Basın Özgürlüğü

Gazetecilik meslek örgütleri, Rojhat Doğru’ya verilen ağır cezayı değerlendirdi

DENİZ TEKİN

Diyarbakır-  Kameraman Rojhat Doğru’ya, son yıllarda görülen gazeteci davalarındaki en yüksek hapis cezalarından birisinin verilmesini değerlendiren Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, bu cezanın sahada olan gazetecileri korkutmak, haber takibinden koparmak için verilen bir gözdağı olduğunu söyledi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Mücahit Ceylan ise gazetecilerin somut olmayan delillerle, korku ve endişeyle karşı karşıya bırakıldığını söylerken, DİSK Basın-İş Sendikası Başkanı Faruk Eren ise bir kameramana ömür boyu hapis cezası verilmesinin, yaşadıkları tuhaflığın şahikası olduğunu ifade etti. Doğru ile birlikte aynı yerde haber takibi yapan bir gazeteci meslektaşı ise “Rojhat’ın karşı karşıya kaldığı durum bizi bin kere düşünmeye sevk ediyor” dedi.

Haber takibini yaptığı 6-8 Ekim Kobane olayları sırasında çektiği görüntülerle GGC’nin ödüle layık gördüğü gazeteci Rojhat Doğru’ya “bir elinde kamera bir elinde silah” olduğu iddiasıyla yargılandığı davada son yıllarda görülen gazeteci davalarındaki en yüksek hapis cezalarından birisi verildi. Azadiya Welat gazetesinin eski yazı işleri müdürü Vedat Kurşun, gazetenin 103. sayısı nedeniyle 2010 yılında 166 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra bu cezası 10 yıl 6 aya indirilmişti. Doğru ise “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarını işlediği iddiasıyla yargılandığı davada müebbet ve 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. “Örgüt propagandası yapmak” suçundan verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası ise ertelenerek, hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama kararı verildi. 

Bu ağır hapis cezası, bölgede yıllarca Doğru ile birlikte gazetecilik yapan meslektaşları arasında büyük bir şaşkınlık ve tepkiye neden oldu. Bu ağır ceza, aynı zamanda bölgede zorlu koşullar ve baskı altında gazetecilik mesleğini yürüten gazeteciler üzerinde sansür ve otosansürün daha da yaygınlaşması endişesini beraberinde getirdi. 

Gazeteci meslek örgütleri yöneticileri ve haber takibi sırasında Doğru’nun yanında olan meslektaşı, gazeteci Doğru’ya verilen bu cezanın nedenlerini, bunun bölgede gazetecilik mesleğini sürdüren diğer gazeteciler üzerindeki olası sonuç ve etkilerini MLSA’ya değerlendirdi. 

‘Rojhat’ın karşı karşıya kaldığı durum bizi bin kere düşünmeye sevk ediyor’ 

Kobane olayları sırasında gazeteci Doğru ile birlikte aynı yerde haber takibi yapan bir gazeteci meslektaşı, haberde isminin yazılmaması kaydıyla MLSA’ya görüş vermeyi kabul etti. Gazeteci bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Maalesef yargı öyle bir aşamaya geldi ki birçok zaman kimliğimizi saklamak zorunda kalıyoruz. Rojhat’ın karşı karşıya kaldığı durum bizi bin kere düşünmeye sevk ediyor. Acaba mesleğimizi icra ederken, ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’, ‘örgüt üyesi olmak’ ya da ‘cinayet’ gibi asılsız suçlamalarla karşı karşıya kalır mıyız diye. Çünkü bu ülkede bir tanık ifadesi -beyanlarını daha sonra geri çekse dahil- üzerinden bile insanlara, gerçekleri canı pahasına ortaya çıkaran gazetecilere müebbet hapis cezası veriliyor.”

Doğru’nun haber takibi yaptığı sırada “bir elinde kamera diğer elinde silah” olduğu iddiasının asılsız olduğunu vurgulayan gazeteci meslektaşı şunları söyledi: “Olayların yaşandığı dönemde aynı bölgede ben de haber takibi yapıyordum. Rojhat’ın nasıl karşıdan gelen kurşunların hedefi olduğuna şahitlik ettim. Canı pahasına orada yaşananları aktarmak ve kamuoyuna duyurmak için nasıl çaba sarf ettiğini şahit oldum. Rojhat’ın elinde yargılamada iddia edildiği gibi silah değil, iktidarların ‘en tehlikeli silah’ olarak gördükleri kamerası vardı. Rojhat’ın yaralandığını duyduğumda ben de o bölgeye gittim ve bölgeden çıkabilmek için birlikte çaba sarf ettik. Orada haber takibi yaparken hem devlet yetkilileri hem de sokağa döktüğü kişiler tarafından hedef gösterildik. Buna rağmen mesleğimizi icra etmekten vazgeçmedik. Ne hikmetse olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra, tüm televizyon kanallarının da kullandığı görüntüleri çeken arkadaşımıza ödül verilmesi gerekirken, müebbet ceza verildi. Bunun çok yabancısı değiliz elbette. Bu gerçekliği, daha önce öldürülen gazeteci arkadaşlarımızı, halen cezaevinde özgürlüklerinden yoksun bırakılan arkadaşlarımızdan biliyoruz.”

