Dava İzleme

MİT cenazesi davasında gazeteciler Pehlivan, Kılınç ve Ağırel tahliye edildi

İstanbul – Gazetecilerin Libya’da öldürülen MİT görevlisinin cenazesine dair haberler nedeniyle yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, altı aydır tutuklu olan gazeteciler Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tahliyesine karar verdi.

Tüm sanıklar “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” suçundan ise beraat etti. Mahkeme, “MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini, makam, görev ve faaliyetlerini herhangi bir yolla ifşa” suçu uyarınca gazeteciler Hülya Kılınç ve Barış Pehlivan’a 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verdi. Aynı suç kapsamında gazeteciler Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel’e ise 4’er yıl 8’er ay 7’şer gün hapis cezası verdi.

Davanın ikinci ve karar duruşması 9 Eylül 2020 Çarşamba günü Çağlayan’daki İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşmada tutuklu sanıklar Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel; tutuksuz sanıklar Barış Terkoğlu ve Ferhat Çelik ile avukatları hazır bulundu. Akhisar Belediyesi’nin basın birimi çalışanı Eren Ekinci ve avukatı ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. 

Tutuksuz sanıklardan Aydın Keser ise Covid-19 testi pozitif çıktığı için duruşmaya katılmadı.

“İfşayı yapan Savcılık”

Esas hakkındaki mütalaasını duruşmadan bir gün önce 8 Eylül günü dosyaya sunan duruşma savcısı, sanıkların “gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” ve “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgileri ifşa etmek” suçlarından cezalandırılmalarını talep etmiş, yurt dışında bulunan Erk Acarer’in dosyasının ise ayrılmasını istemişti. Savcı, duruşmada esas hakkında mütalaasını tekrarladı. Davanın ikinci duruşmasında sanıklar ve avukatları esasa ilişkin savunmalarını yaptı. 

Gazetecilik yaptığını söyleyen tutuklu sanıklardan Hülya Kılınç savunmasında şunları söyledi:

“Haberdeki fotoğraf gizlice çekilmemiştir. Akhisar Belediyesi Basın personeli tarafından çekilmiştir. Bu fotoğrafta MİT personelinin de bulunduğuna ilişkin herhangi bir iz bulunmamaktadır. Bu fotoğrafta ‘MİT de var’ diyen ben değilim savcılıktır.”

Suç işleme niyeti ve kastı olmadığını ifade eden Kılınç, tahliyesini ve beraatini istedi. 

“Yazmadığımız, ima dahi etmediğimiz bir şeyle suçlanıyoruz”

Tutuklu sanıklardan Barış Pehlivan, öldürülen MİT görevlisine dair fotoğrafların ve bilgilerin Odatv’den çok önce açıklanıp, yayınlandığını söylediği savunmasında şunları ifade etti: 

“Biz, ilgili bir adet fotoğrafta MİT mensubu olduğu iddiasını ilk kez iddianameden öğrendik. Yani ifşayı savcılar yaptı. Ki Oda Tv’nin haberinde; o fotoğrafta kaymakam, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşların olduğu yazıyordu. Yazmadığımız hatta ima dahi etmediğimiz bir şeyle suçlanıyoruz. Savcıların iddia ettiğinin aksine bizim MİT mensubu ifşa etmek gibi bir planımız ve kastımız olmadığının da delilidir. Sadece gazetecilik saikiyle hareket ettik.”

