Dava İzleme

Hakkında 18 yıl hapis cezası istenen gazeteci Ruşen Takva hâkim karşısına çıktı 

Van – Van’da serbest gazetecilik yapan Ruşen Takva hakkında kentte yapılmak istenen bir yürüyüşü takip ettiği gerekçesiyle “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Takva ve avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme, dosyanın esas hakkında mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 12 Ekim tarihinde görülecek.

Ruşen Takva’nın, beş yıldan uzun süredir eylem ve etkinliklerin yasak olduğu Van’da 8 Ocak 2021 tarihinde Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır’ın katılımıyla düzenlenmek istenen Kürt Halkının Özgürlüğü ve Ulusal Birliği konulu basın açıklamasını ve yürüyüşü gazeteci olarak takip etmesi suçlama konusu yapıldı. İddianamede Takva’nın “yürüyüşü düzenleyen ve yöneten konumunda olduğu” ve “uyarılara rağmen yasal olmayan gösteri ve yürüyüşe devam ettiği” iddia edilerek gazeteci hakkında 9 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

“Silahlı terör örgütü üyeliği” ve 2911 sayılı Toplama ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla hâkim karşısına çıkan Ruşen Takva, duruşma salonunda hazır bulundu. Kovid-19 pandemisine yönelik tedbirler kapsamında sınırlı sayıda gazeteci ve izleyici salona alındı. Takva’nın meslektaşları da dayanışma için duruşmayı takip etti.

Takva: “DHA ve İHA temsilcileri ile aynı amaçla orada bulundum”

Gecikmeli olarak başlayan duruşmada ilk olarak gazeteci Takva söz aldı. Söz konusu yürüyüşü gazeteci olarak takip ettiğini ifade eden Takva, “Van’da DBP’nin yapmak istediği   basın açıklamasına gazeteci olarak katıldım. Sadece ben değil DHA, İHA gibi ajansların temsilcileri de vardı. Onlar hangi amaçla orada yer aldılarsa ben de o amaçla orada bulundum,” diye konuştu. 

“Politik bir iddianame”

Bu soruşturmanın iddianameye dahi dönüşmeden kapanmış olması gerektiğini söyleyen Takva, “Kitlenin yürüyüşüne izin verilmesi üzerine ben de gazeteci olarak kitleye eşlik ettim. Bu iddianame davaya dönüşmemeliydi. Öte yandan iddianamede benle ilgili sadece yarım sayfalık bir bölüm var. Politik bir iddianame. Zaten ‘Kürt’ kelimesi küçük harf ile yazılmış. Ya edebiyatı bilmiyorlar ya da bu politik bir tutumdur,” dedi.

Mahkeme heyetinin “Yürüyüşü nereden öğrendiniz?” sorusuna karşılık, “Ben gazeteciyim, haber havuzumuz var. Öncesinden haber edilir, biz bu bilgi ile birlikte tercihte bulunarak açıklamaya gittik,” yanıtını verdi.

“Kolluk kuvvetleri ve savcılık gazeteci olduğumu biliyor” 

Savunmasının devamında dosyada suç unsuru olarak yer alan fotoğrafa dikkat çeken Takva, “Kamera kayıtlarının önü ve arkası kesilerek fotoğraf alınmış. Bu fotoğraf delil olarak kullanılmış ve kitleyi yönettiğime dair bir iddiaya konu edilmiş. Kolluk birimleri de, savcılık da benim gazeteci olduğumu bilmelerine rağmen dava açma yoluna gittiler,” şeklinde konuştu.

Yürüyüşün bir gazeteci için haber konusunu olduğunu vurgulayan Takva, yürüyüşü fotografladığını ve sosyal medya hesabında haber amaçlı paylaştığını da söyledi. Yürüyüşü organize etmesi gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını söyleyen Takva, beraatini talep etti.

Tanık polis memuru A.Ş. dinlendi

Takva’nın savunmasının ardından A.Ş. isimli polis memuru tanık olarak dinlendi. A.Ş. beyanında şunları söyledi: “Kürt birliği konusuyla ilgili basın açıklaması yapılacaktı. Valilik uygun bulmayarak yasakladı. Ancak basin açıklamasını yapacaklarına dair haberler yapıldı. Biz de güvenlik amacıyla orada bulunuyorduk. Önce uyarı ve engelleme oldu, sonrasında müzakere yapıldı. Orada bir arkadaşımız yaralandı. Ruşen Takva da grubun içinde bulunuyordu ama yönlendirdiğine dair net bir şeyim yok. Müzakere aşamasında var mıydı, hatırlamıyorum.”

Tanık polis memurunun ardından tekrar söz alan Takva, beyana karşı: “Polis memuru, ihtimaller üzerine bir beyan verdi. O gün yürüyüşü gazeteci olarak takip ettiğimi memur bey de biliyor. Gazeteci olduğumu bilmesine rağmen muallak cevaplar verdi. Dolayısıyla  aleyhime olan beyanını kabul etmiyorum,” dedi.

Av. Kaçan: “Ülkede haber alma özgürlüğü kriminalize ediliyor”

Takva’nın ardından söz alan avukat Mahmut Kaçan, gazeteciliğin suç olmadığını söyledi. Kaçan, “Gazetecilik suç  değildir. İddianamede müvekkilimle ilgili somut bir eylem yok. Tamamen klişe ibareler mevcut. Polis fezlekesinin iddianameye dönüşmüş haliyle karşı karşıyayız. Dosyada yer alan sosyal medya paylaşımları da müvekkilim gazeteci olduğunu gösteriyor,” diye konuştu. Ülkede haber alma özgürlüğünün kriminalize edildiğini ve bu davanın da bunun bir parçası olduğunu vurgulayan Kaçan, “Dosyada müvekkilime atfen bir eylem olsaydı savunma yapacaktık ama öyle bir kanıt veya eylem dahi yok. Birbirinden kopuk bir iddianameyle yargısal bir mobbing uygulanıyor,” dedi ve Takva’nın beraatini talep etti.

 “İddianame zorlama bir şekilde hazırlanmış”

Takva’nın diğer avukatı Burcu Şener ise şöyle konuştu:

 “İddianame yüz sayfadan oluşuyor ancak  müvekkilime dair iki sayfa var. Buradan da anlaşılıyor k,i bu iddianame zorlama bir şekilde hazırlanmış. Dosyada iki delil var. Bir tanesi bir görüntü, CD’den çözülmüş bir görüntü. Öncesi ve sonrası yok. Diğer delil ise bir Twitter dizisi. Bunlar da haber niteliği taşıyor. Bu iki delilden nasıl bu suç unsuru çıkarılabiliyor?”

“Müvekkilimin elinde bir pankart var mı, polise bir mukavemeti var mı?” diye soran Şener, sözlerine şöyle devam etti: “Gazeteciler son zamanlarda en çok yargılanan meslek grubu olmaya başladı. Gazetecilik suç değildir. Ruşen Takva ulusal ve uluslararası alanda önemli haberler yapmış bir gazetecidir.” Dosyada yer alan delillerin suç unsuru taşımadığını belirten Şener, Takva’nın beraatini istedi.

Mahkeme, dosyanın esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 12 Ekim 2021 tarihinde görülecek.