İnsan Hakları

Şimuni Diril’i kim(ler) öldürdü? Hurmüz Diril nerede?

CAFER SOLGUN

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 günü Dersim’de “kaybolmasının” ardından esrarengiz bir “kayıp” olayı da Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Mehrê (Kovankaya) köyünde yaşandı. 65 yaşındaki Şimuni Diril ve 71 yaşındaki Hurmüz Diril, çocuklarının ifadesine göre 8 Ocak 2020 günü “yok” oldular, “kayıp” oldular.

Şimuni ve Hurmüz Diril, devlet tarafından boşaltılan ve uzun süre geri dönüşe izin verilmeyen köylerine 2011 senesinde dönerek harap haldeki köye yeniden hayat vermek için çalışıyorlardı.

12 Ocak 2020 günü Diril çiftinin çocuğu, İstanbul Keldani Katolik Kilisesi papazı olan Remzi Diril, anne ve babasından haber alamadıkları için telaş ve endişeyle ne olduğunu anlamak üzere köye geldiğinde, köyde yaşayan Dirillerin akrabası Apro Diril’in anlatımlarından hareketle Şimuni ve Hurmüz Diril’in “kaçırıldıklarını” öğrenir.

Çocuklarının ilk işi güvenlik birimlerine haber vermek, “kayıp” ihbarında bulunmak olur. Bilen bilir, bölgenin “güvenlik” açısından “hassas” yapısı nedeniyle güvenlik güçleri uçan kuştan dahi haberlidir. Ancak ilk günlerde “hava koşulları” gerekçe gösterilerek etkin bir arama yapılmaz. Ardından Beytüşşebap Savcılığı tarafından başlatılan soruşturmaya “gizlilik” kararı getirilir.

Soruşturma için olayın bildirilmesinin üzerinden beş gün sonra jandarma köye gelir. Şimuni ve Hurmüz Diril’in emeğiyle hayat bulmuş evin önünde medyaya servis edilmek üzere bir fotoğraf çektirilir ve köyde 24 saat bile kalmadan giderler. “Olumsuz hava şartları” aile için tabii ki bir “gerekçe” değildir. Köyde ve yakın çevresinde Dirillerden bir iz bulmak için arama, araştırma yaparlar. Ve “kayıp” ya da “kaçırılma” olayının üzerinden 70 gün geçtikten sonra, 20 Mart günü, anne Şimuni Diril’in işkence edilerek katledilmiş cansız bedenini, köye 10 dakika mesafede Hezil Çayı’nın kenarında bulurlar. Gülcan Diril, annesinin vücut bütünlüğünün bozulduğunu, öldürülmeden önce acı çektirildiğini, elbise parçalarını çevreden topladıklarını söylüyor.

Gülcan Diril, Hurmüz Diril

Gülcan Diril annesi için, “Gül ekmekten, ağaç dikmekten, ekmeğimizi bölüşmekten başka ne zararımız vardı size bu ülkede, nasıl kıydınız anneme? Zalimsiniz!” diye ağıda dururken, 65 yaşındaki Şimuni Diril’i vahşice katleden katil ya da katillerin kim olduğu hala bilinmiyor.

Baba Hurmüz Diril ise o gün bugündür “yok!” Ne ölüsü, ne dirisi…

Olayın en önemli görgü tanığı ve zanlısı Apro Diril

Şimuni ve Hurmüz Diril’in oğlu peder Remzi Diril, anne ve babasıyla 7 Ocak 2020 günü telefonla en son görüşen kişi. Görüşmesi hat kesildiği için yarım kalıyor. 12 Ocak günü İstanbul’dan köye geldiğinde anne ve babasını evde, köyde bulamıyor. Köyde yaşayan akrabaları Apro Diril’e soruyor ve “Gittiler” cevabını alıyor. Bu “gittiler” ifadesi, sonra biri kadın üç PKK’li tarafından “kaçırıldılar” şeklini alıyor. Fırat Haber Ajansı’nda yayınlanan bir habere göre, PKK olayla hiçbir ilgileri olmadığını açıkladı.

Remzi Diril, Apro Diril’in anlatımlarındaki çelişkilere dikkat çekiyor ve daha önceden iki aile arasında “toprak” meselesinden kaynaklı sorunlar bulunduğunu, Apro Diril’in 2019 Mayıs ayında anne ve babasının evine silahla ateş açtığını, Kasım ayında da tehdit ettiğini söylüyor. Diril ailesi, olayın aydınlığa kavuşmasının Apro Diril’in gerçekleri dosdoğru anlatmasına bağlı olduğuna inanıyor.

Kuşkuların üzerinde yoğunlaştığı Apro Diril’in soruşturma dosyasındaki ifadelerine ulaşmak, “gizlilik” kararı nedeniyle mümkün değil. Diril ailesinin avukatları da soruşturma dosyasındaki bilgi ve bulgulara erişememekten şikayetçi. Apro Diril bugüne değin sadece Agos gazetesinden Lusyen Kopar’a konuştu ve hakkındaki kuşku içeren iddiaları reddetti.

Diril ailesiyle olan “sorunlarını” reddetmeyen Apro Diril, ateş açma konusunu ise alkollü olmasına bağlıyor. İfadelerindeki çelişki ve tutarsızlıklar için “okuma-yazma bilmiyorum” diyen Apro Diril’in açıklamalarında dikkat çeken bir başka husus ise, “Hurmüz altın buldu, bana vermedi” şeklinde. 

