MLSA TV

19 Aralık’ta gazetecilik: Hakikate Dönüş

Geçtiğimiz 19 Aralık, 30 mahpus, 2 askerin hayatını kaybettiği, 237 mahpusun yaralandığı, kamuoyunda “Hayata Dönüş Operasyonu” olarak bilinen fakat daha sonra adının aslında “Tufan Operasyonu” olduğu ortaya çıkan 20 cezaevine eş zamanlı yapılan operasyonların 21. yıl dönümüydü. 21 yıldır operasyonun her yönü konuşulsa da operasyon öncesinde, sırasında ve sonrasında medyanın rolü pek fazla konuşulmadı. 

Elif Akgül, medyanın kanlı operasyonlardaki rolünü “19 Aralık’ta Gazetecilik: Hakikate Dönüş” başlıklı kısa belgeselinde Hayata Dönüş Operasyonu: Koğuştan Hücrelere kitabının yazarı Avukat Güçlü Sevimli, dönemin Evrensel gazetesi editörü Serpil İlgün, dönemin Radikal gazetesi muhabiri Ahmet Şık, dönemin Milliyet gazetesi muhabiri Gökçer Tahincioğlu ve dönemin Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yakup Yılmaz ile konuştu. 


Belgeselde, avukat Güçlü Sevimli operasyonların öncesi ve sonrasıyla genel çerçevesini çizerken o dönemde hak ve hakikat temelli gazetecilik ilkelerine bağlı habercilik yapmış gazeteciler Ahmet Şık, Gökçer Tahincioğlu ve Serpil İlgün, devlet ve iktidarın operasyonların öncesinden başlayan bir manipülasyon kampanyası yürüttüğüne dikkat çekerek merkez medyanın büyük kısmının bunda yer aldığını vurguladı. Operasyonların ardından yürütülen soruşturmalarda ortaya çıkarılan ve devletin operasyonlar ile oluşturmak istediği algı ve kullandığı argümanları çürüten belgeleri haberleştiren gazeteciler arasında olan Ahmet Şık ve Gökçer Tahincioğlu, bu belgelerin operasyonların merkez medya aracılığıyla anlatıldığı gibi olmadığının görüldüğünü söyleyerek buna rağmen o dönem çalıştıkları kurumların bunlara gazetelerinde yer vermekten uzun süre kaçındığını paylaştılar. Operasyonlar sırasında sahte telefon konuşmalarının dahi merkez medya aracılığıyla servis edildiğine dikkat çeken Şık, dezenformasyon çabalarının operasyonlardan sonra sorumluluları aklama hedefiyle sürdürüldüğünü belirtti.

‘Biz o başlıkları attığımız için insanlar ölmedi’

Operasyonlar devam ederken merkez medyada atılan utanç verici başlıklardan birisinden sorumlu olan dönemin Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yakup Yılmaz, kendisine ulaşılan fakat belgeselde yer almayı kabul eden dönemin tek merkez medya yöneticisi oldu. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü operasyon emrini vermeye itenin ölüm orucundaki tutsaklarla görüşen aydınların “Yarın ölümler başlayacak” açıklaması olduğunu iddia eden Yılmaz, o günün şartlarında gazetesinin attığı “Sahte oruç, Kanlı İftar” manşetinin doğru olduğunu söyledi. Medyanın operasyonlar ile ilgili sorumlu tutulması gereken en son mecra olduğunu belirten Yılmaz, söylenenin aksine o sırada üzerlerinde herhangi bir siyasi baskı olmadığını paylaştı. Yılmaz, o dönemde yönetimindeki gazete ile ilgili tek eksikliğin haber denetleme süreçlerinde olduğunu söyledi.