Dava İzlemeHaberler

Mahkemeyi reddeden Kozağaçlı hakkında suç duyurusu

-

İstanbul – Cansu PİŞKİN, ÇHD ve HHB üyesi avukatların yargılandığı davada mahkeme, tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı hakkında beyanları nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 6’sı tutuklu 20 avukatın “Terör örgütü yöneticiliği” ve “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davaya devam edildi. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Kampüsünde görülen duruşmada tutuklu avukatlar, Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşçı ve Barkın Timtik ile tutuksuz avukatlar Ahmet Mandacı, Zehra Özdemir, Yaprak Türkmen hazır bulundu. Duruşmayı, aralarında HDP Milletvekili Musa Piroğlu, CHP Milletvekili Mahmut Tanal, Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği’nden (ELDH) avukatlar ile İtalya, Belçika, Almanya, Fransa ve Yunanistan’dan avukatların da bulunduğu çok sayıda kişi izledi. Üçüncü blok duruşmalarının ikinci gününde sanıklar reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme başkanı Akın Gürlek talepler sırasında sık sık beyanları böldü ve “Mahkemeyi itham ediyorsunuz. Reddi hakim talepleri hakkında konuşun. Aksi takdirde mikrofonlarınızı kapatacağım” diye müdahale etti. 

“Soma davasına Erdoğan’ın müdahalesi var”

Tutuklu Avukat Behiç Aşçı beyanlarında mahkemenin yasaları çiğnediğini ifade etti. Mahkemenin tutukluluğa devam kararlarıyla tarafını açık ve net bir şekilde belli ettiğini söyleyen Aşçı, heyetin reddini talep etti: “Tanık Berk Ercan’ı sorgularken ‘DHKP-C’nin bazı davalara etkisi olduğunu ve bizim bu davalara müdahalemizi sordunuz. Muhtemelen Soma Davasını kast ettiniz. Tanık bu sorunuzu anlamadığı için cevap vermedi. Evet Soma Davasında müdahale var ama bizim değil. Ölen 301 işçi için ‘Bu işin fıtratında var’ diyerek Recep Tayyip Erdoğan müdahale etmişti. Bu sözün ardından davaya bakan mahkeme başkanı tenzili rütbe ile sürülmüştü. 301 işçinin katilinin elini kolunu sallayarak çıkmasına izin vermediğimiz için müdahalemiz olduğunu düşünüyorsanız gurur duyarız. Berk Ercan’a neden Soma’yı sordunuz? Soma patronlarıyla bir ilişkiniz var mı bilmiyorum ama Soma Katliamına ilişkin müdahale var tespitinize katılıyoruz.” Heyetin kararının baştan belli olduğunu savunan tutuklu avukatlardan Barkın Timtik de mahkeme heyetinin reddini istedi.

“Gizli savcı”

Davanın gerçeklere değil kurmaca bir senaryoya dayandığını ifade eden tutuklu Avukat Aytaç Ünsal, “Tanıklar müzik kutusu gibi, parayı atıyorsunuz istediğiniz müziği çalıyor. Dava çoktan boşa düştü” diyerek heyeti reddetti. Tutuklu Avukat Engin Gökoğlu,  “İnanmadığınız bir yargılamayı yapıyorsunuz. Dünden beri hakkımızda mütalaa veren savcının yüzünü göremiyoruz. Gizli savcı oldu artık.” derken, Aycan Çiçek de dosyanın asılsız iddialara dayandığını şu sözlerle ifade etti: “Dosyada benim firari olduğum yazıyor, tutukluyum, buradayım.”

“Mahkeme kendi varlığını yok saydı”

Tutuklu Avukat Selçuk Kozağaçlı da, reddi hakim taleplerini mahkemeyi itham ettikleri gerekçesiyle bölen mahkeme başkanına, bu tarz taleplerin ithama dayalı olacağını hatırlattı. Kozağaçlı’nın beyanları şu şekilde: “Şahsınızı tanımıyorum fakat sizi ceza kanunundaki suçlarla itham edeceğim. Savcı ayırt edebilirse bu suçlarla ilgili bağlı bulunduğu büroya başvuru yapmalı. Burada olanları gözümle görmesem inanmazdım, ilk kez bir karara ‘Hazırlık soruşturmasında her şey tamamlandı’ yazdıran bir yargıç gördüm. Bu kararlar kendi varlığınızı yok saydınız. Bu cesarete ve pervasızlığa sahip heyetin yargılama yapması mümkün değil. Sizi reddediyorum. Üç kez savcıdan tekitle mütalaa istediniz. Savcı mütalaa vermeyi reddedince görevden alıp yerine gizli savcı atadılar. Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan bu uygulama ihsası rey (tarafını belli etme) sınırlarını aşan bir yargılama. Adalet  Bakanlığı yapmış olan Cemil Çiçek, Bekir Bozdağ, Abdülhamit Gül bile bu kadarını hayal edemez, ‘bu kadar değil yanlış anlamışsınız dinleyip reddedeceksiniz’ der. Siz talebi almadan reddediyorsunuz, talebi alıp sonra reddetmeniz lazım.”