Apro Diril, olayın üzerinden 533 gün geçtikten sonra iki kişi ile birlikte gözaltına alındı. Kimlikleri açıklanmayan iki kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken Apro Diril 23 Haziran 2021’de tutuklandı. 10 Eylül günü serbest bırakıldı. Savcılığın itirazı üzerine 2 Ekim’de tekrar tutuklandı ve 1 Kasım’da tekrar serbest bırakıldı. Soruşturmayla ilgili tutuklu herhangi biz “zanlı” yok. Kim veya kimlerin ne ile suçlandığı da bilinmiyor.

Diril’lerin acılı hikayesi

1989 yılında, “terör” gerekçesiyle bölgedeki köylerin koruculaştırılması, kabul etmeyen köylerin boşaltılması uygulaması vardı. Bölgedeki binlerce köy boşaltıldı, binlerce insan yerini yurdunu terk edip göç etmek zorunda kaldı. Korucu olmayı kabul etmediği için boşaltılan köylerden biri de, Mehrê idi.

Korucu olmayı kabul etmeyen Diril ailesi o tarihte İstanbul’a göç eder. 1992 yılında geri döndükleri köylerinde sadece iki yıl kalabilir ve 1994 yılında topraklarını bir kez daha terk edip İstanbul’a dönerler.

Şimuni Diril, Hurmüz Diril

Ancak akılları köylerindedir. 2011 yılında izin verilmesi üzerine köylerine geri dönerek harap haldeki köylerinde yeniden bir hayat inşa etmeye çalışırlar. Köyde kendilerinden başka bir de akrabaları Apro Diril vardır.

Diril ailesi 1994 yılında da bir “kayıp” vakası yaşamış. 12 yaşındaki İlyas Diril ile 16 yaşındaki Zeki Diril, 2 Mayıs 1994 günü İstanbul’dan Şırnak’a giderken jandarma tarafından gözaltına alınmış sonra da iddiaya göre aynı gün serbest bırakılmış. Ama o gün bugündür “kayıplar.”  Hurmüz Diril, Cumartesi Anneleri’nin katıldığı 628. hafta oturma eyleminde İlyas ve Zeki Diril’in akıbetlerini sormuştu.

Zeki ve İlyas için yürütülen soruşturma takipsizlikle sonuçlanınca Zeki Diril’in ailesi davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımış ve AİHM de bu kayıp olayında oy birliği ile devletin sorumlu olduğuna karar vererek Türkiye’yi mahkum etmişti.

“Her zorluğu beraber sırtlamışlardı”

Belgeselci Etna Özbek, Diril çiftinin bölgedeki son Keldani köylerinden olan Mehrê’de Ekim 2019’da “Nosema” adıyla bir belgesel film çektiğinde Şimuni ve Hurmüz Diril’in evlerine konuk olmuş. Diril çiftiyle ilgili gözlemlerini şu sözlerle anlatıyor:

“Köyde iki siyah kedi vardı. Hiç birbirlerinden ayrılmıyorlardı, beraber geziyorlardı. Hurmüz ve Şimuni Diril o kediler gibi her şeyi beraber yapıyordu. Aralarında çok sıkı bir bağ olduğu belliydi. Birbirinden ayrı hayal edemeyeceğiniz çiftlerdendi. Tek bir insan olmuş gibiydiler. Şimuni köyünden sürülüp 11 çocuk yetiştiren, son zamanlarında köyüne dönüp evini geçindirmeye çalışan bir kadın. İkisi de çok çalışkan oldukları için birbirlerine ‘şunu eksik yapmışsın’ deyip takılıyorlardı. Hurmüz Diril dingin biriydi, o dinginliği çok etkileyiciydi. Sakin ve bilge bir hali vardı. Durup düşünen, bazı şeyleri kendi içinde çözen biriydi. Şimuni Diril daha hareketli, cevval bir kadındı. O beton basamağı kiliseye taşıyan bir çiftten bahsediyoruz. Her zorluğu beraber sırtlamışlardı.”

Soruşturmayla ilgili mahkeme “gizlilik” kararı verdiği için röportaj vermenin doğru olmayabileceğini düşünen Gülcan Diril, o gün bugündür sosyal medya üzerinden feryat ediyor, olayın aydınlatılmasını istiyor, “8 Ocak 2020’den beri ulaşamadığımız anne babamızdan, annemiz Şimuni Diril’i öldürülmüş bulduk. Babamız Hurmüz Diril nerede” diye soruyor, “Babamın bulunmadığı her gün, ruhumun soyu kırılıyor” diyor: “Babamız, bize ihtiyacı olduğunda yanına koşardık. Babamın bize ihtiyacı var ve nereye koşacağımızı bilmiyoruz. Babamızı bulun artık. Lütfen!”

Orhan Kemal Cengiz: Eksikliklerini gizlemeye mi çalışıyorlar?

Diril ailesinin avukatı Orhan Kemal Cengiz, soruşturmanın durumuyla ilgili, “Soruşturmayla ilgili gizlilik kararı var. Savcılıktan hiçbir dilekçemize, başvurumuza yanıt alamıyoruz. Söz konusu olan insan hayatı. Bu gizlilik kararı ile pozitif manada bir kamuoyu baskısı oluşmasının da önü kapatılmak isteniyor” diyor.

Adil yargılamayla ilgili AİHM esaslarının ihlal edildiğini vurgulayan Cengiz, “Apro Diril neden tutuklandı ve sonra neden serbest bırakıldı? Bilmiyoruz. Bir an önce iddianamenin düzenlenmesi ve davanın açılması gerekir. Soruşturma ile ilgili üç klasör var ve bunlardan sadece biri bizde. Gizlilik kararının hala sürdürülüyor olması, yürütülen soruşturmadaki eksiklikleri, bugüne değin etkin bir soruşturma yürütülmemiş olmasını gizlemek için midir? Tutumlarının bize düşündürdüğü budur” diyor.