İnsan Hakları

19 yaşındaydı Naif, hayatta kalamadı

NURCAN BAYSAL

19 yaşındaydı Naif. Bir yıldır Türkiye’de bir karton firmasında çalışıyordu. Kendisi gibi Suriyeli yedi arkadaşı ile birlikte bir gecekonduda yaşıyordu. Yaşamaya çalışıyordu diyelim. Odasında iki kanepe, yerde bir yatak, bir uçtan bir uca geçirilmiş bir ipin üzerine asılmış kıyafetler, bir elektrik sobası, yerde bir halı, etrafta valizler ve birkaç sepet ve battaniye görünüyor. Muhtemelen o akşam işten sonra arkadaşlarıyla biraz sohbet edip, belki de yıkadığı çamaşırları asıp uyudu Naif. Saat gece 01:00 civarlarında, sekiz Suriyeli mültecinin yaşadığı daireyi, yüzleri maskeli, ellerinde sopa ve bıçaklarla bir grup bastı. Naif’in ev arkadaşlarına göre evi basanlar mahalleden bildikleri insanlardı. Evdekileri ellerindeki sopalarla dövdüler, Naif o sırada uyuyordu, onu da göğsünden bıçaklayarak gittiler. Ev arkadaşlarının anlattığına göre ne bir telefon ne de para gasp etmediler, hırsızlık için gelmemişlerdi. Naif’in arkadaşları tedirgin, bu ülkede yaşamaya nasıl devam edecekler?

Sadece mülteci olarak gelenler değil, diğer Suriyeliler de tedirgin. Birkaç gün önce Esenyurt’ta bu sefer Suriyeli esnafların dükkanları taşlandı. Halkımız, o sırada Netflix’te Matilda’nın yaşadıklarıyla gözyaşlarına boğulur, 6-7 Eylül’de Cadde-i Kebir’de yaşananlara “ah vah, bunlar mı yaşandı bu ülkede” diye dövünürken, aynı saatlerde başka bir Cadde-i Kebir yaşanıyordu, bu sefer Esenyurt’ta. Kamera kayıtlarında milliyetçi sloganlar atarak yürüyen taşlı sopalı oldukça kalabalık bir grubun, bir marketin camlarını kırdığını ve markete girdiklerini görüyoruz. Suriyeli bir esnaf tarafından işletilen marketin yağmalanmasından dolayı, mahalledeki diğer Suriyeli esnaflar da kepenk kapatıyorlar. Her ne kadar olay Filistinli biri ile yaşanan sigara tartışması olarak gösterilse de, mahallede yaşayan Suriyeli esnaf, farklı şeyler dile getiriyor. Artı Gerçek gazetesinin konuştuğu bir Suriyeli esnaf, gaspçı grubun üç aydır saldırdığını ve herkesin bunu bildiğini söylüyor: “Benim esnaf olduğum mahallede 20 yaşlarındaki 15-20 kişi parkta toplanıyor. Yabancı vatandaşlara laf atıp dövüyorlar. Üç aydır… Grubun içerisinden bir kişi kavga başlatıyor sonrasında arkasından herkes geliyor. Pazar akşamı çıkan olaylar öncesinde bu grubun düğün salonunda düğünü varmış, oradan toplanıp gelmişler. Ben olay olacağını anlayınca onlara yapmamaları gerektiğini söyledim ama işe yaramadı. Pazar gecesi bu grup bir kişiye laf atıp saldırmaya başlayınca mağdur kişi AVM’ye sığındı. Olayların AVM ile hiçbir ilgisi yok. Sonrasında olanlar oldu. Saldırmak için gelen herkesin elinde taş ve sopa vardı. […] Bana, ‘sen mültecisin senin dükkanın nasıl olur ben Türk vatandaşıyım benim işim yok, sen geldin burada dükkan açtın’ diyorlar. Suriye’de yaşarken bizim dükkanlarımız vardı. Suriye’de olan neyimiz varsa Türkiye’ye getirdik. Ben sekiz yıldır Türkiye’deyim. Ben Türkiye’de çalıştım, kazandım ve dükkan açabildim ama onlara bu zor geliyor. Biz sadece ekmek peşindeyiz. Suriye’deki durum düzelir düzelmez aynı gün ülkemize geri gideceğiz.”

Bu ülkede güvercin tedirginliğinde yaşayanlar sadece Suriyeliler değil elbet. Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Süryaniler, Afganlar… Bu ülkede, Türk-Sünni-Müslümanların dışında yaşayanların büyük bir çoğunluğu, muktedirlerce nakşedilen güvercin tedirginliği ile yaşıyor. Her an öldürmeye, yağmalamaya, tecavüz etmeye, şiddet uygulamaya hazır insanlar var. Bu ülkede sistem, Rakel Dink’in dediği gibi bebekten katil yaratıyor, bir masumdan ırkçı yaratıyor. Nasıl bir eğitimden geçiyor ki bu ülkenin çocukları bu kadar rahat katil oluyor, ırkçı oluyor? Bu ülke, bu kadar ırkçılık ve şiddeti nasıl oluyor da biriktiriyor? Tüm bunları düşünürken zihnimde, “aydın, sanatçı” olmasını beklediğimiz insanların attığı tweetleri görüyorum. Leman Sam şöyle yazmış: “Yıllar önce bu soysuz araplara tepkili olduğum için uzun süreli lince maruz kalmıştım, şimdi herkes ne mal olduklarını anladı. Daha bunlar iyi günler, ekmeğe ortak yakında toprağa da ortak olacaklar. Bıçaklamalar, tecavüzler, sonu yağmadır bunun. Hiç şikayet etmeyin, göz göre göre geldi.”

Ülkenin “sanatçısı” böyle olunca, siyasetçisi Ümit Özdağ gibi her gün Suriyelileri hedef gösterince, gerisi de geliyor tabi. Devlet babanın yok edici aygıtı da zaten bir köşede sürekli çalışıyor. Sivaslar, Maraşlar, 6-7 Eylüller geçmiş değil bu ülkede, her an her yerde tekrar yaşanabilir, siyasetçisi, “sanatçısı” da böyle benzin atar üzerine.

Dün İstanbul’da, uykusunda, göğsünden bıçaklanarak bir evlat katledildi. Suriyeli Naif.  Naif, Facebook profiline Arapça bir dilek yazmış: “Hayalim savaşın bitmesi ve hayatta kalmak.”

19 yaşındaydı Naif. Hayatta kalamadı.