İnsan Hakları

Tahir Elçi davasında Ahmet Davutoğlu tanık olarak dinlenecek

DENİZ TEKİN*

Tahir Elçi davasında,  Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, davada tanık olan Deniz Ataş’ın ifadesini geri alması için kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişilerce tehdit edildiğini söyledi. Mahkeme, daha önce tanık olarak dinlenmesini reddettiği Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak ifadesinin alınmasına karar verdi. Mahkeme, Elçi cinayetine ilişkin görüntülerin akıbetinin TÜBİTAK ve ATK’ye sorulmasına, istihbaratçı polislerin davada tanık olarak dinlenilmesi talebinin ise reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 23 Kasım saat 10:00’da görülecek.

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki çatışmaların kentteki kültürel ve tarihi varlıklar üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekmek için 28 Kasım 2015 günü Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı basın açıklaması sonrasında öldürülen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin davasının beşinci duruşması bugün görüldü. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada sanık polisler Sinan Tabur, Mesut Sevgi ve Fuat Tan, “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” ,firari sanık Uğur Yakışır ise “olası kastla ölüme sebebiyet vermek” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Duruşma öncesinde adliye çevresinde ve duruşma salonunun önünde polis yoğun güvenlik önlemi aldı. Tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi Hatay’dan, Fuat Tan Elazığ’dan ve Sinan Tabur ise Malatya’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. Duruşmaya Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Elçi’nin kardeşi Ömer Elçi, Mehmet Elçi ile avukatları katıldı. Duruşmaya Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak, Hakkari, Adıyaman, Ankara, Muş, Van, Siirt Barolarının başkan ve yöneticileri ile Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) Yönetim Kurulu üyesi Nizam Dilek de katıldı. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Belçika, Kanada, Hollanda Büyükelçiliği gözlemcileri ile Paris Barosu, Cenevre Barosu ile Sınır Tanımayan Avukatlar Derneği Başkanı Saskia Ditshein, Tehlike Altında olan Avukatlar Kuruluşu( OIAD) olarak Edmand Claude ise avukat cübbeleriyle gözlemci olarak duruşmayı izledi. MLSA, Af Örgütü, Hafıza Merkezi, Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı ve kentteki sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile CHP İstanbul Milletvekilli Sezgin Tanrıkulu, Millet Partisinin yöneticileri ile çok sayıda gazeteci de duruşmayı izledi. Çok sayıda kişinin katıldığı duruşmada salonda yer kalmadığı için birçok kişi duruşmayı ayakta izlemek zorunda kaldı.

Tanık: Polis bana Tahir Elçi’yi kimin vurduğunu sordu

Yoklama ile başlayan duruşmada ilk olarak celse arasında dava dosyasına gelen evraklar duruşma tutanağına geçirildi. İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu olan Hüseyin Ürüç, SEGBİS ile üzerinden tanık olarak ifade verdi. Ürüç, Elçi’nin hayatını kaybettiği olayda polislerle silahlı çatışmaya giren Uğur Yakışır’ı tanıdığını belirterek, Yakışır’ın, polislerin hayatını kaybettiği eyleme katıldığını ancak Elçi’yi öldürdüğüne dair bir beyanda bulunmadığını söyledi. TEM Şube Müdürlüğü sorgusunda polislerin kendisine Tahir Elçi’yi kimin vurduğuna dair sorusuna orada olmadığı için yorum yapma hakkının olmadığını, buna ilişkin bir bilgisinin olmadığı cevabı verdiğini aktardı. Mahkemenin söz verdiği sanık Mesut Sevgi ise Forensic Architecture’ın Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili hazırladığı görüntülere dair herhangi bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağını sordu. Sanıklar, Fuat Tan ve Sinan Tabur ise bir diyeceklerinin olmadığını belirtti.

Tahir Elçi davası avukatlarından Gamze Yalçın, her duruşmada usule ilişkin eksiklik yaşandığını ifade ederek, celse arasında dava dosyasına hangi bilgi ve belgelerin geldiği, hangi belgelerin gönderildiğini bilmediklerini bu nedenle bunun kendilerine söylenmesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme Başkanı’nın, dava dosyasına gelen belgeleri detaylı olarak yazdıklarını söylemesi üzerine Av. Yalçın, hangi belgelerin geldiğini hangilerinin gittiğini bilme haklarının olduğunu, bunun kendilerine söylenmesi gerektiğini ifade etti. Bunun üzerine mahkeme katibi, hangi bilgi ve belgelerin dava dosyasına geldiğini, hangilerinin istendiğine ilişkin ara kararları okudu. Ardından mahkeme başkanının söz verdiği katılan Türkan Elçi, Mehmet Elçi ve Ömer Elçi, bir diyeceklerinin olmadığını belirtti.

