Dava İzleme

Diyarbakır Barosu eski başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı dava Şubat’a ertelendi

Diyarbakır –  Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ve yönetim kurulu üyeleri Sertaç Buluttekin, Serhat Eren, Nahit Eren, Mahsum Batı, Nuşin Uysal Ekinci, Cihan Ülsen, Muhammet Neşet Girasun, İmran Gökdere, Velat Alan ve Ahmet Dağ’ın, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve organlarını aşağılama” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarıyla yargılandığı davanın altıncı duruşması 17 Kasım’da Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkeme, sanık avukatlarının kovuşturma şartının eksikliği yönündeki iddiaları konusundaki savunmalarını hazırlamaları için süre vererek davayı 21 Şubat 2022 tarihine erteledi.

Av. Eren: ‘Diyarbakır Barosu,  insan hakları ihlalleri karşı mücadele eden bir kuruluştur’

Davanın Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülen altıncı duruşmasına davada yargılanan Avukat Serhat Eren, Diyarbakır Barosu Başkanı Yardımcısı Zuhal Işık ve bazı sanıkların avukatları katıldı. Diğer sanıklar ve sanık avukatları ise mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. 

Duruşmada ilk olarak söz alan Serhat Eren, Diyarbakır Barosunun Hakkari’deki askeri operasyonlardaki SİHA kullanımı üzerine hazırladığı ve suçlamalara konu edilen rapora değindi. Eren, Diyarbakır Barosunun insan hakları ihlallerine karşı etkin bir şekilde mücadele eden ve bunların soruşturma kovuşturma süreçlerine müdahil olan bir meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşu olduğunu söyledi. Eren, Baronun kamuoyuna açıkladığı Hakkari raporunun bir tespit içerdiğini ve insan hakları konusunda kendilerinden emin oldukları için bu raporu açıklamaktan ve yayınlamaktan korkmadıklarını ifade etti. Eren,  dava konusu yapılan bu raporun gerçeği yansıtmadığına dair devletin herhangi bir karşı rapor yayınlanmadığına dikkat çekti.

Duruşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürdistan’ videosunu izlettirdi 

Eski HDP Milletvekili Osman Baydemir’in Mecliste kullandığı “Kürdistan” ifadesi nedeniyle meclisten uzaklaştırılması üzerine Baronun yaptığı açıklamanın suçlamalara konu edilmesine tepki gösteren Eren, Türkiye’nin yüzyıllık sosyal, siyasal, toplumsal meselesinin yargılaya havale edilerek üzerinin kapatılamayacağını söyledi.  Kürdistan, Kürt coğrafyası kavramlarının tarihsel bir gerçekliği olduğunu, bu isimlerin birçok kaynakta geçtiğini hatırlatan Eren, yargıya havale edilen bu gerçeğin bir mahkeme kararıyla değiştirilemeyeceğini söyledi.  Ardından Eren, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Kasım 2013’te Meclis Grup Toplantısında konuşmasında söylediği “Kürdistan’ı orada görecekler” açıklamasının görüntüsü ve sesini cep telefonundan mahkeme heyetine dinletti. Mahkeme heyeti, Erdoğan’ın Kürdistan ile ilgili konuşmasını duruşma tutanağına “Videonun içeriğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Güneydoğu hakkında Kürdistan şeklinde hitabının olduğu görüldü” şeklinde geçirdi. Savunmasına kaldığı yerden devam eden Eren, bu videoyu Kürdistan açıklamasının meşruiyetini göstermek için değil yargının Kürtler konusunda izlediği ayrımcı tutumu göstermek için izlettiğini ve yalnızca bir Kürt siyasetçinin Kürdistan kelimesi kullanınca yargılandığını söyledi.

‘Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların temelinde bu sorunlarla yüzleşmemesi yatıyor’

Suçlamalara konu edilen bir başka açıklama olan Ermeni Soykırımının yıldönümünde Baronu yaptığı açıklamaya da değinen Eren, kendilerine bu meseleyi tartışmayın, konuşmayın denilmek istendiğini dile getirdi. Ermeni soykırımı meselesini tartışmaları, yüzleşmeleri gerektiğini vurgulayan Eren, Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların temelinde bu sorunlarla yüzleşmemiş olmasının yattığına dikkat çekti. Eren, kinden ve nefretten arınmanın, barışa giden yolunun yüzleşmekten geçtiğini belirterek Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini, Baronun da bu açıklamayı bu sebeple yaptığını söyledi. Eren, suçlama konusu yapılan açıklamalarının suç olmadığını, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu vurguladı.

‘Baronun tarihsel bir gerçeği ifade etmesi suçlama konusu yapılamaz’

Ardından söz alan Eren’in avukatı Yunus Muratakan ise Diyarbakır Barosunun temel hak ve özgürlüklere ilişkin bugüne kadar yürüttüğü mücadelenin ve kullandığı kelimelerin bu davada yargılama konusu yapıldığına dikkat çekti. Kürtlerin yaşadığı coğrafyaya Kürdistan denilmesinin suç olarak gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Muratakan, Baronun tarihsel bir gerçekliği ifade etmesinin suçlama konusu yapılamayacağını söyledi. Diyarbakır Barosu eksi yöneticilerinin Avukatlık Kanunu’nun 76. Maddesi uyarınca kendilerine yüklenen yükümlülükleri yerine getirdiği için bu davada yargılandığını hatırlatan Muratakan, Baronun yerine getirdiği bu görevin suçlama konusu yapılmasını kabul etmediklerini, yapılan bütün açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Savunmalardan sonra söz alan iddia makamı ise mütalaasında dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.

Mütalaaya karşı sırayla söz alan avukatlar da dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini istedi.

Kısa bir aradan sonra ara kararını açıklayan mahkeme, bazı sanık avukatlarının duruşmaya katılmayacağı yönündeki mazeretlerini kabul etti ve sanık avukatlarının kovuşturma şartının eksikliği yönündeki iddiaları konusundaki savunmalarını hazırlamaları için süre vererek davayı erteledi.

Ne olmuştu?

Diyarbakır Barosu’nun eski başkanı Ahmet Özmen ile eski Yönetim Kurulu üyeleri Türk Ceza Kanununun 301. maddesi uyarınca “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve organlarını aşağılama” ve 216. maddesi uyarınca “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarıyla 5’er yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) yapılan şikâyetler üzerine Baro hakkında üç soruşturma başlatılmıştı. Adalet Bakanlığının avukatlar hakkında soruşturma izni vermesi üzerine yürütülen üç soruşturma,  Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde davaya dönüştürülerek dava dosyası, yargılamanın yapılması için avukatların görev yaptığı il olan Diyarbakır’a gönderilmişti.

Hukukçulara iddianamede yöneltilen suçlamalara gösterilen deliller arasında 24 Nisan 2017 tarihinde yayınlanan “24 Nisan/Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz” başlıklı basın açıklaması, 24 Nisan 2018 tarihinde yayınlanan “Ermeni Halkının Dinmeyen Acısını Paylaşıyoruz” başlıklı basın açıklaması, baronun Hakkari’deki Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) operasyonuna dair hazırladığı rapor ve eski HDP milletvekili Osman Baydemir’in Meclis’te kullandığı “Kürdistan” ifadesi bulunuyor.