İnsan Hakları

Adalet Bakanlığı, Osman Kavala’nın tutukluluğunu savundu

-
Deniz Ulaş 

Anayasa Mahkemesi, Gezi davasında beraat etmesine karşın önce “darbeye teşebbüs,” ardından ise “casusluk” iddiasıyla tutuklanan iş insanı Osman Kavala’nın bireysel başvuru dosyasının görüşülmesini hızlandırdı. 

Adalet Bakanlığı, mahkemenin talebi üzerine Osman Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin görüş yazısı gönderdi. Osman Kavala’nın herhangi bir hakkının ihlal edilmediği belirtilen yazıda, Kavala’nın atılı suçu işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu savunuldu, bu konuda Henry J. Barkley görüşmeleri “delil” olarak gösterildi. Bakanlık, “Bakanlığımız, başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatindedir” dedi. 

Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu ise delil olarak gösterilen Barkley görüşmelerinin, Kavala’nın ilk tutuklandığı Gezi Parkı dosyasında da olduğunu belirterek, AİHM’in bu görüşmeleri yeterli delil olarak görmediğine işaret etti. 

Osman Kavala, Gezi Parkı eylemlerini organize ettiği iddiasıyla “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamalarıyla 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019’da Osman Kavala’nın başvurusuna ilişkin ihlal kararı verdi ve derhal serbest bırakılmasını istedi. Ancak yerel mahkeme Kavala’yı tahliye etmedi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda Osman Kavala, 18 Şubat 2020 tarihinde tüm suçlardan beraat etti. Mahkeme, beraat kararıyla birlikte Kavala’nın tahliyesine hükmetti. 

İkinci tutuklama

Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı tarihte Kavala hakkında 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı olarak 2017’de açılan soruşturma kapsamında gözaltı kararı çıkardı. Cezaevinden çıkar çıkmaz gözaltına alınan Kavala, 19 Şubat 2020’de İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine hakimlik, soruşturma safhasında tutukluluk süresinin 2 yıldan fazla olamayacağı gerekçesiyle darbe suçundan 20 Mart 2020’de Kavala’nın tahliyesine karar verdi.

Kavala, 9 Mart’ta ayrıca “askeri ve siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklandığı için, 20 Mart’taki karar sonrası cezaevinden çıkamadı. Casusluk iddiasına delil olarak ise Barkley ile olan irtibatı gösterildi. 

AYM ilk başvuru için ihlal yok demişti

Osman Kavala’nın Gezi Parkı davası kapsamındaki tutukluluğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi, 22 Mayıs 2019’da ihlal olmadığı yönünde karar vermişti. Kavala’nın avukatları ikinci ve üçüncü tutukluluk yönünden de bireysel başvuruda bulundu. Mahkeme, bunun üzerine Adalet Bakanlığı’ndan savunma istedi. 

Bakanlık tutukluluğu savundu

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanı Hacı Ali Açıkgül, 20 Ağustos tarihli görüş yazısını Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi. Görüş yazısının sonuç bölümünde “hak ihlali olmadığı” kanaati bildirildi. 

Kavala’nın üç ayrı tutuklama kararlarının anlatıldığı yazıda, “Görüldüğü gibi başvurucu hakkında mevcut tutuklama kararına konu suç (casusluk) ve bu suçun işlendiği yönündeki deliller ile başvurucu hakkında verilen 10 Aralık 2019 tarihli AİHM kararına konu 1 Kasım 2017 tarihli tutuklama kararında belirtilen suç ve deliller birbirinden farklıdır. Dolayısıyla başvurucunun mevcut tutukluluk hali, daha önceki tutuklandığı suça ilişkin olmayıp, süreç içerisinde elde edilen yeni delillere bağlı olarak başka bir suç nedeniyle verilen 9 Mart 2020 tarihli tutuklama kararıyla birlikte başlamıştır” denildi. 

‘Beraat etse de yeniden tutuklanabilir’

Anayasa Mahkemesi’nin Mustafa Ali Balbay ve Gülser Yıldırım kararlarından bazı bölümlere yer verilen bakanlık yazısında, “Hukukun üstünlüğünün esas olduğu demokratik bir devlette, kişinin işlediği iddia olunan bir suç nedeniyle tutuklandıktan sonra tahliye olması ve hatta söz konusu suçtan beraat etmiş olması, o kişinin işlediği iddia olunan diğer suçlardan soruşturulmasına engel değildir. Doğal olarak, soruşturma sürecinde ihtiyaç duyulan tedbirler de kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda mahkemelerce alınmaktadır. Bakanlığımız, bu kapsamda alınan bütün tedbirlerin hukukun üstünlüğü ilkesi kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde itiraza tabi olduğunu Anayasa Mahkemesi’nin dikkatine sunar” değerlendirmesi yapıldı. 

