Basın Özgürlüğü

Diyarbakır’da tutuklanan gazetecilerden mesaj var: ‘O mikrofon hepimizin!’

MLSA Hukuk Birimi, sekiz günlük gözaltından sonra 16 Haziran’da tutuklanan gazetecileri ziyaret etti. Kaldıkları Diyarbakır D Tipi Cezaevinden Yüksek Güvenlikli Cezaevine nakledilen gazeteciler, gözaltında ve soruşturmada başlayan hukuksuzlukların cezaevinde de devam ettiğini, yüksek güvenlikli cezaevine nakledilmelerinin de bunun devamı olduğunu söyledi.

Morallerinin iyi olduğunu, uzun zamandır aşina oldukları hukuksuzlukları bizzat deneyimlediklerini söyleyen gazeteci Serdar Altan: “Gazetecilik yaptığımız için tutuklandığımızı biz de biliyoruz, onlar da biliyor. İktidar, artık kendisinden başka bir sese tahammül edemeyecek durumda. Bizim sesimiz; sokaklardan, köylerden ve şehirlerden alıp kamuoyuna taşıdığımız ses onları rahatsız etti. Ancak biz gazeteciyiz. Bizim işimiz bu. Kimin rahatsız olup kimin olmayacağını hesap etmeyiz. Bir sesin kendisi bizim için haberdir. O sesin kimi rahatsız edeceğine, sesi taşıdığımız kamuoyu karar verir; biz ya da iktidar sahipleri değil” dedi.

Tutuklandıktan sonra kendilerine hukuki hiçbir izahı olmayan evraklar imzalatılmaya çalışıldığını paylaşan gazeteci Mehmet Ali Ertaş ise: “Gözaltı, gözaltının uzatılması ve akabinde verilen tutuklama kararı… Hiçbirinin hukuki bir açıklaması yoktu. Hapishaneye getirildikten sonra da bu tür hukuksuzluklarla karşılaşmak açıkçası beni şaşırtmadı. Tutuklamanın tamamı hukuksuzcaydı. Hapishanedeki süreç de tabii ki hukuksuzca yürütülecekti” dedi. Cezaevine getirildikten sonra hangi örgütün üyesi ya da sempatizanı olduklarının sorulduğunu, bunun için kendilerine form imzalatılmak istendiğini belirten Ertaş: “Biz gazeteciyiz. Bunu biliyorlar. Ancak savcının temelsiz iddiasını temellendirmek için seferber olmuş durumdalar. Bırakın polisi, cezaevi personelini bile bu temelsiz iddiayı temellendirmeye koşturuyorlar” dedi. Gazeteci Ertaş sözlerine şöyle devam etti: “İktidar sahipleri, ‘Sadece bir mikrofon var ve o mikrofonu da ancak benden olan, benden olana yöneltebilir’ diyor. Hayır! O mikrofon hepimizin, bütün kamuoyunun, halkın…”

Soruşturmada savcının kendisine sorduğu sorulara anlam veremediğini söyleyen gazeteci Aziz Oruç ise: “Savcı, röportaj yaptığım insanların verdiği cevapların ne anlama geldiğinden tutun bazı konulara neden ilgi duyduğuma kadar bir sürü soru sıraladı. Sonra da daha önce yargılandığım bir dosyadan alınan bir fotoğrafı bana gösterdi. Ben de avukatlarım da bunların ‘mükerrer’ olduğunu, sorulan soruların hukuki olmadığını anlattık ancak tutuklama kararı verildi. Gazetecilik yaptığım için tutuklandığımı biliyorum. Daha önceki yargılamalarım da bunun gibiydi; gerekçesiz, delilsiz… Eski yargılamalar beni gazetecilik mesleğimden koparmadı, bu da koparmayacak. İçeride de olsak gazetecilik yapmaya devam edeceğiz’ dedi.

Kendilerine gösterilen dayanışmadan güç aldıklarını söyleyen gazeteciler, yüksek güvenlikli cezaevine nakledildikten sonra televizyon, radyo ve gazetelere erişimde zorluk yaşadıklarını, bu yüzden kendilerine daha fazla mektup gönderilmesini istediklerini belirtti. 33 gündür tutuklu bulunan gazeteciler, Diyarbakır 1 ve 2 numaralı Yüksek Güvenlikli Cezaevinde bulunuyorlar.