Haberler

Burhan Gizlenmiş: Ölmeden dört ay önce hapis cezasına çarptırıldı, hayalleri yarım kaldı

DENİZ TEKİN

Diyarbakır – 17 Ekim 2021 tarihinde kaybettiğimiz fotoğrafçı Burhan Gizlenmiş, ardında fotoğrafçılığa büyük bir tutkuyla bağlı bir hayat hikâyesi bıraktı. Gizlenmiş, paylaştığı fotoğrafların delil olarak olarak gösterildiği ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davada ölmeden kısa bir süre önce 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kardeşi Mevlüt Gizlenmiş, abisinin çok sevdiği fotoğrafçılığa dair hayallerinin yarım kaldığını belirterek, abisinin tedavi masrafları ve maddi imkansızlıklar nedeniyle satışa çıkarmak zorunda kaldığı fotoğraf makinesinden gelecek geliri, dört çocuğunun başta eğitim olmak üzere onların ihtiyaçları için kullanacaklarını söyledi. 

Fotoğrafçı Burhan Gizlenmiş, geçtiğimiz ay Diyarbakır’da evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda 45 yaşında aramızdan ayrıldı. Uzun süredir kemik kanseri tedavisi gören dört çocuk babası Gizlenmiş, hastalığına rağmen zorluk ve baskı altında büyük emek vererek kadraja sığdırdığı ve her birinin ayrı bir hikâyesi olan binlerce fotoğraflık bir arşiv bıraktı. Büyük bir tutku ile bağlı olduğu fotoğrafçılığın peşinden giden Gizlenmiş, tehdit edildi, gözaltına alındı, tutuklandı, bazen makinesi, bazen ise kolu kırıldı

Bütün bu yaşadıkları onun fotoğrafa olan tutkusunu baltalayamadı. Bölgede; Kürtlerin siyasal, toplumsal, kültürel hakları için düzenlenen sayısız miting, yürüyüş ve basın açıklamasını takip ederek Kürtlerin taleplerini fotoğrafları aracılığıyla görünür kılmaya çalıştı. Birçok insanın gitmeye cesaret edemediği, ölüm tehlikesinin olduğu Kobanê kentinde Kürtlerin IŞİD’e karşı direnişi ile Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmaları aylarca takip etti. İnsanların duygularını fotoğraf kadrajına sığdırmaya çalıştı. Birçok fotoğraf sergisi açan Gizlenmiş, “Rojava’da yıkıntılar arasında oynayan çocuklar” fotoğrafıyla Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri yarışmasında ödül aldı. Gizlenmiş’in geride bıraktığı yaşam hikâyesi ve fotoğraf arşivi, ona hak ettiği değeri teslim edecek ve onu geleceğe taşıyacak kişileri bekliyor. 

Ölmeden dört ay önce hapis cezasına çarptırıldı

Gizlenmiş, Facebook ve Twitter hesaplarında paylaştığı fotoğraflar gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla 14 Şubat 2021’de evine yapılan baskın ile gözaltına alındı. Yıllarca büyük emek ve sabırla biriktirdiği fotoğraf arşivine de baskın sırasında el konuldu. Ağır hastalığı nedeniyle aynı gün ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya hesaplarında paylaştığı haber içerikleri ile çeşitli tarihlerle Suriye iç savaşını ve Newroz’da çektiği fotoğrafları delil göstererek Gizlenmiş hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla beş yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

Gizlenmiş, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde 16 Haziran 2021’de görülen davanın ilk duruşmasına hasta haliyle gidip savunma yaptı. Gizlenmiş son ifadesinde, “Sosyal medya hesabı bana aittir. Fotoğrafları ben çektim. Ne zaman paylaşıp paylaşmadığımı hatırlamıyorum. Benim hastalığım vardır. Çok ağır ilaçlar kullanıyorum. Hastalığımın dördüncü yılındayım. Bana ceza verirseniz iyice perişan olurum. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum” şeklinde savunma yaptı. 

Mahkeme, “zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak” suçundan Gizlenmiş’i 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı ve Gizlenmiş’in daha önce başka suçtan hüküm giymesini gerekçe göstererek bu cezasını ertelemedi. Gizlenmiş ve avukatının itirazı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinde incelenmeyi beklerken Gizlenmiş hayata gözlerini yumdu. 