“Bu davanın esası MİT şehidinin cenazesi değil, haberciliğim”

“İddianamenin bize isnat ettiği ve suç olduğunu vurguladığı tüm eylemleri ilk gerçekleştiren ama tanık olan kişinin ilk duruşma için buraya bağlandı, dinlendi. O gün bu salonda olan iddia makamının gözünün önünde şehidin adını ve soyadını, babasının adını ve soyadını, yaşadıkları köyün adını açık açık bir kez daha tekrarladı. Ve ben o dinlendikten sonra, yani MİT mensubunun kimliği, babasının kimliği, ailenin şu an nerede yaşadığı, ben saklarken burada gözümün içine bakarak bir kez daha deşifre edildikten sonra, tanık beyanı gerekçesiyle tekrar tecrite gönderildim. Tutukluluğuma devam gerekçeleri de itiraf ediyor ki; bu davanın esası MİT şehidinin cenazesi değil. Maalesef ki cenaze toprağı asıl gerçeğin üzerine atılmak istendi. Burada, bu davada bir haber değil, tüm haberciliğim cezalandırılmak istendi. Sizden de talebim; vereceğiniz kararda korkunun değil, gerçek neyse onun sesi olmanızdır.”

“FETÖ kumpas davalarında ne yaşadıysak burada da aynısını yaşadık”

Tutuklu yargılanan Murat Ağırel savunmasında, adalete olan inancın toplum nezdinde azaldığını söyleyen Ağırel şöyle konuştu:

“Amacım mahkemenizi töhmet altında bırakmak değil. FETÖ kumpas davaları döneminde ne yaşadıysak bu dava sürecinde de aynısını yaşadık. Kumpas davaları düzmece belge, sahte delil, gizli tanık, yalan ve iftiraya dayalı zorlama yorum ve varsayımlarla üretilmiş suçlamalardan oluşuyordu. Bugün yargılandığımız bu dava da aynı özellikleri taşıyor.”

İddianameye “niyetname” dediğini hatırlatan Ağırel “Ben gazeteciyim” diyerek şöyle devam etti:

“Gazeteci dediğiniz kişi onun bunun istediğini yazan, güce dalkavukluk eden ve korktuğu için kalemini satan değildir.

“Gazeteci halkın yanında duran, demokrasi ve insan haklarını içselleştirmiş kişidir. Gazeteci toplumun vicdanıdır.” 

Ağırel tahliyesini ve beraatini istedi. 

Savcıdan “basın izliyor” uyarısı

Ağırel’in savunmasının ardından söz alan duruşma savcısı, “Bu yargılamayı hakimler, savcılar, müdafiler olarak yapmıyoruz. Basın mensupları da izliyor duruşmayı. Sanık ağır bir eleştiri yaparak Fethullahçı yapının yargılamalarında maruz kaldığı şeylerden bahsetti. Bugün yaşadıkları söyledikleri gibiyse ya hayali ya da olmadık şeylerdir. Mütalaamızda Sputnik’te katıldığı program geçmiyor. Demagoji yapılmasın” dedi. 

“Yargılandığımız bir uslandırma davasıdır”

İlk duruşmanın ardından tahliye edilen Barış Terkoğlu ise şöyle konuştu:

“Sözün, harfin, kelimenin yayını her girdiğinizde size ‘uslu dur’ diyen bir savcı karşınıza çıkıyor. Bugün yargılandığımız dava da bir uslandırma davasıdır. Benim için bu nedenle de hükümsüzdür.

“Bir karar vereceksiniz. Ne olduğunu bilmiyorum. Dediğim gibi merak da etmiyorum. Fakat bir beklentim var. Kararınızda 19 Şubattan 3 Mart’a kadar hiçbir habere ya da paylaşıma erişim engeli bile istemeyen savcıların, 3 Mart gecesi bir anda harekete geçip sabahı bile bekleyemeden polisleri yataktan kaldırıp beni telefonla gözaltına aldırmalarının sebebi olsun. Kararınızda kendi yazdıkları iddianamelerde bile MİT mensuplarının kimliğini açıkça yazan savcıların bir anda MİT Kanununu fark etmesinin sırrı olsun.

