Dava İzleme

Kobanê Davası İzleme Raporu: Avukatlar salona alınmadı, SEGBİS mikrofonları kapatıldı

Aralarında HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 28’i tutuklu, 6’sı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan toplam 108 siyasetçi hakkında 6-8 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşanan Kobanê eylemleri gerekçe gösterilerek açılan davanın ilk duruşması 26 Nisan 2021 tarihinde görüldü. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı dosyanın ilk duruşması, 15 Temmuz askeri darbe girişimi sonrasında darbe girişimine ilişkin davaların görülmesi için Sincan Ceza ve İnfaz Kurumu Kampüsü içinde inşa edilen duruşma salonunda görüldü.

Duruşma salonu yaklaşık 1500 kişilik bir kapasiteye sahip olmasına rağmen sınırlı sayıda avukat ve izleyici içeri alındı. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, adil yargılanma hakkı ihlallerinin raporlamak adına gözlemci olarak duruşma salonundaydı.

Duruşma Öncesi 

Duruşmanın görüleceği Sincan Cezaevi Kampüsü’ne girişler sırasında araçlar üç ayrı noktada kurulan polis kontrol noktalarında durduruldu. Kontrol noktalarının ilkinde avukat ve görevlilere ait araçların geçişlerine izin verilirken, diğer araçlar polislerce arandıktan sonra geçişlerine izin verildi. İlk kontrol noktasında, cezaevine geçiş yapan tüm araçların bir polis kamerası aracılığıyla kayıt altına alındığı görüldü. İkinci arama noktasında avukat ve görevlilere ait araçların geçişine izin verilmedi. Bu kontrol noktasında geçişlerine izin verilmeyen araçlarda bulunan yurttaşlar araçlardan indirildi. Kimlik kontrolü ardından yaklaşık olarak 500 metre mesafedeki cezaevi giriş kapısının bulunduğu bölgeye yaya olarak gidildi.

Kontrol noktalarındaki yoğun güvenlik önlemlerinin yanı sıra cezaevi bölgesinde polislerin drone uçurduğu, cezaevi yerleşkesi ve çevresinin havadan kamera ile kayıt altına alındığı görüldü.

Cezaevi kapısındaki üçüncü bir kontrol noktasında ise geçişlerine bu aşamaya kadar izin verilen araçların yeniden aranması söz konusu oldu.

HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar, Pervin Buldan ve milletvekillerinin de içinde bulunduğu bir heyet, duruşma öncesinde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak basın açıklaması yapmak isteyen grubun etrafını çevreleyen polis, kalkanlarla basın mensuplarını görüntü almasını engellendi. Açıklamanın yapıldığı alana girmek isteyen basın mensupları ise sivil polislerce kaba kuvvet kullanılarak alandan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Açıklamanın herhangi bir basın kuruluşu tarafından takip edilmesi polislerce engellendi.

Bu sırada özellikle Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirlerinin doğrudan polislerce zor kullanılarak bölgeden uzaklaştırıldığı görüldü. Ajans muhabirlerinden Diren Yurtsever ve Selman Güzelyüz polisin fiziksel şiddetine maruz kaldı.  Polisler, uygulamaya karşı çıkan muhabirlere “Müdürümüzden emir aldık, Mezopotamya Ajansı’nı burada bulundurmayacağız” yanıtını verdi ve muhabirleri bölgeden uzaklaştırdı.

Cezaevi yerleşkesine girerek duruşmayı izlemek isteyen tüm izleyicilerin, gazeteciler de dahil olmak üzere, T.C. kimlik numaraları polislerce kayıt altına alındı. Sincan Cezaevi Kampüsü içinde bulunan duruşma salonunda görülen duruşmaları takip sırasında daha önce sarı basın kartı olmayan gazetecilere zorluk çıkartılarak bilgisayar ve telefonları ile duruşmaya girişlerinin engellendiği gözlemlenirken, bu duruşmada benzer bir engel çıkartılmadı. İzleyici ve basın mensupları, T.C. kimlik numaralarını bilgisayar başında kayıt alan polislere bildirdikten sonra X-Ray cihazından geçerek duruşma salonuna giriş yaptı.

Duruşma Salonu

Duruşmanın görüldüğü salon, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında darbe girişimiyle ilgili olarak açılan davaların görülmesi için Sincan Cezaevi Kampüsü içerisinde hazırlanan duruşma salonlarından birisiydi. Bu duruşma salonlarının inşasına Temmuz 2016’dan sonra başlandı ve darbe girişimiyle ilgili davalar dışında yalnızca HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın duruşmaları burada görüldü. Duruşmanın görüleceği salon, yerleşkedeki en geniş kapasiteye sahip olmasına rağmen pandemi tedbirleri kapsamında uygulanan sosyal mesafe kuralları nedeniyle oturma düzeni yeniden tasarlanmıştı.

