Dava İzlemeHaberler

Erol Önderoğlu, Şebnem Korur-Fincancı ve Ahmet Nesin’in yargılandığı dava ertelendi

-

İstanbul – Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın yargılandığı davanın 10. duruşması görüldü. Önderoğlu’nun davadan vareste tutulma talebini kabul eden mahkeme, Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu’na ise esasa ilişkin savunma için ek süre tanıdı ve davayı 17 Temmuz’a erteledi.

Üç hak savunucusu, Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları gerekçesiyle “terör örgütü propagandası,” “suç işlemeye tahrik,” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla yargılanıyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmayı MLSA’nın yanı sıra aralarında Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) delegasyonu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Basın Özgürlüğü Ofisi, Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Uluslararası Af Örgütü’nün de olduğu çok sayıda kurum temsilcisi de takip etti.

Saat 10:00’da başlayan duruşmada Önderoğlu ile Korur-Fincancı hazır bulundu. Korur-Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu mazereti nedeniyle duruşmaya katılamadığından savunmasını yapmak için ek süre talep etti.

Önderoğlu: “Baskı olmadan yazabilen medya olmadan demokratik bir toplumdan söz edilemez”

Duruşmada esas hakkında mütalaaya ilişkin savunmasını yapan Önderoğlu, “Kendi irademizle gittiğimiz savcılık sorgusunda tutuklandık. 10 günlük tedbir tutukluluğunun ardından tahliye edildik. Bir günde, alelacele hazırlanmış bir iddianame ile yargılanıyoruz,” diye konuştu ve şunları ekledi:

“Bu tür uygulamalar, peşinen cezalandırma ve hizaya getirme amacına uygun olarak Türkiye’nin adil yargılama, ifade özgürlüğüne dair temel taahhütlerini çiğnediği gibi, gazetecilerin ve hak savunucularının korunmasına dair Birleşmiş Milletler kararlarına, AGİT tavsiyelerine ve AİHS hükümlerine de aykırıdır. Her ne kadar geçmiş duruşmalarda bize ‘sen’ diye hitap ettiyseniz de bizleri gerçek anlamda tanımadığınızı düşünüyorum” diyerek Mahkeme Başkanı Ali Güney’e seslenen Önderoğlu, sivil toplum ve basın özgürlüğü mücadelesindeki çalışmalarını aktardı ve şöyle devam etti:

“Bu tarz bir mesleki faaliyeti olan 24 yıllık bir gazeteci olarak Özgür Gündem gazetesiyle ilgili dayanışmaya niçin katıldığım aslında çok açıktır. Çoğulculuğa ve halkın haber alma hakkını gerçeklere bağlı olarak yerine getirmesi gereken medyaya inanıyorum. Sansür ve baskı olmadan yazabilen medya olmadan demokratik bir toplumdan da söz edilemeyeceğine inandığım için dayanışmaya katıldım. Yaklaşık üç yıldır süren ve üç suçlamaya da hiçbir kanıt ve delilin bulunmadığına inandığım bu davada, beraatimi ve gazetecilik faaliyetlerimi özgürce yürütme hakkımı talep ediyorum.”

Duruşmada Ahmet Nesin’in avukatı Özcan Kılıç da söz alarak dayanışmaya katılanların bir kısmına dava açılırken bir kısmına takipsizlik kararı verildiğini, bu yargılamaların keyfi olduğunun altını çizdi.

Ara kararını açıklayan mahkeme, Önderoğlu’nun davadan vareste tutulma talebi ile  avukatların savunma için ek süre taleplerini kabul etti. Bir sonraki duruşma 17 Temmuz tarihinde görülecek.

Ne olmuştu?

Özgür Gündem gazetesinin Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyası 3 Mayıs – 7 Ağustos 2016 tarihleri boyunca sürdü. Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı, bunlardan 11 tanesi takipsizlikle sonuçlandı, 38 dosya ise davaya dönüştü.

20 Haziran 2016’da kampanyaya katılanlardan Erol Önderoğlu, Ahmet Nesin ve Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı kendi iradeleriyle ifade vermeye gittikleri adliyede Terör ve Örgütlü Suçlar Savcısı Eşref Durmuş’un talebi üzerine “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.

İddianamenin kabul edilmesinin ardından Önderoğlu ve Korur-Fincancı 30 Haziran’da, Nesin ise 1 Temmuz’da tahliye edildi.

27 Şubat 2019’da görülen dokuzuncu duruşmada esas hakkında mütalaasını açıklayan duruşma savcısı Abdullah Gül, üç sanığın da “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç işlemeye tahrik,” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla cezalandırılmalarını istedi.