‘Bu davada bir arpa boyu yol alınmadı’

Davada katılan olarak yer alan Diyarbakır Barosu adına söz alan Baro Başkanı Nahit Eren, usule ilişkin beyanda bulanacağını ifade ederek, duruşma salonunda bulunan avukatların isimlerinin katılan sıfatıyla duruşma tutanağına geçirilmesini istedi. Elçi cinayeti davasının kendileri için ne kadar önemli olduğunun davaya gösterilen yoğun ilgiden anlaşıldığına işaret eden Eren, mahkemenin bu cinayetin aydınlatılmasına isteksizliğinin davaya olan ilgiyi daha da arttırdığını ve artık bu salonun da yetmeyeceğini söyledi. Bu davanın beşinci duruşması görülmesine rağmen bir arpa boyu yol alamadıklarını ifade eden Eren, bu yargılamanın sıradan bir cinayet ve Dört Ayaklı Minare önündeki kriminal bir dosya olmadığını ve bunu kabul etmeyeceklerini söyledi. Eren, mahkemenin Elçi cinayetinin aydınlatılması konusundaki talepleri kabul etmediğini, isteksiz davrandığına dikkat çekerek, soruşturma aşamasında tanıkların soruşturma makamı tarafından nasıl yönlendirildiği irdelenmedikçe bir davada bir sonuca varamayacaklarını vurguladı.

İstihbaratçılardan tanığa: ‘Tahir Elçi’yi biz öldürdük diyeceksin’

Eren, bir önceki duruşmada savcılık tarafından yönlendirildiğini söyleyen tanık Deniz Ataş’ın kaldığı Bolu F Tipi Cezaevine giden ve kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan üç kişinin, ifadesini geri alması için Ataş’ı tehdit ettiğini belirtti. Eren, avukatların Ataş ile yaptığı görüşme sonucunda hazırladığı tutanakta, Ataş’ın cezaevindeki görüş odasına ellerinde dosyalarla gelen kişilerin kendisine “Tahir Elçi dosyasında ifadeni geri çekeceksin. Tahir Elçi’yi biz öldürdük diyeceksin. İfadeni geri çekmezsen başına gelecekleri göreceksin, seni rahat bırakmayacağız. Daha önceki ifadeni avukat baskısıyla verdiğini söylersin” şeklinde tehdit ettiklerini söyledi.  İfadesini değiştirmeyen Ataş’ın bir hafta sonra İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevine sürgün edilerek tek kişilik hücrede tutulduğu bilgisini veren Eren, birilerinin Deniz Ataş’ın verdiği ifadelerden çok rahatsız olduğuna dikkat çekti.

Mahkeme Başkanı: ‘Farklı bir algı yaratıyorsunuz’

Tahir Elçi cinayeti için “siyasi suikast” ifadesini kullanan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun sözlerini hatırlatan Eren, Davutoğlu’nun cinayetin işlendiği dönemde bir yönetici olarak Elçi cinayetinde sorumluluğu olduğunu, sanık olarak bu davada yer alması gerektiğini vurguladı. Elçi cinayeti dosyasına vasat bir iddianame, taksir üzerinden bakmayacaklarını ifade eden Eren, mahkemenin taleplerine ilişkin kuracağı ara kararlarla kendilerini rahatlatmalarını istedi. Mahkeme Başkanı, Eren’in mahkemenin davada faillerin ortaya çıkarılması için isteksiz davrandığı şeklindeki sözlerine, “ Farklı algı yaratıyorsunuz. Biz tarafsızız. Biz dosyanın tarafı değiliz”  cevabını verdi. Eren ise mahkemenin kurduğu ara kararlara ilişkin gözlemini dile getirdiğini, bu davanın olağan bir dava olarak görülmesinden rahatsız oldukları cevabını verdi.