“20 dokümanda evrakta sahtecilik var”

Kozağaçlı, mahkeme başkanı Gürlek’e “Yargılamada dinlenen tanıkların beyanlarının, dijital materyal raporunun aslında bir rapor olmadığı, dinlenen tanıkların yalan söylediğinin çok açık olduğu avukatlar tarafından defalarca dile getirildi. Hatta bunlar belgelendi. Sizin tanık Berk Ercan’ın devşirilmesinde Sulh Ceza Hakimliği, 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı sıfatlarınız aracılığıyla kollukla birlikte hukuka aykırı yalancı tanık yaratma işine dahil olduğunuza inanıyor ve TCK’da suç olan bu fiili gerçekleştirdiğiniz için Cumhuriyet Savcısına suç duyurusunda bulunuyorum. HSK’ya şikayet ettim bir kez daha edeceğim. Sizin örgüt üyesi olduğunuzu düşünüyorum” deyince mahkeme başkanı mikrofonu kapatacağını söyledi. Kozağaçlı, “Hükmü kafanızda kurdunuz, ilan ettiniz. Biz artık sonuçlarla toto oynuyoruz, kime 11 yıl verilecek diye… Hazırlık soruşturmasında tüm delillerin toplandığını düşünüyorsanız bile bunu tutanağa yazdıramazsınız. En az 20 dokümanda evrakta sahtecilik olduğunu söylüyoruz, bunu açıklığa kavuşturmadan davada hüküm kuramazsınız.” Kozağaçlı’nın bu sözlerinin ardından mikrofonu kapatıldı. Bunun üzerine avukatlar ve seyirciler alkışla mahkemeyi protesto etti. Mahkeme başkanı tutuklu avukatların duruşmadan çıkarılması talimatı verdi. Karara karşı çıkan avukatların da salondan çıkarılması talimatını veren mahkeme, duruşmaya 20 dakika ara verdi. Tutuklu avukatlar ve müdafileri “ÇHD susmadı susmayacak” sloganları ile salondan çıkartıldı.

“Adalet istiyoruz”

Verilen aranın ardından salona yalnızca tutuksuz avukatlar Ahmet Madacı ve Zehra Özdemir alındı. Mandacı ve Özdemir avukatları salonda olmadığı için esasa ilişkin savunma yapamayacaklarını söylediler. Mandacı ve Özdemir haklarındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti. Bu sırada seyirci sıralarından, “Tutuklu avukatlar nerede? Adalet istiyoruz. Biz de sizi reddediyoruz” sesleri yükseldi. Seyircileri salondan çıkartan mahkeme, duruşmaya öğlen arası verdi.

Avukatlar salona alınmadı

Öğleden sonraki kısımda tutuklu avukatlar, tutuksuz avukatlar, basın, milletvekilleri ve yabancı heyetin salona girmesine izin veren mahkeme, avukatları ve seyircileri almadı. Mahkemenin bu tutumuna karşı avukatlar duruşma kapısını yumruklayarak, “Savunma susmadı, susmayacak,” sloganı attılar. Tutuklu avukatlar da, avukatları olmadan ceza yargılamasının yapılamayacağını söyledikten sonra “Savunma hakkımız engellenemez” sloganlarıyla salondan çıktı. Mahkeme duruşmaya 10 dakika ara verdi.

Avukatlar hakkında suç duyurusu

Salon boşaltıldığı sırada tutuklu avukat Aycan Çiçek’in annesi “Yavrumu görmek istiyorum” diye salona girmeye çalıştı. Mahkemeye tepki gösteren anne, jandarmalar eşliğinde salondan çıkarıldı. Bu sırada avukat Bahattin Özdemir’in içeriye girdiği görüldü. Özdemir’in mahkemenin kararına itiraz ettiği öğrenildi. Verilen aradan sonra mahkeme ara kararını avukatların yokluğunda açıkladı. Mahkeme, duruşma salonuna giren Avukat Bahattin Özdemir hakkında hakaret ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına ve Özdemir’in yarınki duruşmadan kısıtlanmasına karar verdi. Tutuklu Kozağaçlı hakkında da beyanları nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına karar veren mahkeme, reddi hakim talebini davanın uzatılmasına dönük olduğu gerekçesiyle reddetti. Mahkeme, esasa ilişkin savunmaların alınması için duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.

“Savunma hakkı ihlal edildi”

Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği’nden (ELDH) avukatlar ile İtalya, Belçika, Almanya, Fransa ve Yunanistan’dan avukatlardan oluşan yabancı heyet duruşmanın ardından basın açıklaması yaptı. Açıklamada, yargılanan avukatlar için endişeli olduklarını ifade eden heyet, dünyanın hiçbir yerinde avukatsız yargılama yapılamayacağını, bunun uluslararası kanunlarca yasak olduğunu vurguladı. Heyet, yargı bağımsızlığının, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ihlal edildiğini, yargılanan avukatlara yöneltilen suç isnatlarının hukuk çerçevesinde olmadığını dile getirerek, demokrasinin temel ilkeleri için kaygılı olduklarını ifade etti.