Basın Özgürlüğüİfade Özgürlüğü

Gazeteci çiftin İran’dan Van’a uzanan hikayesi: “Koca bir hapishanedeyiz sanki”

Elyasi ve ailesi. Fotoğraf: Şenol Bali
Şenol Bali

Van – Her yıl yüzlerce göçmen Avrupa’ya geçmek amacı ile Ortadoğu’nun değişik ülkelerinden Van’a geliyor. Zaman zaman ölümle sonuçlanan zorlu yolculuktan sonra geldikleri yerde de olumsuz koşullardan kurtulamayan göçmenlerden biri de İranlı Kürt gazeteci Rahim Elyasi ve eşi Leyla Ravand.

İran’da gazetecilik faaliyetlerinden dolayı 11 yıl hapis cezasına çarptırılan Rahim Elyasi, 6 yıl kaldığı cezaevinden 2014 yılında mahkemeye teminat olarak verdiği iki tapu karşılığında izin alarak çıktı ve kaçak yollarla yaşadığı Merîwan şehrinden Van’a ulaştı. Siyasi mülteci statüsü ile Van’a yerleşen Elyasi kısa bir süre sonra eşi Leyla Ravand ve birkaç aylık bebekleri Sedef’i de yanına alarak kent merkezinde kiraladıkları küçük bir dairede yaşamaya başladı. Elyasi ailesi 7 yıldır bir taraftan vizelerinin onaylanması umudunu canlı tutmaya çalışırken diğer yandan da “büyük bir hapishane” diye nitelendirdikleri göçmenlik statüsünde birçok olumsuzluğa karşı mücadele vererek gazetecilik mesleğini sürdürüyor.

Van’a yerleştikten sonra Farsça yayın yapan gazete ve haber sitelerine yazı gönderen Elyasi, daha sonra kendi haber sitesini kurdu. Kürtçe ve Farsça yayın yapan güncel haber sitesinde daha çok kolberler (sınır ticareti yaparak geçimini sağlayan kimse, kaçakçı) üzerine yayın yaparak mesleğini icra etmeye çalışan Elyasi, sahada haber takibi yapmayı da özlediğini dile getiriyor. Gündemi güncel olarak takip eden Elyasi’ye eşi Leyla Ravandi de destek veriyor.

Haber kaynaklarıyla yaptığım görüşmeler ‘casusluk faaliyeti’ sayıldı

Haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri nedeniyle “casus” olmakla suçlandığını söyleyen Elyasi, daha sonra tutuklanarak cezaevine konulduğunu anlattı.

Tutuklanmasına gerekçe gösterilen gazetede çalıştığı döneme ilişkin bilgi veren Elyasi, “Ülkede siyasi faaliyet yapan kişilerle haber maksatlı gerçekleştirdiğim telefon görüşmeleri üzerinden ‘casus’ olmakla suçlandım. Bundan dolayı 10 yıl hapis cezası aldım. Daha sonra pasaportsuz Irak’a geçtiğim gerekçesiyle bana bir yıl daha ceza verildi. Üç ayrı cezaevinde toplam 6 yıl hapis yattım. 60 gün de yalnız bir odada kaldım. Büyük çocuğum Sedef o dönem bir yaşındaydı,” ifadelerini kullandı.

“Diktiğim dudaklarımı açmam şartıyla 10 gün izin verildi”

Elyasi, tutuklu bulunduğu cezaevinden ayrılışını ve Türkiye’ye gelişini ise şöyle anlattı: “Daha sonra protesto amaçlı olarak 15 günlüğüne dudaklarımı diktirdim; günlerce kimseyle konuşmadım, bir şey yemedim. Bunun üzerine cezaevi yönetimi ve mahkeme yetkilileri tarafından dikişlerimi açmam şartıyla bana ailemi görmem için izin verildi. 10 gün izin karşılığında iki evimin tapusunu teminat olarak gösterdim. Daha sonra kaçak yollardan Türkiye’ye geçtim. Eşim ve kızımın pasaportu vardı, onlar da benden sonra geldi.”

“7 yıldır BM’den haber bekliyoruz”

Van’a geldikten sonra ekonomik sorunlarla mücadele ettiklerini, zaman zaman saldırıya da uğradıklarını kaydeden Elyasi, yaşadıkları zorlukları şu cümlelerle aktardı:

“Bir dönem çevredeki esnaf tarafından saldırıya uğradık, eşimle beraber darp edildik. Bunlar dışında hâlâ ekonomik sorunlarla da boğuşuyoruz. Resmi çalışma iznimiz olmadığı için çalışamıyoruz. Birleşmiş Milletler’den (BM) gelen cüzi bir ödenekle zar zor geçinebiliyoruz.” 7 yıldır BM’den vize onayı için haber beklediklerini söyleyen Elyasi, sözlerine şöyle devam etti: “7 yıldır BM’den vize için haber bekliyoruz. Hiçbir gerekçe belirtilmeden sadece ‘bekle’ diyorlar. İranlı diğer mülteciler gelip birkaç ay içerisinde onay alıp gidiyorlar ancak biz yıllardır hâlâ bekliyoruz.” 

“Gazetecilikte ısrar edeceğim”

Sözlerine mesleğini anlatarak devam eden Elyasi, “7 yıldır Türkiye’de gazetecilik yapıyorum. Üç ayrı siteye haber yazıyordum. Daha sonra kendi haber sitemi kurdum. Eşimle beraber 28 aydır bu siteyi aktif olarak kullanıyoruz,” ifadelerini kullandı. Elyasi, gazeteciliği bırakıp bırakmayacağını ise şöyle cevaplıyor: “Gazetecilik yaptığım için İran’da hapis yattım ve şu an sürgünde göçmen olarak yaşam mücadelesi veriyorum. Elbette mesleğimi sürdürmekte ısrar edeceğim.”

Elyasi haber sitelerinde sadece sınır ticareti yapan kolberlerin haberlerini yapmalarına rağmen kendilerini yazma konusunda özgür hissetmediklerini de sözlerine ekledi.

“Yurtsuzluk zor, hapishanede gibiyiz”

Eşiyle benzer duyguları dillendiren Leyla Ravandi ise yurtsuzluğun zor olduğunu söyleyerek bulundukları durumdan nefret ettiğini anlatıyor:

“Bırak başka ülkeye gitmeyi, Erciş’e veya Hakkari’ye gitmemiz bile izne bağlanmış. Tamamıyla keyfi olarak taleplerimiz reddediliyor. Şehrimizi değiştirmek istedik, kabul edilmedi. Yurtsuzluk zordur. Kimsen yok senin. Bir yere gidemiyorsun, geçinemiyorsun veya mesleğini icra edemiyorsun. Diğer taraftan çocuklarım okuyor, bir şey yapamıyoruz. Hayatımız bitiyor resmen. Hapishanede gibiyiz. Bazen hayatıma son verecek seviyeye geliyorum ancak çocuklarımı düşünüp vazgeçiyorum. Başkasından veya yaşadığım yerden değil, kendi durumumdan nefret ediyorum.”