Basın Özgürlüğü

2021, Türkiye’de görev yapan gazeteciler için kara bir yıl oldu

VEYSİ POLAT

Diyarbakır – Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) tarafından hazırlanan Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke arasında 153 üncü sırada yer alan Türkiye, 2021 yılında da sınıfta kaldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Serdar Altan, derneğe ait verilere göre 2021 yılını özetledi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mücahit Ceylan ise, 2021 yılında gazetecilerin hem iş bulmada, hem çalıştıkları kurumda, hem de sahada görev yaparken çok ciddi baskı ve engellemelere maruz kaldığını anlattı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ne (MLSA) konuşan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Altan, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanında her geçen yılın bir önceki yılı aratır hale geldiğini ifade etti. Bölgede Kürt gazetecilere yönelik baskıların batıya oranla daha da arttığını belirten Altan, “Yakın zamanda Lice’de mezarlık ziyareti programı vardı. Bu etkinliği takip eden iki meslektaşımız kötü muameleye ve ciddi işkencelere maruz kaldı. Bu coğrafyada haber izlemek çok kolay olmuyor. İktidar karşıtı haberler yapıldığında çok ciddi soruşturmalar başlatılıyor. Urfa’da Emrullah Acar isimli meslektaşımız altı gün gözaltında tutuldu ve bırakıldı. Yaptıkları haberden rahatsız oldukları için genç arkadaşlarımızı korkutma ve sindirme politikası uygulanıyor, sahadan kopartma çabası var. Ayrıca devletin vermiş olduğu turkuaz basın kartından hala muaf tutulan Kürt gazeteciler hiçbir devlet kurumuna akredite edilmiyor” dedi.

“11 ayda 44 gazeteciye 127 yıl hapis cezası verildi”

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği verilerine dayanarak 2021 yılının ilk 11 ayında 11 gazeteciye ajanlık dayatması yapıldığını, haklarında dava açılan 44 gazeteciye toplam 127.5 yıl hapis cezası verildiğini, 62 gazetecinin cezaevlerinde tutuklu olduğunu ve iki gazetecinin de öldürüldüğünü söyleyen Altan, şöyle devam etti: “Türkiye’de basın ve medya alanında AKP iktidarı, her yıl bir önceki yılı aratıyor. Muktedirler faşizan uygulamaları tüm topluma yayan bir pratik içerisinde. Bundan en büyük payı da gazeteciler alıyor. Çünkü iktidar, olup bitenleri topluma aktaran bir noktada durdukları için gazetecileri hedef haline getiriyor ve toplumla olan bu bağı da koparmak istiyor. Tüm dünyada durumun böyle olmasına rağmen Türkiye’de çok daha bariz bir şekilde yaşanmaktadır.”

Serdar Altan

Altan, mevcut tablonun 21. yüzyıla yakışmadığını ifade etti ve şöyle dedi: “Basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 153. sırada yer almasına rağmen iktidar bu konuda aksiyon alma taraftarı olmadı. Neden bu durumda olduğumuz sorgulanmıyor. Halen gazeteciler hakkında soruşturmalar ve davalar açılıyor, cezalar veriliyor. Sahada yaşanan fiziki engellemeler var. Bu engellemeler, kararnameler tarafından meşrulaştırılıyor ve kolluk güçlerine adeta cesaret oluyor. Herhangi bir gösteride gazetecilerin engellenmesi için her türlü uygulama meşru sayılıyor. Tüm bunlar aslında 2021 yılında basın yayın ve medya alanında Türkiye’nin çok kötü bir noktada olduğunun ve bir önceki yıla göre daha kötüye gittiğinin göstergesi.” 

Bu yıl ayrıca dijital medyaya yönelik baskıların da arttığına dikkat çeken Altan, Yeni kanun maddeleri çıkarıldı. Yurttaş gazeteci diyebileceğimiz, kendilerine yeni mecra alanı açan meslektaşlarımızı engellemeye yönelik yeni düzenlemeler yapıldı. AKP iktidarı, gazeteciliği bitirmek, gazeteciyi etkisiz kılmak, kamuoyunun haber alma hakkını engellemek için 2021 yılında birçok yenileme getirdi” diye konuştu.

“Editoryal bağımsızlık yok, gazeteciler baskı altında”

Bölgede 16 kentte örgütlü olan ve 220 üyesi bulunan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mücahit Ceylan da 2021 yılının gazeteciler açısından kötü bir yıl olduğunu söyledi. 2002’de Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 99. sırada yer aldığını hatırlatan Ceylan, “Ondokuz yılda ne yazık ki 180 ülke arasında 54 sıra gerilemiş durumdayız. Bu çok ciddi ve vahim bir durum. Aynı şekilde cezaevlerinde tutuklu gazeteciler açısından Türkiye bir ara dünyada ikinci sırada bulunuyordu. Bu yıl bazı tahliyelerin yaşanması ile birlikte endekse göre dünyada altıncı sırada” dedi. 

