Haberlerİnsan Hakları

Dunja Mijatović’in Türkiye’deki insan hakları ihlalleri raporu yayımlandı

‘Adalet Sistemi ve Yargıda İnsan Haklarının Korunması’ ve ‘İnsan Hakları Savunucuları ve Sivil Toplum’ olmak üzere iki kısımdan oluşan 19 Şubat 2020 tarihli raporda yargı bağımsızlığı, ceza adaleti sistemi, yargı reformu ve sivil toplumun ve insan hakları savunucularının sindirilmesi gibi başlıklara yer veren Mijatović, aynı zamanda Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, gazeteci-yazar Ahmet Altan ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı ile yaptığı görüşmelere de yer verdi.

Osman Kavala’nın, hakkında Gezi davası kapsamında verilen beraat ve derhal tahliye kararından saatler sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasını da eleştiren Mijatović, Kavala vakası ile Ahmet Altan, Selahattin Demirtaş ve Taner Kılıç davalarında benzerlikler olduğunu belirtti. Komiser Mijatović, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) de sonradan tespit ettiği üzere kendisine yöneltilen iddiaların dayanaksız ve tutuklamanın açık bir biçimde orantısız kullanımına rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin Osman Kavala’nın tutukluluğunun sona erdirilmesi ve tahliyesi için yapılan başvuruyu reddetmesini şaşırtıcı bulduğunu belirtti.

Avukatların durumu

Raporda, OHAL döneminde KHK ile kapatılan ÇHD’nin Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın kendisini ziyaret eden Mijatović’e ÇHD davası ile ilgili bilgi verdiği de aktarıldı. Dava süreci boyunca savunmanın tüm tanık dinleme talepleri ile 100’den fazla soruşturma talebinin hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmesi gibi pek çok adil yargılama hakkı ihlaline dikkat çekildi.

Komiser Mijatović’in raporunun avukatlık mesleğinin icrası ve savunma hakkının kısıtlanması ile ilgili bölümünde ifade ve basın özgürlüğü alanında çalışan insan hakları avukatı ve MLSA Eş-Direktörü Veysel Ok’un 2015 yılında verdiği bir röportajda Türkiye’deki yargı organlarının “tek renkli” ve “tek fikirli” olduğunu söylediği için Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi  (Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama) ihlalden dolayı aldığı cezaya da değinildi.  

İnsan hakları savunucularının terörist olarak yaftalanması endişe verici

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatović, raporun ikinci kısmında detaylı bir şekilde yer verdiği insan hakları savunucuları ve sivil toplumla ilgili olarak OHAL sonrasında alınan tedbirlerin sivil topluma yönelik düşmanca bir ortam yarattığına, siyasi söylemlerin hak savunucularını hedef aldığı ve terörist olarak yaftalamasının endişe verici olduğunu belirtti. 

Sonuçlar ve tavsiyeler bölümünde sivil toplumun ve insan hakları savunucularının daha demokratik bir toplumda insan hakları ihlallerini önlemek için çalıştığına ve aynı zamanda kendisiyle de doğal ortak olduklarına dikkat çeken Mijatović’e göre politikaların belirlenmesinde ve yasama sürecinde farklı kesimlerden sivil toplum temsilcilerinin görüşlerine yer verilmediğinin altını çizdi. 

Komiser, sivil toplum örgütleri ve dernek üyelerinin İçişleri Bakanlığı’nın merkezileştirilmiş veri tabanına işlenmesiyle ilgili yükümlülüğün endişe verici olduğuna dikkat çekerken yetkili makamlara bu şartı kaldırmaları tavsiyesini verdi. 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.