Dava İzleme

Gazeteci Abdurrahman Gök hâkim karşısında çıktı

Diyarbakır –  Kemal Kurkut’un Diyarbakır’da polis kurşunuyla vurulma anını yakaladığı sekiz fotoğraf karesiyle hafızalara kazınan gazeteci Abdurrahman Gök gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada ilk kez hâkim karşısına çıktı. 

Gazeteci Abdurrahman Gök hakkında gizlik tanık beyanları, haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, sosyal medya paylaşımları ve yaptığı haberlerin içeriği gerekçe göstererek “silahlı örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Gazeteci Gök ve avukatı Resul Temur duruşma salonunda hazır bulundu.

Gök ile dayanışmak için adliyeye gelenler arasında Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) sözcüsü Ayşe Güney, Dicle Fırat Gazeteciler (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu,  Mezopotamya Ajansı editörü Kadri Esen de vardı. Güney, Müftüoğlu ve Esen pandemi tedbirleri gerekçesiyle duruşma salonuna alınmadı. Duruşmayı sadece Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral ve 3 gazetecinin izlemesine izin verildi. Polisinin duruşma salonu önünde yoğun güvenlik önlemi alması dikkat çekti.  

Gök: ‘İddia makamı da yaptığım telefon görüşmelerinin gazetecilik olduğunu kabul ediyor’

Gazeteci Gök, savunmasına 17 yıldır gazeteci olduğunu söyleyerek başladı ve şöyle devam etti: “Meslek hayatım boyunca yaptığım haberler nedeniyle bugüne kadar ne tekzip aldım ne de hakkımda dava açıldı. Hakkımda açılan soruşturmalar ise takipsizlik kararıyla sonuçlandı.  Gözaltına alınmadan bir hafta önce hakkımda açılan bir soruşturma da, ifade verdikten sonra takipsizlikle sonuçlandı.” 

İddianamede kendisine yönelik suçlamalarla ilgili savcılığın gazetecilik faaliyetlerine dair yoruma giderek bunu suç unsuru olarak göstermeye çalıştığına dikkat çeken Gök, “İddianamede öne sürülen suçlamaların tamamı gazetecilik faaliyetlerimdir. İddia makamı da yaptığım telefon görüşmelerinin gazetecilik faaliyeti olduğunu kabul ediyor. Bu benim için sevindirici bir şey,” diye konuştu. 

Gazeteci bir meslektaşıyla birbirlerine haber paslamak için yaptığı bir telefon görüşmesinin iddianameye suç delili olarak girdiğini hatırlatan Gök, “Bütün gazetecilerin birbirini arayıp haberi teyit etmek için yaptığı görüşmeyi ben yapınca bu örgüt üyeliği delili sayılmış” dedi.

‘Haberlerinizi Öcalan’ın görüşleri doğrultusunda yapmıyor musunuz?’

Sabır kod adlı gizli tanığın Gök hakkında “KCK basın yayın alanında sorumlu kişi” şeklinde beyan verdiğini hatırlatan Mahkeme Başkanı, Gök’ün buna ilişkin savunma yapmasını istedi. 

Bu gizli tanığın hakkında verdiği beyanlar gerekçesiyle 2018 yılında da bir soruşturma açıldığını ve takipsizlik ile sonuçlandığını hatırlatan Gök, bu iddiaların asılsız olduğunu ifade etti. 2014 yılından beri Irak, İran ve Suriye gibi zorlu ve çatışmalı alanlarda gazetecilik yaptığını söyleyen Gök’ün savunmasını yarıda kesen Mahkeme Başkanı, “Yaptığınız haberleri Öcalan’ın görüşleri doğrultusunda yapmıyor musunuz?” diye sordu. 

Gök bu soruya “Ben yüzyıllardır var olan evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda haber yapıyorum,” diyerek cevap verdi. 

‘Bu fotoğrafları neden yayınladın?’

Gök Avrupa’da yayın yapan Özgür Politika gazetesinde çalışmadığını, çalıştığı Dihaber isimli ajansta yayınlanan haberlerin pek çok mecra tarafından alınıp kullanıldığını hatırlattı. Şu an ise Mezopotomya Ajansı’nda çalıştığını ifade etti. Gök, kişisel Instagram hesabında paylaştığı ve iddianameye suç delili olarak eklenen fotoğrafların haber takibi sırasında sahada çektiği fotoğraflar olduğunu vurguladı. 

Mahkeme Başkanı Gök’e “Çektiğin fotoğraflar silahlı terör örgütü fotoğrafları, bunları neden yayınladın?” diye sordu. Gök ise delil olarak öne sürülen fotoğrafları 2014 yılında çektiğini, o dönem YPG’nin devlet tarafından yasadışı olarak tanımlanmadığını söyledi. Gök son olarak “Ben gazeteciyim, gazetecilik mesleğini icra ediyorum. Beraatimi talep ediyorum,” dedi.

Kürtçe telefon konuşmaları iddianameye yanlış çeviri ile yansıdı

Gök’ün savunmasının ardından söz alan avukat Resul Temur ise müvekkilinin gazeteci olduğuna ilişkin belgeleri ve Gök’ün yaptığı haberleri duruşma öncesinde mahkemeye sunduklarını hatırlattı. Müvekkiline yönelik soruşturmadaki detayların çarpıtıldığını belirten Temur, polisin müvekkiline ismini sorduğu kişilerin iddianameye “kimliği tespit edilemeyen” kişiler olarak geçirildiğine dikkat çekti ve şöyle devam etti: “Aslında emniyet bu kişilerin ismini çok iyi biliyor. Ancak dosya kötü bir niyetle çarpıtılmaya çalışılıyor. Dosyada müvekkilin gazetecilik yaptığına dair herhangi bir kuşku yok.”  

Temur, 1898 yılında Mısır’da yayımlanan ilk Kürtçe gazete için iddianamede ‘sözde’ ifadesinin kullanılmasının  kaba ve yaralayıcı olduğunu söyledi. Ayrıca iddianamede yer alan gizli tanık ifadelerinin imzasız olduğuna ve hangi soruşturma kapsamında alındıklarının belli olmadığına dikkat çeken Temur, müvekkilinin Kürtçe yaptığı telefon konuşmaların da iddianameye yanlış çeviri ile aktarıldığını vurguladı. Avukat Temur, müvekkilinin konuşmalarının tercümesinin Kürtçe bilen bilirkişiye çözdürülmesi talep etti. 

Yurt dışı yasağı kaldırıldı

Savunmanın ardından ara kararını açıklayan mahkeme, gazeteci Gök hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sabır kod adlı gizli tanığın ise celse arasında dinlenmesine karar veren mahkeme, Gök ve avukatına gizli tanığa soracakları soruları mahkemeye sunmaları için 14 günlük süre tanıdı.

Bir sonraki duruşma 3 Haziran 2021 tarihinde görülecek.