MLSA TV

MLSA TV’de 1 Mayıs Özel: “Gazetecilik artık kazanılan parayla insani bir şekilde yaşanabilecek bir meslek değil”

MLSA TV’de Soner Şimşek ile bu hafta gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs özel yayınımızda İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna ile Emniyet Genel Müdürlüğünün polise görüntü kaydı alınmasını engelleme yetkisi veren genelgesi ile işsizlik, güvencesizlik ve sansür kıskacındaki gazeteciliği konuştuk. 

Emniyet Genel Müdürlüğünün 30 Nisan tarihinde yayımladığı kolluk kuvvetine görev sırasında ses ve görüntü kaydının alınmasını engelleme yetkisi veren genelgeyi yayımlanmasından birkaç gün önce TGS’den bazı yetkililerle birlikte gördüklerini belirten Tuna, şöyle konuştu: “Bu gerçek olabilir mi diye konuştuk aramızda. Naifliğimize hayret ediyorum. Sonradan gördük ki evet, gerçek bir karar.”

“Genelge belli ki 1 Mayıs’a yetiştirilmiş”

Genelgenin dilinde özellikle “gazetecilere yöneliktir” diye belirli bir ayrım yapılmasa da uygulamada amacının bu olduğunu söyleyen Tuna, son dönemde “olaya uygun, olaya özel kararlar” çıktığını gördüklerini hatırlattı ve ekledi: “Bu da belli ki 1 Mayıs’a özel olarak yetiştirilmiş.”

Genelgeyi görünce aklına hemen gazeteci Metin Göktepe’nin geldiğini söyleyen Tuna, “Eğer polis görüntülenmemek istiyorsa, 1 Mayıs’a özel nasıl bir uygulama olacak acaba? Yine karanlık köşelerde, kuytularda neler yapılacak?” diye sordu.

“Kolluğun bu yetkisi pratikte zaten bir süredir vardı”

Bu genelgeyle polise görüntü alınmasını engelleme yetkisi verildiğini söyleyen Tuna “Sahadaki gazeteciler biliyor ki bu yetki zaten pratikte bir süredir vardı” diye konuştu ve devam etti: “6 Mart günü Kadıköy’de 4 LGBTİ+ gözaltına alındı. Polisin onlara uyguladığı şiddeti görüntüleyen iki gazeteci de onlarla birlikte gözaltına alındı. Artık toplumsal olayları sahada takip edebilmek için kurum kartı dahi yetmiyor.”

Eskiden gazetecilerin basın kartı almayı prensip olarak reddettiğini hatırlatan Tuna, mesleği icra ederken bunun herhangi olumsuz bir etkisini görmediklerini, kurum kartlarıyla gazetecilik yapılabildiğini söyleyerek şu an gelinen noktada bunun söz konusu olmadığını aktardı.

“Kartlar zaten sarıdan turkuaza dönüşürken yenileme bahanesiyle toplandı ve pek çok gazetecininki yenilenmedi” diye konuşan Tuna, gazeteciler arasında “makbul” ve “makbul olmayan” ayrımının bu kart aracılığıyla keskinleştiğini vurguladı: “Toplumsal olaylarda gözaltına alınmamak ve engellenmemek için artık basın kartı aranıyor.” 

“Gazetecilerin sorunları işçi sınıfından farklı değil” 

Tuna, bu ayrımla aşı uygulamasında da karşılaşıldığını, ilk olarak yalnızca basın kartına sahip olanların aşı olabileceğinin duyurulduğunu hatırlattı ve şunları ekledi: “Sonra geri adım atıldı ama yeterli değil. Basın sigortasından sigortalı olmayan basın çalışanları var, TRT çalışanları gibi. Üstelik her gün sahadalar, devlet erkanını takip ediyorlar.”

Tuna, sosyal haklar ve özlük hakları açısından gazetecilerin sorunlarının işçi sınıfından farklı olmadığını anlattı. Gazeteciler arasında işsizlik oranının %40’a yaklaştığını, sendikalılık oranının ise %8’de kaldığını aktaran Tuna, sendikalılık oranının Türkiye ortalamasında %13-14 civarında olduğunu ve basın sektörünün hep ülke ortalamasının altında kaldığını belirtti.