Yaklaşık 1500 kişilik bir kapasiteye sahip olan duruşma salonunun kapasitesi yarıya indirilmişti. Ancak jandarma ve çevik kuvvet polislerinden oluşan 300’e yakın güvenlik kuvveti salonda hazır edilmişti. Basın mensupları için bir bölüm ayrılmış olsa da bu bölüm basın mensuplarının aynı kampüste daha önce görülen duruşmaları izlemesi için ayrılan bölümlerden farklıydı. Avukatlar ve milletvekilleri için salonun sağ tarafında bir bölüm ayrılmıştı. 1200 avukatın yetki belgesi sunduğu göz önünde bulundurulduğunda avukatlara ayrılan alanın çok yetersiz olduğunu söylemek mümkün. Nitekim duruşmanın başlamasına kısa bir süre kala bu bölümde yalnızca 60 avukat bulunuyordu. Geride kalan avukatların duruşma salonuna girişinin, “Talimat var, güvenlik ve pandemi nedeniyle başka avukat alınmayacak,” beyanında bulunan polislerce engellendiği görüldü.

Öte yandan duruşma salonunda müşteki ve mağdur yakınları ile avukatları için ayrılan bölüme duruşmanın başlangıcı sırasında üst düzey bürokrat olduğu iddia edilen birkaç ismin oturduğu ve duruşmanın gidişatını izlediği görüldü. Dört kişiden oluşan ve çevredekilerle hiçbir şekilde iletişim kurmayan, mahkeme heyetine de yakın bir noktada oturan bu grubun duruşmanın ilerleyen saatlerinde salonu terk etmesi de dikkat çekiciydi.

Duruşma salonunda sadece 18 sanık hazır edildi. Tutuklu yargılanan siyasetçiler Alp Altınörs, Bülent Barmaksız, Günay Kubilay, İbrahim Binici, İsmail Şengül, Mesut Bağcık, Nezir Çakan, Zeki Çelik, Ayla Akat Ata, Ayşe Yağcı, Berfin Özgü Köse, Bircan Yorulmaz, Dilek Yağlı, Emine Beyza Üstün, Meryem Adıbelli, Pervin Oduncu, Sibel Akdeniz ve Sebahat Tuncel duruşma salonunda hazır bulundu.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden; Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve Gülser Yıldırım Kocaeli-Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden; Zeynep Ölbeci Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden; Emine Ayna Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden; Ali Ürküt, Cihan Erdal, Nazmi Gür ve Ayhan Bilgen ise Sincan 2 No’lu Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Davada tutuksuz yargılanan Sırrı Süreyya Önder İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nden; Altan Tan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ve Ahmet Türk ise Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı.

Ancak SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan siyasetçilerin beyanlarının büyük bir bölümünde teknik sorunlar yaşandı. Basın mensupları ve izleyiciler SEGBİS aracılığı ile beyan veren sanıkların sözlerinin büyük bir kısmını duyamadı. Duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan siyasetçiler önlerindeki kağıtlara “Duymuyoruz” yazarak kameraya göstermelerine rağmen teknik problem duruşma boyunca devam etti. Yine salon içerisindeki mikrofonlarda da sık sık teknik sorunlar yaşandı. Usule ilişkin beyanda bulunan Sebahat Tuncel’in sözü dört kez kesildi. Her defasında mikrofonlar değiştirildi. Ancak bu durum bile Tuncel’in beyanlarını sağlıklı bir şekilde tamamlamasını sağlayamadı.

Mahkeme Heyeti ile Mahkeme Başkanının Tavrı

Duruşma, planlanandan yaklaşık bir buçuk saat gecikmeli olarak başladı. Duruşmaya bakacak olan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, birkaç hafta önce sırf bu dosyanın yargılamasını görmesi için özel olarak atanmıştı. Özel olarak atanan bu heyetin özellikle başkanının tavrı duruşma başından itibaren tamamen ciddiyetsiz bir şekilde duruşma sonuna kadar sürdü.

Duruşma henüz başlamadan önce salonda bulunan avukatlar, salon kapısı önünde içeri alınmayan avukatların bulunduğunu ve polislerin savunma avukatlarının içeri girmesine engel olduğunu belirtmelerine rağmen mahkeme başkanı, “güvenlik ve COVID-19’a yönelik tedbirler” gerekçesiyle, avukatların bu beyanlarını duymazdan geldi. Avukatlar heyetin bu tutumunu alkışlarla protesto etti ve duruşma salonunu terk etme kararı aldı. Mahkeme başkanı, avukatların alkışlı protestosunu “Duruşma salonunun düzenini bozarsanız salon dışına çıkartırız” diyerek, tutanağa geçirdi.

