Arşiv

Yalnızlık Pandemisi 8: “Görüşe ‘Baba işten izin aldı’ diye giderdik, oğlum şimdi niye gitmediğimizi soruyor”

Yalnızlık Pandemisi 8: “Görüşe ‘Baba işten izin aldı’ diye giderdik, oğlum şimdi niye gitmediğimizi soruyor”
Burcu Karakaş
Sessizce gidenler, sessizlikte kalanlar… Gizlilikle gömülenler, kayıplarıyla vedalaşamayanlar… Teselli bulamayanlar, teselli edemeyenler… Öpüşemeyenler, kucaklaşamayanlar… Yalnız kalanlar, aklı yalnızlarda kalanlar… COVID-19 pandemisi nedeniyle hayatımızın orta yerine düşen “sosyal mesafe”, duygu durumlarımızı alt üst etti. Tokalaşmanın dahi mecburen rafa kalktığı bu günlerde, ruh ve akıl sağlığımız da imtihandan geçiyor. Her istediğimiz yerde bulunamıyor, her isteyene şifa olamıyoruz. Hepsinden ötesi, bu halin ne kadar süreceğini de bilmiyoruz. Bu yazı dizisi, tarihe tanıklık etmenin yoruculuğunu paylaşmak fikrinden doğdu. Paylaştıkça hafifleyeceğimiz inancıyla…

Ben şimdi biraz da Senin için görüyorum Gökyüzünün parlak Bakış seken mavisini —Metin Altınok

“Düğünümüzü seyrediyorum da, Mira da ağlıyor ‘Ben neden düğünde değilim’ diye!” Mira, Hülya’nın iki yaşındaki kızı. Hülya, gazeteci Aziz Oruç’un eşi. Hülya Oruç’u aradığımda çocuklarıyla düğün videosunu seyrediyordu. Çünkü tutuklu olan kocası ile hasret gidermesinin tek yolu şimdilik bu.  “Pazartesi, Aziz tutuklanalı beş ay olacak.” Gazeteci Aziz Oruç, 18 Aralık 2019’da Ağrı Doğubayazıt’ta “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Aziz halen Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu. Hülya, salgın nedeniyle eşinin sağlığından endişeli. Sözünü sakınmayan Hülya, cezaevindeki hijyen koşullarının yaratabileceği tehlikeyi sosyal medyadan da sıklıkla dile getiriyor. Öyle ki bu açık sözlülüğü yakın zamanda onun da başını “yaktı.” Geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan Hülya’ya yurtdışı çıkış yasağının yanı sıra ev hapsi verildi “Aziz’i inanılmaz özledim. Pandemi nedeniyle 2.5 aydır görmüyorum.” Hülya, Aziz’e çok ama çok aşık… “Nesini seviyorsun en çok” diye gülerek sorduğum soruya, “Her şeyini seviyorum” diye cevap verirken sesinde çiçekler açıyor. O kadar mutlu oluyor ki Aziz hakkında konuşurken, insana o an hayatta her şey mümkünmüş gibi geliyor.  “Çok sevgi saygı dolu bir ilişkimiz var. Aziz mükemmel davranır bir kadına. İnce ruhludur. Her zaman yanındaydım, her zaman da yanında olacağım.” Ortak arkadaşları aracılığıyla tanışmış, birbirlerini çok sevmişler. Aziz üniversite öğrencisiyken de tutuklanmış bir ara, yani bu cezaevi nedeniyle yaşadıkları ikinci ayrılık aslında. 2015 yılında evlenmişler. Aziz Kürt, Hülya Türk. Bir önemi yok belki ama sorun olmuş işte. Aileler evlenmelerini istememiş. Evlilik zor olmuş, ama olmuş. Azizsiz hayat ise hali hazırda zorken bir de salgın gelmiş. İki çocukla hayat kolay değil, bir de üzerine aklı her an cezaevinde olan sevdiceğinde… İzolasyon nedeniyle gelenleri gidenleri de yok. Yalnızlar açıkçası.   “Evle ilgili iki çocukla her şeyi ben yapıyorum. Zaten psikolojik sıkıntılarımız vardı. Karantina da durumumuzu çok etkiledi.” Görüş yok, haftada yirmi dakika telefon görüşmesi var. Ancak yirmi dakika ile kim nasıl hasret gidersin? Hülya’nın deyişiyle, o yirmi dakikalık konuşma hiçbir şeye yetmiyor. Aziz’in sağlık sorunları var. Hülya’nın bu nedenle de endişesi dinmiyor. Cezaevlerinde Covid-19 vakaları deseniz, sayı her geçen gün artıyor. Hülya’ya bu artış “inanılmaz ürkütücü” geliyor. Cezaevlerinde tespit edilen ilk vakaları duyduğunda çok korkmuş. Ancak Aziz için “Güçlü bir adam” diyor. Bunu bilmek, ona güç veriyor. Fakat eklemeden de edemiyor. “Güçlü ama cezaevi psikolojisi de farklı bir şey… Artık işimiz şansa kaldı gibi bir durum yani.” Hülya, üç yaşındaki oğlu Aren ve iki yaşındaki kızı Mira ile Aziz’in tutuklu olduğu Ağrı’ya daha yakın olduğu için Diyarbakır’da yaşıyor. Pandemi öncesi açık görüş olduğunda iki çocuğunu da yanına alıp bazen otobüsle bazen ise ailesinin arabasıyla Patnos’un yolunu tutarmış. Diyarbakır-Ağrı arası, 4.5 saat… Mira henüz çok anlamasa da Aren sorarmış: “Göremediğimizde ‘Babanız çalışıyor’ diyorum. Görüşe giderken ‘Babanız izin aldı, çağırdı bizi. İş yerinde görmeye gidiyoruz’ diyorum. Bu aralar görüşe gidemiyoruz ya, Aren sordu. ‘Babam neden izin almıyor, çağırmıyor bizi’ diye…” En son cezaevine görüşe gittiklerinde Aren gardiyanı polis sanıp babasının tutuklanıp tutuklanmadığını sormuş ama Hülya bu soruyu da bertaraf etmeyi bilmiş.  Gazeteci olarak gördüğü baskılardan bunalan Aziz, Ermenistan üzerinden Avrupa’ya gitmek isterken Ermenistan’da yakalanarak İran’a teslim edilmişti. Hülya, kocasının İran’da çok ağır işkencelere maruz kaldığını anlatıyor. O dönem Aziz, Türkiye’den ayrılacağı için her şeylerini satmak zorunda kalmışlar. Hülya şimdi çok sevdiği eşinden ayrı iki çocuğuyla kirada oturuyor.  Aziz hakkında düzenlenmiş bir iddianame halen yok. Hülya’nın su bile almak için evden çıkamadığı 11 günlük ev hapsi kalkmış ancak içi rahat değil çünkü baskılar devam ediyor. Şimdi bir de Aziz’le beraber çocuklarını düşünüyor. “Ben de tutuklanırsam çocuklara kim bakacak?” Hülya’nın geleceğe dair pek umudu yok aslında. Çünkü ne yargıya ne de adalete zerre kadar inancı ya da güveni var. Bildiği tek şey, Aziz’den vazgeçmeyeceği.  “Sonuna kadar mücadele, evet… Ama ne olacağını, nasıl olacağını kestirmek çok zor…”
Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.