“Bu dava suçu bulan değil üreten bir dava”

“Bu davanın suçu bulan değil, suçu üreten bir dava olduğunu görüyorum. Bu dava kanunların kötüye kullanımıdır. Varlığı suçtur. Kanunun adalet ile karşı karşıya getirilmesidir. Biz gazeteciler gerektiğinde ‘Pro jure contra legem’, ‘adalet için kanunlara karşı’ deriz. Kendim için değil, ülkem için, adalet için tek dileğim; kararınız başından sonuna suç olan bu soruşturmanın, bu iddianamenin, bu davanın, bu mütalaanın devamı olmasın. Bırakın bu suç, bu kağıttan kuleyi kuranların üstüne devrilsin.”

“Casus değil gazeteciyiz”

Bir önceki duruşmada tahliye edilen sanıklardan Ferhat Çelik de, “Biz tam 7 aydır casus değil de gazeteci olduğumuzu ispatlamaya çalışıyoruz. Masa başında acemice üretilen ve nereden tutarsanız tutun elinizde kalacak olan bir suçlamalar silsilesiyle itham edildik” dedi. 

“Açık kaynaklardan bir haber derleyip yine açık kaynaklara yayın yapan bir kişi casus değil apaçık bir gazetecidir” diyen Çelik şöyle devam etti:

“Evet gazeteci olmak insana bir dokunulmazlık zırhı giydirmez. Ancak bizim gazetemizde yer alan haber, tüm unsurlarıyla bir gazetecilik faaliyetidir. Katliam çağrıları yapan, taciz tecavüzü meşrulaştıran, ötekileştirici bir dil kullanan, ırkçılık ve mezhepçilik yapan, açıkça küfür ve hakaret eden medya organlarına hoşgörü gösterilecek, ancak muhalif ve eleştirel yayıncılık yapanlar, bizim örneğimizde olduğu gibi eften püften gerekçelerle ezilmek istenecek. İki satır haber üzerinden 19 yıla kadar hapsimiz isteniyor.”

Belediye basın çalışanı Eren Ekinci SEGBİS ile yaptığı savunmasında “Gizli çekim yapmadım, fotoğrafları herkesin gözü önünde çektim. Şehidin MİT mensubu olduğunu Hülya hanım tutuklandığında öğrendim. Üzerime atılı suçlamaları reddediyorum” diyerek beraat istedi. 

Savunmaların ardından sanıklar son sözlerini söyledi.

Kılınç, “Yapmış olduğum iş gazeteciliktir. Suçlamaları kabul etmiyor beraat istiyorum” dedi. 

Pehlivan son “Bu davada Oda TV haberciliği ve yazdığım kitaplar cezalandırılmak istendi. Yazmaya devam edeceğim” diye konuştu. Murat Ağırel ise attığı tweette suç unsuru olmadığını belirterek beraatini istedi. 

Terkoğlu son söz olarak mahkemeye seslendi ve “Hukukun intikam aracı olarak kullanılmayacağını gösterdiğiniz bir karar bekliyorum” dedi. 

Çelik de “Ne karar çıkarsa çıksın hakikati, doğruları ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Eren Ekinci ise beraatini talep etti.

Gazetecilere MİT Kanunu kapsamında ceza

Saat 19.00’da kararını açıklayan mahkeme, tutuklu gazeteciler Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tahliyesine karar verdi. Tüm sanıklar, “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” (TCK 329) suçundan beraat etti.

Mahkeme, MİT Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen “MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini, makam, görev ve faaliyetlerini herhangi bir yolla ifşa” suçu uyarınca gazeteciler Hülya Kılınç ve Barış Pehlivan’a 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verdi. 

Mahkeme, aynı suç kapsamında “atılı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiile zincirleme olarak işledikleri” gerekçesiyle gazeteciler Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel’e ise 4’er yıl 8’er ay 7’şer gün hapis cezası verdi.

Gazeteci Barış Terkoğlu ile Manisa Akhisar Belediyesi Basın Birimi çalışanı Eren Ekinci ise MİT Kanunu’na muhalefet suçlamasından beraat etti. Mahkeme, yurt dışında yaşayan gazeteci Erk Acarer yönünden ise dosyanın ayrılmasına karar verdi.