Doğru’ya ödül veren GGC Başkanı Ceylan: Bu ceza bizde şaşkınlık uyandırdı

Mücahit Ceylan

Doğru’ya ödül veren Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin (GGC) Başkanı Mücahit Ceylan, Doğru’nun uzun süredir gazetecilik yaptığına bölgedeki tüm meslektaşlarının şahit olduğunu belirtti. Bölgede görev yapan gazetecilerin çoğunluğunun, geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda haber takibi yaparken büyük risk ve tehlikeler yaşadığını anımsatan Ceylan, “Gazeteci, doğası gereği bu risklere rağmen haberi en iyi şekilde görüntülemek ve aktarmak için olağanüstü bir çaba harcar. Rojhat’ın o olaylarda çektiği görüntüler de bunun bir örneğidir. Çektiği görüntüler, GGC’nin o yılın başarılı gazetecileri yarışmasında dereceye girerek jüri tarafından ödüle layık görülmüştür. Rojhat’ın yaralandığı zaman kendisini çekmeye çalıştığı görüntüler de ortadadır. Elinde kamera olan ve bu kamerayı kullanmak için iki elin birden kullanılması gerektiğini, bu meslekle iştigal olan herkes bilir. Yargılama sürecinde bilirkişi raporu da bunu doğrulamıştır. Tüm bunlar bütün açıklığıyla ortadayken yargılama sonucunda mahkum edilmesi kararı, bizde şaşkınlık uyandırdı” ifadelerini kullandı.

Doğru hakkında açılan davada birleşen iddianamelerdeki diğer suçlamalar için yorum yapamayacağını dile getiren Ceylan, “Gazetecilik faaliyeti yürütürken kendisine isnat edilen suçlama ve mahkumiyet kararı, delillere dayandırılmalıdır. Dolayısıyla kararın bu şekliyle üst mahkemeden döneceğine inanıyorum” dedi. Yargının bu tür davalarda daha titiz davranması ve somut deliller ışığında karar vermesi gerektiğini söyleyen Ceylan, şöyle devam etti: “Gazeteciler de, somut delillere dayanmayan olası suçlamalara karşı, korku ve endişeyle karşı karşıya bırakılmamalıdır.”

DFG Eş Başkanı Altan: Rojhat suç işlememiştir, gazetecilik yapmıştır

Serdar Altan

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, gazeteci Doğru’ya mesleki faaliyeti nedeniyle verilen ağır cezanın hiçbir hukuk normuyla açıklanamayacağını söyledi. Altan, “Bu ceza, intikam alırcasına alınan bir karardır. Oysa ki tüm dosya kapsamına bakıldığında Rojhat’ın tamamen suçsuz ve bir kurgu davayla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor. Verilen ifadeleri çürüten bilirkişi raporuna, tanık ifadelerine ve daha birçok lehte delile rağmen böylesi bir ceza verilmiştir. Rojhat’a yönelik bu öfkenin ve düşmanca tutumun sebebi, bu gerçekleri ortaya çıkarmasıdır, Bu cezanın kabul edilecek hiçbir tarafı yoktur” dedi. 

Gazeteci Doğru’nun suç işlemediğini, gazetecilik yaptığını vurgulayan Altan, “Ortada hiçbir somut delil yokken böylesi bir cezanın verilmesi, Rojhat’ın gazeteciliğine gölge düşürmez. Bugün eğer Rojhat’a sahip çıkmazsak, yarın öbür gün benzer bir yaklaşımın başka gazeteciler için de sergilenmeyeceğinin garantisini veremeyiz. Bu nedenle özellikle ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri bu konuda net bir tutum sahibi olmalıdırlar” çağrısında bulundu. 

Gazeteci Doğru’ya verilen ağır hapis cezasının aynı zamanda sahada olan gazetecileri korkutmak, sahada haber takibinden koparmak için verilen bir gözdağı olduğuna işaret eden Altan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ceza, ‘Eğer yalanlarımızı ortaya çıkarırsanız, bu akıbete uğrarsınız’ demenin hukukçasıdır. Bu kararla, toplumsal olayları takip eden gazeteciler sahadan ve olaylardan uzak tutulmak istenmektedir. Bu da gazeteciliğe vurulan ağır bir darbedir. Bu karara rağmen halkın haber alma hakkını savunan, gerçekleri açığa çıkarmak için canı pahasına mücadele eden gazeteciler doğruları yazmaya, gerçekleri kameralarıyla çekip yansıtmaya devam edeceklerdir. Henüz yeni kutladığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle de bir kez daha haykırıyoruz; gazetecilerden elinizi çekin, çünkü ‘Gazetecilik Suç Değildir!’” diye kaydetti. 

‘Bir kameramana ömür boyu hapis cezası verilmesi yaşadığımız tuhaflığın şahikasıdır’ 

Faruk Eren

DİSK Basın-İş Sendikası Başkanı Faruk Eren, Türkiye’de gazetecilerin sistematik baskı altında olduğunu belirterek, iktidarın kamuoyunda duyulmasını istemediği haberleri yapan gazetecilerin tutuklama, gözaltı ve davalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. İktidarın uygulamalarına itiraz edenlerin “terör örgütüyle ilgisi olmamakla birlikte yardım etmek” ya da “terörle iltisaklı” gibi hukuk tarihine garabet olarak geçecek suçlamalarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Eren, “Gazeteciler hakkında açılan davalarda gazetecileri yaptığı haberler nedeniyle yargıladıklarını itiraf edemeyeceklerine göre bir bahane uydurmak zorundalar. Bir kameramana ömür boyu hapis cezası verilmesi, yaşadığımız tuhaflığın şahikası. Bu cezaların bizce hiçbir hükmü yok. Bir gün gerçekten demokrasi ve barış ortamında gerçek bir adalet sisteminde yaşayacağız. Bu eziyetler bir şekilde tazmin edilecek” değerlendirmesini yaptı.