“Gazeteciler öğrenci hayatına mahkûm ediliyor”

En fazla sansürlenen meslek grubunun gazeteciler olduğunu aktaran Tuna, sözlerine şöyle devam etti: “Susma Platformu’nun 2020 sansür raporuna göre en fazla sansürlenen meslek grubu gazeteciler. Geçen sene bugünlerde ise pandeminin başlarında gözaltına alınan gazetecileri konuşuyorduk. ‘Pandemi var, ölenlerin sayısı artıyor, pandemi kontrolden çıkıyor olabilir’ diye haber yaptıkları ya da bunu söyleyen hekimlerle söyleşi yaptıkları için geçen yıl bu zamanlarda gözaltılar yaşandı,” dedi. Geçen bir yılda pek bir şeyin değişmediğini kaydeden Tuna, yalnızca uygulanan baskının şeklinin değişebildiğini söyledi.

Gazetecilerin ücretlerinin de oldukça düşük olduğunu vurgulayan Tuna, şöyle konuştu: “Gazetecilik artık mesleği icra ederek kazandığın parayla kendini geliştirebileceğin, insani bir şekilde yaşayabileceğin bir meslek olmaktan çıktı. Gazeteciler öğrenci hayatına mahkûm ediliyor.”

Tuna, buna ek olarak evli-çocuklu gazetecilerin oranının da çok düşük olduğunu aktardı: “Bu mesleğin özelliğiyle de ilgili, fakat son yıllardaki maaş seviyesi de yetişkin bir hayatı sürmeyi mümkün kılmıyor.” Ayrıca gazeteciliğin, sürekli kişinin kendini güncel tutması gereken bir meslek olduğunu ifade eden Tuna, bu koşullarda kişinin kendisine yatırım yapmasının da mümkün olmadığını belirtti.

“Kaç gazetenin genel yayın yönetmeni kadın?”

Kadın ve LGBTİ+ hareketinin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada toplumsal hareketlerin başını çektiğini hatırlatan Tuna, bu hareketlerin meşruiyet ve kendilerini ispat için yıllarını verdiklerinin altını çizdi: “Çevre hareketinin de hakkını yememek lazım ama Türkiye için kadın hareketinin bir lokomotif olduğunu söyleyebilirim; çok cesur ve yaratıcılar, coşkulu ve çoğunlukla eğlenceli eylemler düzenliyorlar.”

Basın alanında bunun iki yönü olduğunu söyleyen Tuna bu durumu şöyle açıkladı: “Biri haber dilinde kadın ve LGBTİ+’lar nasıl yansıtılıyor, diğeri ise sektörün kendi içindeki kadın ve LGBTİ+ temsili sorunu.”

“Künyede kaç kadın var? Kaç gazetenin genel yayın yönetmeni kadın? Kaç gazetenin yazı işleri masasında kadınlar oturuyor?” diye soran Tuna, kadınların sıkıştırıldıkları belirli alanlar olduğunu, bazı alanlara nüfuz edemediklerini aktardı: “Örneğin politika, spor, ekonomi, teknoloji alanlarına kadın gazetecilerin nüfuz etmesine pek izin verilmez. Bir kadın yönetici olur ama nerede? Eklerin ya da magazin ekinin yöneticisi olur… Kadınlara güya daha uygun görülen alanlar bunlar.”

“Pandemi eylemleri engellemek için kullanışlı bir araç haline geldi”

Tuna, hükümetin pandemiyi çok kullanışlı bir araç haline getirdiğini ve bunun İstanbul’da fazlasıyla hissedildiğini belirtti: “1 Mayıs’ta ya da işine gelmeyen her gün, geçitleri, kutlamaları ve eylemleri engellemek için çeşitli yasaklar uygulamaya koydu.” 

Buna karşın Van’da tam beş yıldır eylem yasağı olduğunu hatırlatan Tuna, “Yalnızca 1 Mayıs’ta değil, beş yıldır sendikaların hak mücadelesi için de, Kod 29’a karşı çıkmak için de, kadın hareketi için de Van’da sokağa çıkmak mümkün değil” dedi. 

“Umuyorum ki bu pandemiyi arkamızda bıraktıktan sonra kaybettiğimiz ve elimizden alınan tüm alanları geri kazanmak için kararlılıkla yeniden eylemliliğe geçeriz ve sokaklarda oluruz,” diyen Tuna “Ve umarım seneye 1 Mayıs’ta Taksim’de oluruz” diyerek sözlerine son verdi.