‘Üzerinizde baskı ve yönlendirme varsa çekilebilirsiniz’

Av. Orhan Kemal Cengiz ise Av. Eren’in söylediği sözlerin sadece onun değil, kendilerinin de gözlemi olduğunu belirterek, bu davayı ileriye taşıyacak bütün taleplerin mahkeme tarafından reddedildiğini söyledi. Cengiz, bu davada Elçi cinayetinin örtbas edilmesi yönünde bir irade ortaya konulduğunu belirtti. Av. Erdal Doğan ise Baro Başkanı Nahit Eren’in bu davada görüneni söylediğini ifade ederek, mahkeme heyetine “Üzerinizde baskı ve yönlendirme varsa çekilebilirsiniz. Bağımsız bir mahkeme olduğunuzu gösterin” dedi.

Karaman: ‘Dönemin başsavcısı beni odaya kapattı’

Av. Mahsuni Karaman ise Elçi’nin vurulduğu anlara ait polis kamera görüntülerindeki 12 saniyelik kayba ilişkin yaptığı girişimler nedeniyle dönemin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısının “Hürriyeti tehdit” suçunu işleyerek kendisini Diyarbakır Adliyesi’ndeki bir odaya kapattığını, dönemin Diyarbakır Barosu yöneticilerinin kapıyı zorlaması sayesinde serbest kaldığını hatırlattı. Başsavcının kendisine “Emri ben verdim. Sizi ben soruştururum” dediğini aktaran Karaman, bu savcının Konya’da Kürt oldukları için ırkçı saldırıya uğradığını söyleyen Dedeoğluları Ailesi katliamının üzerini de örtmeye çalıştığını savundu. Av. Emin Aktar da Elçi cinayetinin yaşandığı olay yerinin incelemesini yapmak için gittikleri sırada Sur ilçesinde dönemin Başsavcısının korumasının hiçbir neden olmadan havaya ateş ederek olay yeri incelemesi yapmalarını engellendiğine dikkat çekerek, çok açık bir şekilde bu olayın üzerinin örtbas edilmeye çalışıldığını vurguladı. Aktar, “Tahir Elçi’ye sıkılan kurşun hepimizin ensesinde duruyor” diyerek, faili ortaya çıkarmadan kendilerinin onurlu yaşamaya devam edemeyeceklerini vurguladı.

Av. Tuğçe Duygu Köksal, yargılamanın Dört ayaklı Minare önüne hapsedilmemesi gerektiğini belirterek, “Taleplerimiz kabul edilmediği için bugün gelinen noktada cezasızlığa giden bir süreç ile karşı karşıyayız” dedi. Av. Köksal, davanın esasına etki edecek taleplerinin dahi reddedildiğini söyledi. Elçi cinayetinden sonra Başbakanlığa ihbarda bulunan kişinin mahkemede tanık olarak dinlenmesini istedi. Köksal, Elçi cinayeti öncesinde örgüt üyelerini takip ettiği ortaya çıkan ve mahkemenin tanık olarak dinlemelerini kabul etmediği istihbaratçı polisler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Av. Gamze Yalçın ise İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin Elçi cinayetine ilişkin hazırladığı araştırma raporunda, savcılığın toplamadığı delillerin müfettişler tarafından toplandığına dikkat çekerek, soruşturma aşamasında davanın delillerin Dört Ayaklı Minare önünde karartıldığına işaret etti.

Avukatların savunmaları ardından söz alan iddia makamı Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesini, İçişleri Bakanlığının hazırladığı müfettiş raporunun eklerinin istenmesini talep etti. Savcı, istihbaratçı polislerin tanık olarak dinlenmesi yönündeki talebin ise reddedilmesini istedi. Elçi cinayeti davasında TÜBİTAK ve ATK’den istenen raporların akıbetinin beklenmesine karar verilmesini talep eden savcı, sanıkların duruşma salonunda hazır edilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme, Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak ifadesinin alınmasına ve adresinin tespiti için yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme, İçişleri Bakanlığı raporunun eklerinin bakanlıktan istenmesine karar verirken, istihbaratçı polislerin tanık olarak dinlenmesi ve sanık polislerin duruşma salonunda hazır edilmesi taleplerini reddetti. Mahkeme, davayı 23 Kasım tarihine bıraktı.

*Bu işin hakları, Atıf-Gayriticari (CC BY-NC) Lisans ile kısmen saklıdır. Bu iş, MLSA’ya atıf ile ve ticari olmayan amaçlar ile kullanılıp dağıtılabilir.