‘Cezaevindeyken bile tek düşüncesi fotoğraf çekmekti’

Fotografçı Burhan Gizlenmiş’in fotoğrafa olan ilgisini, yaşadıklarını, kardeşi Mevlüt Gizlenmiş ve bir arkadaşı anlattı. Mevlüt, daha önce kırtasiyecilik yapan ağabeyinin fotoğraf çekmeye karşı büyük ilgisi ve tutkusu olduğunu, 2005 yılından itibaren profesyonel fotoğrafçılığa başladığını söyledi. Ağabeyinin 2010 yılından itibaren Kürt illerinde ve Türkiye’de yaşanan her toplumsal olayı ve protesto eylemini bir fotoğrafçı olarak takip ettiğini söyleyen Mevlüt, “Türkiye’de gitmediği şehir kalmadı. Her yerdeydi. Ermenistan’a, Suriye’ye gitti. Nereye giderse gitsin fotoğraf makinesini yanına almadan gitmezdi. Cezaevindeyken görüşüne gittiğimde bana hep ‘Keşke yanımda fotoğraf makinesi olsa burada fotoğraf çekebilsem. Burada binbir türlü insan var. Buradan öyle kaliteli fotoğraflar çıkar ki bir fotoğraf sergisi bile açardım!’ diyordu” dedi. 

Mevlüt, fotoğrafçılığa tutkuyla bağlı olan ağabeyinin meslek tanımında korku ve sansüre yer olmadığını ifade etti: “Şartlar ne olursa olsun fotoğrafını çekerdi. Hiçbir zaman geri adım atmazdı. İŞİD’in saldırdığı dönemde Rojava’da altı ay kaldı. Orada yaşananları, savaşın yarattığı yıkımı, ölümü,  insan hikâyelerini çekti. Dönerken sınırı izinsiz geçtiği için gözaltına alındı. Hakkında dava açıldı. Sur ilçesinde 2015 yılında yaşanan olayları ilk günden gözaltına alınıp tutuklandığı güne kadar takip etti. Her toplumsal olayda, protesto eyleminde fotoğraf makinesiyle oradaydı. Takip ettiği birçok olayda darp edildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyum atandığı 2016 yılında protestoları takip ettiği sırada polisler tarafından darp edildi. Polisin bir gazeteci meslektaşını gözaltına almasına engel olduğu için kolu kırıldı, iki ay alçıda kaldı.” 

Abisinin hastalığa 2007 yılında yakalandığını fakat bunu altı yıl boyunca kendilerinden sakladığı bilgisini veren Mevlüt: “Babam da aynı hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Abim, tedavi masrafları nedeniyle çok sevdiği makinesini satmak zorunda kaldı. O zaman sağlığı daha çok bozulmaya başladı. Daha sonra arkadaşlarıyla aramızda para toplayarak bin bir zorlukla ona yeni bir makine alarak ona sürpriz yaptık. Makineyi gördüğünde bir çocuk gibi mutlu oldu. Bunun tarifi yok tabii. Hiçbir zaman fotoğrafçılığı bırakmadı ancak hastalığı hep engel oldu.  ‘Makinem benim ilacımdır, dermanımdır. Fotoğraf çekmeye başlayınca rahatlıyorum’ diyordu. Fotoğraf çekmediği günler daha kötü oluyordu. Elinde makinası olduğunda dışarıda fotoğraf çektiğinde sanki bugün hiç ağrım yokmuş gibi derdi. Ancak sağlığı bozulduğu için yürüyemiyordu, dışarı çıkamıyordu. O zaman da evde bizi toplar, sizin fotoğrafınızı çekeyim derdi. Fotoğraf çekmek onun için büyük bir tutku ve mutluluk kaynağıydı. Onun için her şeydi. Bunun için ailesini bile ihmal ettiği oldu” dedi. 

‘Hayalleri yarım kaldı’

Yakalandığı amansız hastalık, çektiği ekonomik sıkıntıların ağabeyini çok yorduğunu dile getiren Mevlüt, “Abim, ona hediye ettiğimiz fotoğraf makinesini çok kullanamadı. Tedavi masrafları ve çocuklarına yardım için satılığa çıkardı. Ancak satamadı. Gönül isterdi ki babalarının mirası, çocuklarına kalsın ancak maddi imkanlarımız çok sınırlı. Satılacak makineden elde edilecek gelir, dört çocuğunun başta eğitim olmak üzere onların ihtiyaçları için kullanılacak” dedi. Abisinin yaşantısı boyunca hiçbir zaman bencil olmadığını dile getiren Gizlenmiş, “Yıllarca birlikte çalıştığı birçok arkadaşı ve meslektaşına dargın gitti. Kimse beni arayıp sormuyor diyordu. Sitemi vardı. Beni arayıp nasılsın demeleri yeter diyordu. Bunun acısı ve burukluğunu son ana kadar yaşadı” diye aktardı. 

