Basın ÖzgürlüğüYazarlar

Bir basın özgürlüğü fıkrası

YILDIZ TAR*

Diyarbakır’da tutuklanan gazeteciler için yapılan eylemde beraber gözaltına alındığımız Deniz Nazlım, o eylemden dört ay sonra bu sefer Ankara merkezli bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Gözaltındayken tanıştığım Deniz Nazlım’ın gözaltına alınmasını protesto etmek için basın toplantısına giderken, bir zincirleme gözaltı fıkrasının tam ortasındaki tiplemelere dönüştüğümüzü düşünürken buldum kendimi.

Fıkramız 8 Haziran’da başlıyor. Nasreddin Hoca’ya özenip “Ya tutarsa” diyen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2022 yılında başlattığı iki ayrı soruşturma kapsamında 22 kişi gözaltına alındı. Jinnews, Mezopotamya Ajansı ve Xwebûn gazetesinde çalışan 20 gazeteci, bir basın çalışanı ve sokak röportajlarında gazetecilere görüş veren bir kişi; basın özgürlüğü fıkramızdaki ilk kahramanlar. Uzun gözaltı süresi, artık geleneğe dönüşen kısıtlama kararı, avukatlarla görüştürmeme derken 16 gazeteci tutuklandı.

5 Temmuz’da tutuklamalara karşı Ankara’da Ulus’ta yapmak istediğimiz eylemde üç gazeteci gözaltına alındık bu sefer. Ben, Deniz Nazlım ve Sibel Yükler. Ters kelepçe, dayak, hakaret derken kendimizi polis aracında bulduğumuzda tanıştım Deniz’le. Sonrası gırgır, şamata. Benim polislere tek tek, “Pardoooon, arkadaşımı hanginiz dövdünüz” demelerim, Deniz’in uzun boyuyla gözaltı aracına sığamayışı, Sibel’in gözaltına alınma anında boyunun kısalığından olsa gerek nasıl havada uçtuğu, şahitlerinin olduğu derken serbest bırakıldık. Rutin hikaye diye meseleyi önemsemedik de açıkçası. Gözaltında bir yandan da haber yazıyordu Deniz kafasından. Avukatlarımızın savunma yapmasına izin verilmemesine gerekçe gösterilen hayalet genelgeyi soruyor, haberi kafasında kuruyordu. Bir anda Ankara Emniyet’te haber merkezi kurmuşken bulduk kendimizi. Biz haber tartışırken, polisler de şaşkın şaşkın bize bakmakla meşguldü. Avukatlarımız geldiğinden olsa gerek, karakolda dayak yemedik şükür. Yoksa ne münasebet üç gazetecinin haber tartışması değil mi?

Sonra bir gazeteci hastalığı olan, kendimiz dışında herkesin meselesinin peşine koşma, fikri takibi sadece habere saklama alışkanlığımızdan; bir türlü gözaltına alınmamızla ilgili suç duyurusu sürecini tamamlayamadık. Avukatları da biraz çıldırttık muhtemelen. Üçümüz dışında, aynı gün Ankara Onur Yürüyüşü’nde polis saldırısında yaralanan KaosGL.org muhabiri Aslı Alpar ve MA muhabiri Emel Vural’ı da ekibe ekleyince değmeyin keyfimize (!)

Tam bu hafta suç duyurusunu kesinleştirmiş, üçümüze de uyan bir tarihte adliyeye gidip suç duyurusunda bulunmayı, meseleyi kendimizden çıkartıp tutuklu meslektaşlarımızdan bahsedeceğimiz bir açıklamayı konuşurken; Deniz yine gözaltına alındı. Suç duyurumuz bir süre daha arafta gezinirken, bu sefer de Deniz’in de aralarında olduğu 11 gazeteci için eylem yapıp gözaltına alınmamız yok mu? Fıkranın tek eksiği bu, şu anda.

Mezopotamya Haber Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, Ankara Haber Şefi Deniz Nazlım, muhabirler Selman Güzelyüz, Zemo Ağgöz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli ile JinNews muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer ile bir dönem MA’nın Ankara bürosunda stajyer muhabirlik yapan Mehmet Günhan, dosya kapsamında gözaltına alınanlar arasında. Diyarbakır’da sabah saatlerinde başka bir soruşturmadan gözaltına alınan JinNews muhabiri Derya Ren ise hapis cezasının kesinleşmesi nedeniyle tutuklanarak Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Biz gözaltındayken, Öznur Değer elinde fotoğraf makinesiyle basın toplantısında konuşmuş. Bugün o gözaltına alındığı için yapılan basın toplantısına giderken gördüm konuşmasını. Zincirleme basın özgürlüğü bu olsa gerek… Şöyle demiş Öznur:

Elimde gördüğünüz makine sadece mesleğimizi icra ettiğimiz bir araç değil, hakikatimizi yansıtan varlık gerekçemiz olan bir alet. Bu bize Ape Musa’lardan Gurbetelli Ersöz’lerden bırakılan bir miras. Biz bugün, bize bırakılan bu mirasa sahip çıkmak için bir araya gelmek istedik. Karşımızda öyle faşizan bir zihniyet vardı ki. İslamcı çetelerin basın açıklaması yapacağı iddiasıyla bizi işkenceyle alandan uzaklaştırdılar. Biz dayanışma beklemiyoruz. Gazetecilik mesleğini, başta meslektaşlarımız olmak üzere özgür haber alma hakkına sahip olan bütün yurttaşları haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Hakikate ve özgürlüğe hep birlikte sahip çıkalım.

Şimdilik fıkra, Diyarbakır’da 16 gazetecinin tutukluluğu; Ankara’da 11 gazetecinin gözaltısıyla sürüyor. Ankara Emniyeti de, bir fıkranın içinde olduğumuzu bildiğinden sosyal medyadan bir açıklama, bir de video patlatmasın mı! “Halkı kin ve düşmanlığa sevk edici içerikte haber yapmış” meslektaşlarımız. Altına da bir video. Yüzler buzlanmış, gözaltına alınma görüntüleri, arka fona ücretsiz ses sitelerinden indirilmiş “da das das da das” müziği.

İHD Ankara Şube’deki basın toplantısında tam da hakikati araştıran, sorgulayan, ortaya çıkaran gazetecileri bir aksiyon filminin figüranlarına dönüştürmek isteyen Savcılık ve Emniyet’in bu tutumunu Özgür Paksoy, “Bizi en çok gözaltına alanlar tanır. Gizli saklı haber yapmıyoruz. Hepimizin kimliği de, basın kartı da cebinde. İzledikleri filmlerin etkilerinde çok kalmışlar galiba. Öyle şifreli, gizli saklı haber yapmayız biz” diyerek faş etti.

Gazetecilere operasyonları aksiyon filmleri gibi seyretmemiz bekleniyor. Oysa ki sokaklarda, adliyelerde, haberin olduğu her yerde birbirini tanıyan gazeteciler olarak biz bir fıkranın içinde olduğumuzu çok iyi biliyoruz. Her fıkra gibi basın özgürlüğü fıkrası da hiç komik değil. Ve her fıkra gibi uzadıkça uzuyor ama fıkranın sonunda şapkadan tavşan filan çıkmayacak…

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş,  MLSA’ya atıf yapmak şartı ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.