Savunma avukatlarının salonu terk etmesine rağmen duruşmaya sanıkların kimlik tespit ile devam edildi. Siyasetçilerin neredeyse tümü avukatların duruşma düzenine karşı beyanlarının dikkate alınmayarak salonu terk etmesiyle nedeniyle kimlik tespitine dair beyanda bulunmayacağını belirtti. Mahkeme Başkanı ise tüm siyasetçilere kimlik beyanlarına dair soruları ısrarlı bir şekilde sormaya devam etti. Avukatların salonda bulunmaması nedeniyle sorulan sorulara yanıt vermeyeceğini beyan eden sanıkların bu yönlü sözleri kesildi, hızlıca kimlik tespiti ile ilgili soruları yöneltildi ve yanıt alınmadığı takdirde sanıkların yanıt vermediği tutanağa geçirildi. Duruşma katibine bu durumu “Sorulan sorulara cevap vermedi” şeklinde tutanağa geçirmesi yönünde talimat verildiği duyuldu.

Yaşanan bu duruma tepki gösteren kimi siyasetçilerin beyanları zaman zaman alaycı bir tavırla kesildi, ardından kimlik tespitine dair sorular tekrarlandı. Bu sırada yargılanan siyasetçilerden Sebahat Tuncel, “Avukatlar olmadan duruşmaya devam edemezsiniz. Bu hukuksuzluktur” diyerek tepki gösterdi. Mahkeme başkanı bu beyanı da duymazlıktan geldi. Benzer şekilde avukatların yokluğunda yapılan kimlik tespitine yönelik tepkilerin hiçbiri kayıt altına alınmadı ve tutanağa geçirilmedi.

SEGBİS aracılığıyla bağlanıp kendilerine kimlik tespiti ile ilgili sorular yöneltilen siyasetçiler birkaç cümle beyanda bulunmak istediği sırada “Edirne’nin sesini kapatalım, Kocaeli 2 No’lu’nun sesini kapatalım” gibi sözler ile talimat vererek duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan sanıkların beyanda bulunmasının engellendiği görüldü.

Mahkemenin bu tutumuna karşı salonda hazır edilen sanıklar ise “Savunma hakkı engellenemez” sloganlarıyla duruma tepki gösterdi.

Bu sırada önemli olan bir başka ihlal de Kürtçe savunma yapmak isteyen sanıklar açısından yaşandı. Siyasetçilerden üçü Kürtçe savunma yaptı. Bu üç savunma, salonda bulunan tercüman aracılığıyla Türkçe’ye çevrildi. Ancak siyasetçiler, tercümanın savunmalarını yanlış çevirdiğini tespit ederek bu duruma itiraz etti. Yanlış çeviri yapıldığına dair uyarılara rağmen mahkeme başkanı tercümanın yaptığı çevirileri dikkate aldı.

Mahkeme başkanı, beyanda bulunmak isteyen avukatlara da söz vermedi. Gün boyu süren duruşma sırasında yalnızca üç avukat usule ilişkin itirazda bulunmak için söz alabildi. Söz alan üç avukatın beyanları toplamda on dakikayı geçemedi.

Beyanların ardından mahkeme heyeti, reddi hâkim taleplerine ilişkin yazılı beyanda bulunmaları için Demirtaş, Yüksekdağ ve Tuncel’e ek süre verilmesine karar verdi. Diğer sanıkların ve avukatların duruşma sırasında dile getirdikleri reddi hâkim talebi ise bu aşamada reddedildi.

Reddi hâkim talebinin reddine ilişkin bir üst mahkemeye itiraz yolunun açık olması nedeniyle de bir sonraki duruşmanın 3 Mayıs Pazartesi günü görülmesine hükmedildi.

Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) pandemi tedbirleri kapsamında alınan tam kapanma kararına ilişkin yayımladığı karar doğrultusunda 29 Nisan tarihinde duruşma tarihini yeniden değerlendiren mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmayı 18 Mayıs’a erteleme kararı aldı. Dosya üzerinden yapılan incelemede tutuklu siyasetçilerin kaçma şüphesi olduğu öne sürülerek tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Genel Gözlemler

Duruşmaya henüz ara verilmemişken, gazilik madalyası taşıyan bir grup duruşma salonundan ayrıldı. Müşteki ya da mağdur yakını olup olmadıkları açıklanmayan bu grup duruşma salonundan ayrılırken, bozkurt işareti yaparak HDP ve Selahattin Demirtaş aleyhinde sloganlar attı, savunma avukatları ve HDP’li bir grubun arasından geçerek salondan ayrıldı. Grup ısrarla sloganlarını sürdürdü ve polis barikatının ardına geçerek bekleyişe geçti. Bu sırada kimi avukat ve HDP’liler duruma tepki göstererek polislerin bu kişilere müdahale etmesini istedi. Ancak polisler provokasyon amacı taşıyan bu gruba herhangi bir müdahalede bulunmadı. Aksine, bu gruba tepki olarak “Faşizme karşı omuz omuza” sloganı atan HDP’lilere “provokasyon yapıyorsunuz” dendi, müdahale tehdidinde bulunuldu.

Aynı yerleşkede görülen önceki duruşmalar sırasında basın mensupları ve izleyicilerin ihtiyaçlarını karşılaması için faaliyette bulunan kantinin bu duruşma boyunca kapalı kaldı. Şehir merkezinden yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan duruşma salonundaki izleyicilerin temel ihtiyaçları da bu nedenle HDP’liler tarafından karşılandı.