Ağabeyinin, herkesin göremediği anları göstermek, yaşananların unutulmamasını sağlamak ve bir hafıza oluşturmak için fotoğrafın çok önemli olduğunu söylediğini aktaran Mevlüt, “İnsanların duygularını, yaşadıklarını, savaşı, acılarını, yıkımı fotoğraf kareleriyle göstermeye çalışıyordu. Bunu bir sorumluluk olarak görüyordu. ‘Bu çektiğim fotoğraflar bir işe yarayacak’ diyordu. Hayali çektiği fotoğrafların sergisini açmak, insanların bunları görüp bilinçlenmesini sağlamaktı. Bu hayalleri yarım kaldı. Bunları yerine getiremeden gitti” yorumunda bulundu. 

‘Birçok fotoğrafçının yapamadığını yaptı’

İsminin verilmesini istemeyen bir arkadaşı Gizlenmiş’i, Diyarbakır Fotoğraf Amatörleri Derneğinde (DİFAK) ders verdiği dönemde tanıdığını, uzun yıllar boyunca birlikte fotoğrafçılık yaptığını söyledi. Arkadaşı, Gizlenmiş için “Eğitmen olarak birçok fotoğraf meraklısının üzerinde çok emeği ve izi var. Çok da yardımı oldu” dedi.  Gizlenmiş’i, halkların yaşadığı zulmü, haksızlığı belgeleyen, sesini duyurmaya çalışan bir Kürt fotoğrafçı olarak gördüğünü söyleyen arkadaşı, “Toplumsal olaylar, mağdurlar, hak arayanların ve direnenlerin hikâyeleri hep onun kadrajındaydı. Benim için fotoğraf anlamında çok cesur bir insandı. Fotoğraf, onunla ilgilenen herkes için bir tutkudur. Onu öldürsen de o yine gider fotoğrafını çekerdi. Herkesin cesaret edemediği yerlere giderdi. Kobane ve Sur gibi ölüm riskinin çok yüksek olduğu çatışmalı yerlere gitti. Sur olayları sırasında hiçbir bir fotoğrafçı içeri girmezken o her zaman Sur’daydı. Oralarda birçok fotoğrafçının yapamadığını yaptı” dedi. 

Gizlenmiş’in, çektiği fotoğraflar nedeniyle birçok baskı ve tehdide maruz kaldığını aktaran arkadaşı şöyle devam etti: “Sosyal medya hesaplarında paylaştığı fotoğraflar nedeniyle hedef gösterildi. Birçok tehdit aldı. Polise şikayet edildi. Tutuklandı, gözaltına alındı, darp edildi, ölümle yüz yüze kaldı. Hatta makinası da kırıldı. Instagram sayfası kapatıldı. Ama hiçbir şey dinlemiyordu. Kendi bildiği, inandığı şeyleri yapıyordu. Fotoğrafa olan tutkusu ödediği bedellerden daha ağır geldi. Fotoğraf için çok bedel ödedi. Hastalığına rağmen herkesten daha çok fotoğraf çalıştı” diye belirtti. 

Gizlenmiş’in çektiği fotoğraflarla hafızalarda iz bırakmak ve bir arşiv oluşturmaya çalıştığını ifade eden arkadaşı “Fotoğrafçılık derslerinde fotoğrafın kendisinin bir belge, bir arşiv olduğunu söylerdi. O da bunu yaptı. Bizlere ve bizden sonrakilere bir belge bıraktı. Onun geleceğe çok iyi fotoğraflar aktardığını düşünüyorum. Belki bugün herkes Burhan Gizlenmiş’i bilmiyor, tanımıyor olabilir.  Ama 50 yıl sonra çektiği fotoğraflarını görenler, Burhan Gizlenmiş kimsenin yapamadığını yapmış diyecekler. Belki bugün çok azımız onun değerini biliyoruz. Ama yaptığı çalışmaların değerinin yarınlarda daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum” yorumunu yaptı.