Basın Özgürlüğü

Polisten gözaltına alınan gazeteci Aygün’e: Kalp hastasıysan burda ne işin var!

RECEP KARADOĞAN

Toplumsal protesto eylemlerine yasaklar getirilirken, bu eylemleri yakından takip eden gazeteciler üzerindeki baskılar da giderek artmaya devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğünün, polislerin görüntüsünün alınmasını engellemek için hazırladığı genelge Danıştay’dan geri dönse de sahadaki muhabirler engellenmeye devam ediliyor.

Son olarak ailesinin zoruyla kaldığı cemaat yurdundaki baskılar nedeniyle yaşamına son veren tıp öğrencisi Enes Kara için yapılmak istenen protesto eylemine müdahale edildi. Gençlik örgütleri, Enes Kara’nın intihara sürüklenmesini protesto etmek için İstanbul’da Beyoğlu Tünel Meydanı’nda eylem yapmak istedi. Eyleme müdahale eden polis çok sayıda genci darp ederek gözaltına aldı.

Polis, aynı zamanda haber takibindeki Gazete Karınca muhabiri Yadigar Aygün ve Yeni Demokrasi Muhabiri Tuba Apaydın’ı da gözaltına aldı. Sabaha karşı serbest bırakılan gazetecilerden Yadigar Aygün, yaşadıklarını MLSA’ya anlattı.

Gazeteci Eylem Nazlıer’in çektiği görüntülerde gazeteci Yadigar Aygün’ün yerde yatan eylemcinin üzerine itildiği ve darp edildiği gözüküyor.

‘Sorunların görülmesini engellemek istiyorlar’

Takip ettikleri her haberde gazeteciler olarak polislerin engeliyle karşılaştıklarını söyleyen Aygün, gözaltına alınırken ağır şekilde darp edildiğini anlattı. İktidarın, yaşanan ağır ekonomik-sosyal sorunların görülmesini istemediğini belirten Aygün, “Bu nedenle de hem demokratik hak olan protesto eylemlerini engelleyerek yurttaşları gözaltına alıyorlar hem de biz gazetecilerin bunları duyurmasını engellemeye çalışıyorlar” dedi.

Yurt bulamayan yoksul öğrencilerin cemaat ve tarikat evlerine gitmek zorunda bırakıldığını belirten Aygün, Enes Kara’nın intiharındaki bu gerçeğin ortaya çıkarılmaması için habere getirilen gizlilik kararına dikkat çekti. Gençlerin de bu nedenle protesto eylemi düzenlediğini ifade eden Aygün, bu amaçla haber takibine gittiğini ve ilk andan itibaren polis tarafından ablukaya alındıklarını söyledi. İlk çembere alındığında gözaltına alınmak istendiğini, gazeteci arkadaşlarının desteğiyle buradan çıkabildiğini belirten Aygün, sonrasında yaşananları şöyle anlattı: “İlk ablukadan çıktıktan sonra yaşananları anlatan haberimi göndermeye hazırlanıyordum ki ikinci bir ablukaya düştüm. Bir anda bir polis tarafından çekildim. Polis, hemen ters kelepçe yapmaya çalıştı. Telefonum elimden alınmaya çalışıldı. Hemen gazeteci olduğumu belirttim. Buna rağmen ters kelepçeyle gözaltı yapmaya devam ettiler. Şiddet uygulamalarını kesmeleri için kalp ameliyatı geçirdiğimi ve kalbimde sorun olduğunu anlatmaya çalıştım. Polis, bana ‘Kalp hastasıysan burda ne işin var!’ diye karşılık verdi. Ben de gazeteci olduğumu ve işimi yaptığımı söyledim ama buna rağmen gözaltına aldılar”

‘Gerçeklerin karanlıkta kalmaması için haber takibine devam edeceğiz’

Ağır darptan kaynaklı saçlarının yolunduğunu, dizlerinin morardığını ve kalbinin ağrıdığını söyleyen Aygün, bu nedenle polislerden şikayetçi olduğunu belirtti. Son olarak meslektaşlarının desteğinin kendisi için çok önemli olduğunu ifade eden Aygün, sözlerini şöyle tamamladı: “Baskılar bizi durduramayacak. Haberin olduğu her yerde belirip gerçeklerin topluma ulaşması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. İktidar, yaşananların duyulmasını engellemek için her yolu deneyebilir; ancak biz, özgür basın varsa özgür toplumun var olabileceğini düşünüyoruz. İşkenceyi görüntülemek isterken işkenceye maruz kaldım. Ben işkenceye karşı direnirken, özgür basın mensupları da beni bulmak için direndi. ÖHD ve MLSA avukatları destekleriyle güç verdi. Bizleri, işte bu dayanışma ayakta tutacak. Gerçeklerin karanlıkta kalmaması için haber takibine devam edeceğiz.”