Basın ÖzgürlüğüMülteci Gazeteciler

Gazeteci Hiwa Molania’nın İran’dan Türkiye’ye uzanan zorunlu göç hikayesi

İDRİS YILMAZ

Van – Ülkesinde yaptığı haberler nedeniyle yargılanan ve işkence gören İranlı Kürt gazeteci Hiwa Molania, yaklaşık 14 yıl önce Irak’a geçmek zorunda kaldı. Burada da benzer baskılarla karşılaşan gazeteci, son olarak Türkiye’ye sığındı. Molania, yazacak çok şeyi olduğunu ancak içinde bulunduğu koşullar nedeniyle mesleğini yapmakta zorlandığını söylüyor.

Molania’nın hikâyesi dünyada birçok gazetecinin yaşadığı zorlukların bir benzeri. 

2006 yılının sonlarına doğru İran’da karşılaştığı baskı sebebiyle ailesi ile birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kalan Molania, ilk olarak İran’a en yakın ülke olan Irak’a sığındı. Bir süre Süleymaniye ve Zaho’da yaşamını sürdüren Molania, gazetecilik faaliyetlerini bu ülkede de yürütemedi. 2014 yılında Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı. Molania, halen özlem duyduğu mesleğini icra edemediğini belirterek, “Doğrulara karşı iktidarların tahammülsüzlüğü var. Fakat onların da doğruyu öğrenmeye ihtiyacı var” diyor.

“İran’da bir devlet görevlisinin suçunu ifşa ederseniz, en ağır iftiralara maruz kalırsınız”

Molania, İran’da Kürtlere yönelik devlet baskısının özellikle yoğun olduğuna dikkat çekiyor: “Hükümet Kürtleri sevmediği gibi Kürtlerin maruz kaldığı hak ihlallerini yazan gazetecileri de baskı altında tutuyor.”

Gazetecilerin devlet yetkililerinin suçlarını ifşa etmesi durumunda ağır hakaret ve iftiralarla karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Molania, ülkedeki durumun ciddiyetini şöyle anlattı: “İran’da bir gazeteci, devlet yetkilisinin suçunu ifşa ederse idam edilebilir. Yasa ve mahkeme kararlarını daha çok güçlüler belirler. Bu nedenledir ki, İran’da kimsenin hukuka güveni yoktur. Hakkında yeni soruşturma açılan biri, suçsuz olduğu kesin olsa bile, İran’da kalmak istemez ve İran’ı terk etmek zorunda kalır. Özellikle bu kişi gazeteciyse, İran’da durması artık kendisi ve ailesi açısından risktir.”

“Haber takibi sırasında gözaltına alınıp üç gün işkence gördüm”

İran’da 2006 yılında hükümete yönelik bir protestoyu takip ettiği sırada gözaltına alınan Molania, üç günlük gözaltı boyunca ağır işkenceye maruz kaldığını, serbest kaldıktan sonra hakkında çok sayıda soruşturma açıldığını belirtti. 

Molania, bu sürecin detaylarını şöyle aktardı: “Elimde kameramla çekim yapıyordum. Bu sırada müdahale oldu ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Alınanlardan biri de bendim. Zaten yaptığım haberlerle biliniyordum. Beni gözaltına alan ve darp eden polislerin hepsi beni tanıyordu. Kamerama el koydular, bana üç gün boyunca gözaltında işkence ettiler. En ağır işkencelere maruz kaldım. Daha sonra aklımı başıma almam için beni uyardılar. Sonrasında serbest kaldım, evime gittim. Yaşadıklarımı yazmak zorunda kaldım. Ben haberimi yazdıktan bir süre sonra hakkımda bir soruşturma daha açıldığını duydum. Sonrası malum, herkes gibi benim de ailemi düşünmem gerekiyordu. Bu sırada Irak’ın Kürdistan Bölgesi’ne göç etmek zorunda kaldım.”

“Memur maaşlarındaki kesinti ve gecikmeler hakkındaki haberlerim yönetimi rahatsız etti”

Yazıları İran’da özel olarak Kürtlerin yaşadığı sorunlara odaklandığı için iktidarın hedefi haline geldiğini ifade eden Molania, İran’ı terk ederken Irak Kürdistan Bölgesi’ne taşınmaya karar verdiğini belirtti ve ekledi: “Orada haberlerimi özgürce yazabileceğimi düşündüm.” 

Gittiği Irak Kürdistan Bölgesinde de hak ihlallerini kamuoyunun gündemine taşımaya devam eden Molania, memur maaşlarındaki kesinti ve gecikmeler hakkında yazdığı haberler sebebiyle orada da yönetim baskısı ile karşılaştı:

“İran’da basın ve ifade özgürlüğü nasılsa Irak’ta da aynı. İktidarlar her yerde aynıdır; eleştiriyi asla kabul etmezler, koltuklarını kaybedeceklerinden korktukları için saldırırlar. Bugün ülkesini terk eden gazetecilerden biriyim, ve bu benim için çok zor. Irak Kürdistanı’na çok büyük bir umutlar ve hayallerle gittim. Fakat Masoud Barzani yönetiminin İran yönetiminden hiçbir farkı yoktu. Devlet baskısı burada da devam etti. Bir iki internet sitesi vardı; zaman zaman onlar için haber hazırlıyordum. Son yaptığım haberler, devlet memurlarının maaşlarında yaşanan kesinti ve gecikmeler üzerineydi. Aylardır maaş alamayanlar vardı, onlarla yaptığım röportajlar Barzani yönetimini rahatsız etti.”

“Van sınırları dışına çıkamıyorum, sürgün edilirsem gidecek bir yerim yok”

Eşi ve iki buçuk yaşındaki oğluyla birlikte Van’da yaşayan Molania, burada geçimini serbest gazetecilik yaparak sağlıyor. Molania burada da çeşitli sınırlamalar nedeniyle mesleğini icra edemediğini aktarıyor: 

“Birkaç haber portalı için çeşitli haberler hazırlıyorum. Özellikle mülteci ve göçmen konuları üzerinde dosyalar hazırlıyorum. Fakat dil bilmediğim için zorlandığım durumlar oluyor. Buradaki gazeteci dostlarımdan yardım alıyorum. Herhangi bir kuruma bağlı olmadan freelance gazetecilik yapıyorum. Tabii serbestçe Van’ın dışına çıkamıyorum. Çünkü bana verdikleri izin belgesinde belirli kısıtlamalar mevcut. Birkaç kez göçmen bürosuna gazeteci olduğumu belirterek bu sınırlamanın kaldırılması talebinde bulundum; ancak talebim dikkate alınmadı.”

Türkiye’deki haber sitelerinin yeterli telif ücreti ödemediğini, serbest gazetecilikten elde ettiği gelir ile ailesinin masraflarını karşılayamadığını anlatan Molania, içinde bulunduğu koşulların yazmasına imkan vermediğini vurguluyor: “Elbette yazacağım çok şey var. Göçmenlerin yaşadıklarını ve görünmez kılınan hikayeleri gündemleştirecek çok haber var. Ne yazık ki bunları yazacak kadar güvende değilim.Bu ülkeden de sürgün edilirsem gidecek bir yerim yok. Şimdilik sadece mültecilerin maruz kaldığı zorluklara ve hak ihlallerine dikkat çeken haberler yazıyorum. Kim bilir, belki de yaşadığımız bu kaos ortamı sonlandığında kalemimiz özgürleşir ve biz de içimizi kalemimize dökecek fırsatı yaşarız. Özlem duyduğumuz gazeteciliği yapacak günlerimiz de olacak.”