MLSA TV

Medya ombudsmanı, gazeteci Faruk Bildirici, fon tartışmalarını MLSA TV’de yorumladı

Soner Şimşek, 31 Temmuz’da MLSA TV’de yayınlanan programında medya ombudsmanı, gazeteci Faruk Bildirici’yi konuk etti.

“Fon almak suç mu? Herkese Açık Fonlardan Yararlanan Eleştirel Medya Saldırıların Hedefinde” başlığı ile yapılan programda gazeteci Faruk Bildirici tartışmaları gazetecilik ve gazetecilik ahlakı ekseninde yorumladı.

Belirli şartlar sağlandığı takdirde fon almak yanlış veya etik dışı değildir

Eleştirel ve bağımsız medya kuruluşlarının hedefe alındığı tartışmaların nasıl başladığını hatırlatan Bildirici, tüm hedef göstermelerin tek bir medya kuruluşu üzerine odaklanmasını şaşırtıcı bulduğunu söyledi. “Yandaş” olmakla itham edilen kesimlerin herkese açık fonlardan yararlanan eleştirel ve bağımsız medya kuruluşlarını “fondaş” olarak tanımlamasının altında kendileri hakkında kamuoyunda oluşmuş yargılardan duydukları rahatsızlık olduğunun altını çizen Bildirici, medya kuruluşlarının fon almalarının belirli şartlar sağlandığı takdirde yanlış ya da etik dışı olmadığını belirtti.

Bir medya kuruluşunun doğru ve etik bir şekilde fon alabilmesinin ilk koşuluna dikkat çeken Bildirici, fon alınacak vakıf ve kurumların “gazetecilik amacı olan, bundan şüphe duyulmayan,basın özgürlüğü ve demokrasiyi desteklemek amacıyla faaliyet gösteren” kurumlar arasından seçilmesi gerektiğini belirtti. Bildirici’ye göre doğru ve etik fon alımının bir diğer hayati koşulu ise şeffaflık yani fon alınan kurumla bu ilişkinin ayrıntılarının izleyici ve okura ilan edilmesi olduğunu söyledi.

Bildirici, fon sağlayan vakıf ve fon alan medya kuruluşu arasındaki ilişkide en önemli konunun editoryal bağımsızlık olduğunu belirtti ve ekledi: “”Kırmızı çizgi editoryal bağımsızlıktır. Eğer bu medya kuruluşları editoryal bağımsızlıklarını koruyup, sadece gazetecilik yapıyorlarsa, onların etkisi altında kalmıyorlarsa sorun yok demektir.” Bildirici, eleştirel ve bağımsız medyayı “fondaş” olmakla itham eden fakat editoryal olarak bağımsız olduklarından bahsedilemeyecek iktidar yanlısı medyaya da bir hatırlatmada bulundu ve bu fonlardan “sadece bağımsız, eleştirel medya değil; iktidar yanlısı kuruluşlar, vakıflar, STK’lar hatta kamu kuruluşları da almış durumda” dedi. Bu gerçeklik göz önüne alındığında iktidar yanlısı medya tarafından fonlardan yararlanan eleştirel ve bağımsız medyanın casusluk ile itham edilmesinin “gazetecilik itibarı yerlerde” olan bu kesimin itibar kazanma çabasından ibaret olduğunu yineledi.

Gazetecilik kamu yararına yapılan külfetli bir faaliyettir

Kamu yararına yapılan bir faaliyet olan gazeteciliğin aynı zamanda faaliyetlerini devam ettirebilmesi için gelir ihtiyacı duyduğunu ve bunu da giderek daha az izleyici ve okuyuculardan karşılayabildiğine dikkat çeken Bildirici, bu durumun medya kuruluşları üzerinde farklı baskıları da beraberinde getirdiğini söyledi. Medya kuruluşları üzerindeki bu baskıların Türkiye’de daha da fazla olduğunu belirten Bildirici, halihazırda azalmakta olan ve medya kuruluşları için önemli bir gelir kaynağı olan reklamların da iktidar tarafından doğrudan ve dolaylı olarak kontrol edildiğine dikkat çekti. Bu gerçekliğin, çoğunlukla dijital mecralarda faaliyet gösteren ve ücretsiz olarak haberleri kamuoyu ile paylaşan eleştirel ve bağımsız medyayı pahalı bir faaliyet olan habercilik faaliyetlerine devam edebilmek için fonlardan yararlanmaya yönelttiğini açıkladı.

Siyasi iktidar kendi yarattığı eleştirel ve bağımsız medyadan rahatsız

“Siyasi iktidar yaygın medyanın %90-95’ini kontrol altına alınca bunun karşısında bağımsız, eleştirel medyanın üstelik de içinde bulunduğumuz dijital devrimden yararlanarak açığa çıkması kaçınılmazdı” diyen Bildirici, iktidarın bundan rahatsız olduğunu belirtti. İktidarın eleştirel ve bağımsız medyadan duyulmasını istemediği konuları kamuoyuna duyurduğu ve dahası iktidarın gündem oluşturma yetisini büyük oranda yitirdiğini için rahatsız olduğuna vurgu yapan Bildirici, hem sosyal medya hem de bağımsız medyaya yönelik yeni bir düzenleme beklediğini kaydetti.

Kamu yararına faaliyet yürütmesi gereken gazetecinin toplumsal sorumlulukları

Türkiye’yi saran orman yangınları ve Konya’daki ırkçı katliamda gazeteciye düşen sorumluluklar olduğunu belirterek değerlendirmelerine devam eden Bildirici, iktidar yanlısı gazetecilerin bu sorumluluğu sergilemediklerini düşündüğünü söyledi. Orman yangınları hakkında bazı gazetecilerin ileri sürdüğü sabotaj iddialarının gazetecilik olmadığını söyleyen Bildirici “Ortada hiçbir veri yokken kişisel kanaatleriniz, kişisel tahminleriniz haber olmaz” dedi.

Konya’daki ırkçı katliama da değinen Bildirici, yetkililerin etkin ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesine engel olacak beyanlarının bazı gazeteciler tarafından aynen tekrar edildiğini ve bunun gazeteciliğin kamu yararına olması gerekliliği ile örtüşmediğini söyledi. Gazeteciliğin araştırmak demek olduğunu belirten Bildirici, değerlendirmelerine “”Gazetecilik bağımsız ve eleştirel yapılır ve bütün güç odaklarına karşı yapılır” diyerek son verdi.