Gazetecilerin mevcut tablo içerisinde görevlerini ifa edemez duruma geldiğini vurgulayan Ceylan, şöyle devam etti: “Gazeteciler bu tablo içerisinde görevlerini nasıl icra ediyor dersek aslında şu anda gazetecilerin öncelikleri de değişmiş durumda. Bir, iş bulma sıkıntısı var. İki, buldukları işte tutunma problemleri var. Üç, tutundukları işte kalabilme ve görevlerini icra etme durumu var. Bunun anlamı, çalıştıkları halde editoryal bağımsızlığın maalesef Türkiye’deki yaygın medyada kalkmış olması. Gazeteciler bu ülkede, sahada işlerini düzgün, baskı altında olmadan, herhangi bir yasaklamaya ve müdahaleye maruz kalmadan yapabiliyor mu? En son İstanbul’da yapılan bir eylemde Agence France-Presse muhabiri Bülent’in, güvenlik güçleri tarafından boğazına basılarak gözaltına alındığı görüntüsü hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya önemli bir göstergeydi. Meslektaşlarımız açısından maalesef rahatsız edici bir fotoğraftı.”

Mücahit Ceylan

“Türkiye’de özellikle bazı meslek gruplarına, örneğin sağlık çalışanlarına yönelik bir saldırı yapıldığı zaman kıyamet kopuyor, her taraftan açıklamalar yapılıyor, sahip çıkılıyor. Gazeteciler sanki bu ülkede utanılacak, korkulacak işler yapıyor, demokrasi bileşeni dışında farklı bir meslekmiş gibi muamelelere maruz kalıyor ve bu duruma sessiz kalınıyor. 2021’de gazeteciler hem daha çok işsiz kaldı hem de editoryal anlamda ve çalıştıkları sahada daha çok baskı altında kaldı.” 

Yeni medya araçlarını kullanan gazetecilerin de baskı altında olduğuna değinen Ceylan şunları söyledi: “Sosyal medyada kanal açan Youtuber’ın gözaltına alınması, ev hapsine alınması, fikir ve düşünce özgürlüğünün ne kadar kısıtlandığının bir göstergesi. Basın özgürlüğü anayasal güvence altındadır. Ancak buna karşın basın özgürlüğünün yine yasalarla baskı altına alınması Anayasaya aykırıdır. Gazetecilere açılan davalar genellikle ağır ceza mahkemelerinde görülüyor. Burada hakim ve savcıların basın yasasından ve basın özgürlüğünün Anayasadaki hükümlerinden bihaber yargılamaları söz konusu. Gazetecilere açılan davalarda düşünce ve ifade özgürlüğünü esas alan, Anayasada güvence altına alınan özgürlüklere hakim yeni bir adalet sisteminin, yeni mahkemelerin olması lazım. Bu davalara, ağır cezalara veya diğer suçlara bakan hakim ve savcıların değil, bu işlerde ehil ve uzman savcıların atanması gerekir.” 

“Gazetecilerin sendikalaşma oranı yüzde yedi seviyelerinde”

Gazetecilerin yaşadığı bir diğer sorunun da örgütlenme sorunu olduğunu ifade eden Ceylan sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de basın yayın ve gazetecilik iş alanında sendikalaşma oranı maalesef yüzde yedilerde. Neden? Çünkü hiçbir patron sendikalı işçi çalıştırmak istemiyor. Sendikalı olmakta ısrar edeni de kapı önüne koyuyor. Haliyle gazeteciler işten çıkarılma korkusuyla sendikalara üye olamıyor, üye olan ise istifa etmek zorunda kalıyor. Bu çok vahim bir durumdur. Diğer tarafta ülkemizde iletişim fakültelerin sayısı 70’i aşmış durumda. Mezun olup da işsiz kalanların oranı yüzde 25 oranında. Bu tablo karşısında gazetecilik, ekonomik anlamda insanların tercih edebileceği meslek olmaktan çıkmış durumda.” 

“Ekonomik kriz nedeniyle gazeteciler işsiz kalacak”

Bu yıl yaşanan ekonomik krizin gazetecileri de olumsuz etkilediğini belirten Ceylan, “TÜİK verilerine göre 2020’de basılı medyada yüzde 16.5 gerileme ve kapanma söz konusu oldu. Yaklaşık 1000 gazete ve dergi kapandı. Son ekonomik krizin yansımasını 2022’nin ilk aylarında göreceğiz. Ancak döviz kurlarının yükselmesi ile maliyetlerin artması nedeniyle çok yakın zamanda birçok basın yayın kurumu küçülmeye gitti. Bazı bürolar kapatıldı, personel açısından küçülmeye gitti. Son kriz, medyanın mali yapısına çok ciddi zarar verdi. Bu tablodan özellikle demokrasinin kılcal damarı diye nitelendirdiğimiz yerel medya daha çok etkilenecek. Şu an birçok yerel medya kuruluşu sahibi, bankalardan çektikleri kredi ile yayınlarını sürdürüyor” dedi.