‘Aynı suçlamalar ile tutuklanmadı’

Yazıda, bakanlığın AİHM’in ihlal kararı verdiği Kavala’nın Gezi Parkı davasındaki “darbeye teşebbüs” suçundan tutuklanmasının sona erdiğine çektiğini belirterek, Kavala’nın “devletin güvenliği veya dış siyasal yararlar bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” suçundan 9 Mart’tan beri tutuklu olduğu anlatıldı. Yazıda, “Buna rağmen başvurucu, işbu bireysel başvuru dilekçesinde aynı olaylar ve suçlar kapsamında tekrar tutuklandığını iddia etmiştir. Halbuki yukarıda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere başvurucunun bu iddiasının herhangi bir temeli bulunmamaktadır” görüşü savunuldu. 

Barkley ile ortak baz delil

Kavala hakkındaki tutukluluk kararının CMK 100. madde gereği alındığını belirten bakanlık, tutuklanma gerekçesiyle ilgili ise şu değerlendirmede bulundu:

“Bunun yanında başvurucunun tutuklanmasına delil olarak soruşturma dosyası içerisinde mevcut araştırma ve tespit tutanakları, tanık beyanına dair bilgi alma tutanakları ile şüphelinin, gerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne gerek PKK silahlı terör örgütü ile irtibatlı kişiler ile görüşen, bu terör örgütleri adına ve yabancı devletler adına istihbari görevler alarak faaliyetler yürüten H.J.B. ile irtibatlarına dair dosya içerisinde mevcut 27 Kasım 2014, 1 Haziran 2015, 5 Haziran 2015, 7 Mart 2016, 9 Mart 2016, 28 Haziran 2016, 29 Haziran 2016, 18 Temmuz 2016 tarihlerinde periyodik ve Kasım 2014-Temmuz 2016 tarihleri arasında süreklilik arz eder şekilde ortak baz kayıtları, yine 18 Temmuz 2016 tarihinde bir lokantada birlikte görünmeleri, şüphelinin H.J.B. ile Türkiye ve Orta Doğu meselelerinin görüştüğü konferanslarda görüştüklerine dair beyanlarına yer verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun atılı suçu işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının bulunduğu ve ölçülü olduğu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak bakanlığımız, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.”

‘Tutukluluk makul süreyi aşmadı’ iddiası

Bakanlık, Kavala’nın tutukluluğunun makul süreyi aştığına dair iddiasının da kabul edilemez bulunmasını istedi. Başvurucunun tutukluluk süresinin görüşün yazıldığı tarih itibariyle yaklaşık 5 ay olduğu belirtilen yazıda, “Tutukluluğun ön şartı olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmektedir” denildi. 

Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu iddia edilen yazıda, “Başvurucuya isnat edilen suçlamaların niteliği, başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütlerinden FETÖ/PDY’nin örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında” tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu savunuldu. 

Bakanlık, “genel olarak soruşturmanın yürütülmesinde savcılık makamlarınca hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi bir özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir” ifadesini kullandı. 

Kavala’nın avukatı: Aynı dosya, aynı delil, farklı suçlama

Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu, bakanlığın görüş yazısına karşı Anayasa Mahkemesi’ne bir sayfalık yanıt verdi. Konuyu MLSA için değerlendiren Koyuncu, Kavala’nın son tutuklandığı dosyanın 2017 tarihli, daha önce tutuklandığı soruşturma dosyası ile aynı olduğuna işaret etti. Bu dosyanın içinde o dönem sadece “casusluk” suçlaması olmadığını belirten Koyuncu, “Kavala, içeride olduğu için herhangi bir casusluk eylemi zaten olamaz. İlk gün hangi suçlamalar ve iddialar ile tutuklandıysa, bugün de dosyada aynı suçlamalar var.”

Osman Kavala’nın bugüne kadar suçlamalara ilişkin tek bir emniyet ifadesi olduğunu anımsatan Koyuncu, ilk sorgu da Barkley’in sorulduğunu, buna karşılık AİHM’in ise Barkley görüşmelerini yeterli delil olarak görmediğine vurgu yaptı. Koyuncu, şöyle devam etti:

“Bu nasıl bir soruşturma dosyası ki, aynı soruşturma, aynı deliller ama yeni bir suçlama? Bu, Osman Kavala’yı serbest bırakmamak için yaratılmış bir suçtur. Yarın bundan tahliye etse, aynı soruşturma dosyasından başka bir suç da çekerler. Zaten, bu soruşturma dosyasında yeterli delil olsaydı, 2017’den bu yana soruşturması devam etmezdi. Bu tutuklama için beraat ettiği gün mü beklendi?”

AİHM’in Kavala’nın tutukluluğu ile ilgili AİHS 18. maddeden ihlal verdiğine işaret eden Koyuncu, “AİHM, ‘tutuklanma hukuki sebeplerle değil’ dedi. Son tutuklama da bunun göstergesi” ifadesini kullandı. 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ile 15 – 20 gün içinde yeni bir görüşme yapılacağını anımsatan Koyuncu, “Bu tarihe kadar AYM’nin bir an önce ihlal kararı verip, Kavala’yı tahliye etmesini bekliyoruz” dedi.