2019 tarihinde Türkiye’ye yasa dışı yollarla girdiği gerekçesiyle Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde tutuklanan Oruç, 11 aylık tutukluluğun ardından 9 Kasım 2020 tarihinde görülen üçüncü duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti. Davanın 28 Eylül 2022 tarihinde görülen dokuzuncu duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, gazeteci Aziz Oruç’un üzerine atılı “örgüt üyeliği” suçunu işlediğine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek bu suçlamadan beraatini talep etmişti. Savcı, gazeteci Oruç’un sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek Oruç’un “aleni şekilde zincirleme örgüt propagandası yapmak” suçunu işlediğinin sabit olduğunu iddia etmiş ve bu suçtan hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etmişti. Savcı, gazeteci Oruç’u donmaktan kurtaran Muhammet İkram Müftüoğlu, Abdullah Ekelik, Dicle Müftüoğlu, Turgay İlboğa ve Yücel İlhan’ın kendilerine isnat edilen “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan gazeteci Oruç’un örgüt üyesi olduğuna dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle cezalandırılamayacağını belirterek hakkında yakalama kararı olan Oruç’a yardım ettikleri için Muhammet İkram Müftüoğlu, Abdullah Ekelik, Dicle Müftüoğlu, Turgay İlboğa ve Yücel İlhan’ın “suçluyu kayırmak” suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etmişti. Gazeteci Aziz Oruç, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının “terör örgütü üyeliği” şüphesiyle yürüttüğü bir soruşturma kapsamında 15 meslektaşı ile birlikte 16 Haziran 2022 tarihinden beri tutuklu bulunuyor.
  • Adana’nın Seyhan ilçesinde bulunan İnönü Parkı’nda 18 Temmuz 2021 tarihinde Suruç Katliamı’nın altıncı yıldönümü için yapılmak istenen basın açıklaması ardından gerçekleştirilen polis müdahalesinde gözaltına alınan 17 kişinin “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” ve “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamarıyla yargılandıkları davanın sekizinci duruşması Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 10.30’da görülecek. Yargılanan kişilere iddianamede yöneltilen suçlamalara beş müşteki polis memurunun ifadeleri ve göstericilerin “karanfil koymak bahanesiyle” olduğu iddia edilen basın açıklaması sonrası yapmak istedikleri yürüyüşün görüntüleri delil olarak gösteriliyor. Davanın 26 Ekim 2022 tarihinde görülen yedinci duruşmasında mahkeme, dört tanık polis memuru hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine karar vermişti.
  • Gazeteci Ferhat Parlak’ın “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yeniden yargılandığı davanın ikinci duruşması Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde, saat 10.40’ta görülecek. Gazeteci Parlak’a yöneltilen suçlamaya gösterilen delillere 25 Mart 2019 tarihli 18 sayfalık iddianamenin son sayfasında yer veriliyor. İddianame savcısı, gizli tanık beyanlarını ve yakalanan bir örgüt üyesinin üstünden çıktığı iddia edilen “Ferhat Parlak: Basıncı” yazılı kağıt parçasını delil olarak göstererek Parlak’ın “kendisine verilen talimatlar doğrultusunda gazetecilik faaliyetlerinde bulunduğunu” öne sürüyor ve cezalandırılmasını talep ediyor. İddianame savcısının ceza talebine dayanak olarak gösterdiği gizli tanık, Parlak’ı “Bir eliyle görüntü çekerken diğer eliyle molotof kokteyli atarken gördüğünü” iddia ediyor. İddianamenin Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesi üzerine Parlak’ın 2019 yılında yargılanmasına başlanmış ve Parlak, 15 aylık tutukluluğun ardından 8 Temmuz 2019 tarihinde görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Mahkeme, 7 Aralık 2020 tarihinde görülen altıncı duruşmada davadaki suçlamaların Parlak’ın daha önce Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılanıp beraat ettiği dava dosyasındaki suçlamalarla aynı olduğuna kanaat getirerek davanın reddine karar vermişti. Parlak’ın avukatının ve duruşma savcısının istinaf başvurularını ayrı ayrı değerlendiren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, savcının istinaf istemini yerinde görerek yerel mahkemenin hükmünü 1 Nisan 2022 tarihinde bozdu. İstinaf mahkemesi, gizli tanık ifadelerinde geçen olayların ve Parlak’ın herhangi bir yasa dışı örgütün faaliyetleri kapsamında eylemlerinin olup olmadığının araştırılmasını isteyerek dosyayı yerel mahkemeye gönderdi. Davanın 3 Ekim 2022 tarihinde görülen ilk duruşmasında mahkeme,  Takvim mahlaslı gizli tanığın Parlak hakkında verdiği beyanda bahsi geçen olayın emniyet tarafından araştırılmasına ve “Takvim” mahlaslı gizli tanığın celse arasında sanık müdafileri olmadan dinlenmesine karar vermişti.
  • Sanatçı Ferhat Tunç’un “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın 14. duruşması Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 12.48’de görülecek. İddianamede Tunç’a yöneltilen suçlamaya 2017 yılındaki referandumu eleştiren sosyal medya paylaşımı delil olarak gösteriliyor. Mahkeme, 13 celsedir yurt dışında yaşayan Tunç hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazını bekliyor.
  • Aralarında savunmanlığını MLSA’nın üstlendiği gazeteciler Eylem Sonbahar ve Sema Karakurt ile birlikte gazeteci Metin Cihan’ın da bulunduğu 17 kişinin “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılandığı davanın 16. duruşması Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 14.00’te görülecek. Gazeteciler, Antalya’da 2015 yılında gerçekleştirilen G20 Zirvesi protestolarını takip ederken 15 Kasım’da gözaltına alınmışlardı. 30 Haziran 2016 tarihli iddianamede dört kişiye ayrıca “hakaret” suçlaması da yöneltiliyor.

19 Ocak Perşembe

  • JinNews editörü Nişmiye Güler’in “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde, saat 10.30’da görülecek. Savcının iddianamede beş kez “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütünün sözde haber platformu” olarak tanımladığı JinNews’in resmi sosyal medya hesabından paylaşılan haberleri gazeteci Güler’in şahsi hesabından retweet şeklinde paylaşması gazeteciye yöneltilen suçlamaya delil olarak gösteriliyor. İddianame savcısı, söz konusu paylaşımların gazeteci hakkında Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının suç duyurusunda bulunması üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgüt üyeliği” şüphesiyle başlatılan soruşturma sırasında “tesadüfi olarak yapılan çalışmalarda” elde edildiğini iddia ediyor. Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 27 Mayıs 2021 tarihli araştırma raporunda yer alan sosyal medya paylaşımları arasında 6-7 Ekim 2020 tarihlerinde Kürt Kadın Gazeteciler Günü vesilesiyle öldürülen gazeteciler Deniz Fırat, Nujiyan Erhan, Ayfer Serçe ve Gurbeteli Ersöz’ün anıldığı paylaşımlar bulunuyor. Raporda 2020 yılında Sakarya’da ırkçı saldırıya maruz kalan kadınlar hakkındaki haberi içeren sosyal medya paylaşımı da yer alıyor. İddianame savcısı, “delil yetersizliği sebebiyle” takipsizlik ile sonuçlanmasına rağmen Güler hakkında “örgüt üyeliği” şüphesi ile yürütülen soruşturmanın dosyasında yer alan 2013 tarihli telefon konuşmalarına ve Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturma kapsamında beyanlarda bulunan biri gizli olmak üzere üç tanığın ifadesine de iddianamede yer veriyor.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.