Basın Özgürlüğü

Türkiye’de kaç hükümlü ve tutuklu gazeteci var?

FERİD DEMİREL

Başlıktaki soruya Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) verilerine göre bugün itibariyle 57, Gazetecileri Koruma Komitesi’ne (CPJ) göre 37, Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) göre ise 34 cevabını vermek mümkün.

Gazetecilik meslek örgütleri ya da hak örgütlerinin yayınladıkları raporlarda, Türkiye’deki tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısının farklı olduğu görülüyor.

Basın ve düşünce özgürlüğü konusunda ulusal ve uluslararası kuruluşların eleştirilerini yönelttiği Türkiye’de pek çok gazeteci de soruşturmaya uğruyor, yargılanıp ceza alıyor.

bianet’in hazırladığı Medya Gözlem Raporu’na göre Temmuz – Ağustos – Eylül 2021 döneminde “görülen toplam 56 davada en az 205 gazeteci ‘örgüt propagandası’ ve ‘örgüt üyeliği’ başta olmak üzere 21 farklı suç isnadıyla yargılandığını gösterdi. Bu dönemde, en az 70 gazeteci ‘örgüt üyeliği’, 22 gazeteci de ‘örgüt propagandası’ gibi suçlamalarla yüz yüze geldi.”

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) 2021 Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, 180 ülke içerisinde 153. sırada yer alan Türkiye’de, gazetecilik meslek örgütlerinin hazırladığı raporlarda, tutuklu ve hükümlü gazetecilerin sayısındaki bu farklılaşma nereden kaynaklanıyor?

Farklı kriterler esas alınıyor

Gazetecilik örgütleri listelerini hazırlarken birbirinden farklı kriterler ile değerlendirme yapıyor.

MLSA Eş Direktörü avukat Veysel Ok’a göre rapor hazırlarken haberciler, gazete çalışanları, matbaa çalışanları dahil, gazetecilik meslek faaliyetlerine katkı sundukları ya da emek verdikleri için tutuklu olanların hepsinin listeye dahil olduğunu söylüyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) avukatı Ülkü Şahin ortaya çıkan farkın, gazetecilik faaliyetinin tanımının kesin olmamasına bağlıyor. TGS gazeteci olan ve gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde bulunan kişileri listeliyor. Bu amaçla da soruşturma ve dava dosyalarını inceliyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret de farklı kıstaslardan bahsediyor. Öğret bu durumun yoruma açık olmadığı görüşünde.

CPJ tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısını belirlerken suçlamanın gazetecilik faaliyeti olup olmadığına bakıyor. Bunun için çeşitli doğrulama mekanizmaları kullanıyor:  

“Bir gazeteci tutuklandığında (veya tutuksuz yargılandığında) öncelikle avukat, aile ve/ya meslektaşları ile konuşarak detayları öğrenmeye çalışıyoruz. Ardından bu bilgileri New York’ta bulunan arkadaşlarla paylaşıyoruz ve bu şekilde ilerleniyor. Her vaka birden çok kişinin denetiminden geçiyor ve neticede temel gazetecilik kuralları dahilinde çalışıyoruz. Yani herhangi bir gazeteci herhangi bir haberi yazarken nasıl 5N1K kuralını gözetiyor, farklı kaynaklardan doğrulamaya çalışıyor ve ortaya çıkan metin editör süzgecinden geçiyorsa bizim sistemimiz de bu.”

Bazı listelerde dağıtımcı ve muhasebeciler de var

Bazı listelerde medya kuruluşlarında çalışan dağıtımcılar, muhasebeciler de yer alırken, bazılarında yer almıyor.

CPJ “Prison Census” dediği yıllık raporda sadece devletler tarafından alıkonulan gazetecilere yer veriyor. Bunun içine muhasebeci, sekreter, dağıtımcı vb. girmiyor.

Öğret bu durumu şu şekilde ifade ediyor: “CPJ’in açıkladığı hapishanedeki gazeteci rakamlarının dayandığı vakalar haklarında bilgimizin ve fikrimizin olduğu, mağdurun gazetecilik faaliyetinden dolayı hapsedildiğine dair kesin kanaat getirdiğimiz vakalardır.”

Avukat Ok bunların hepsini kapsayan bir noktadan yaklaştıklarını belirtiyor: “Biz basın özgürlüğünü biraz daha geniş yorumluyoruz. Örneğin Zaman gazetesi görsel müdürü de listemizde var, Yeni Yaşam gazetesinin matbaa çalışanı ya da dağıtımcısı da var. Biz listeyi hazırlarken özellikle gazetecilik meslek faaliyetlerini geniş yorumlayarak bu listeyi derledik. Bizim açımızdan  gazete dağıtmak ya da görsel hazırlamak da gazetecilik faaliyeti ve sırf bu nedenlerle tutuklu olan kişiler de bizim açımızdan gazeteci sayılmakta. Zira gazetecilik bütünsel bir meslek. Dağıtımcısı, matbaacısı ya da görsel uzmanı olmadan bir gazeteden bahsedemeyiz.”

Erdoğan’a göre onlar “terörist”

Sayılardaki farklılıklara rağmen, gazetecilik örgütlerinin açıkladığı raporlarda, tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısı onlarla ifade ediliyor.  

Ancak Türkiye’de resmi makamlar, ulusal ve uluslararası kuruluşların açıkladıkları bu rakamlara itiraz ediyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet, gazeteci meslek örgütlerinin açıkladıkları rakamlara itiraz ediyor. Açıklanan rakamların gerçeği yansıtmadığını savunan Erdoğan ve Hükümet yetkilileri, tutuklu gazetecileri, “terörist” olmakla suçluyor.

Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu sebebiyle bulunduğu New York’ta FOX News’e konuk olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Bret Baier’ın “Dünyanın her yerinden fazla tutuklu gazeteci sizin ülkenizde var. Bunu neden yapıyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Şu an sizin verdiğiniz rakamlar da çok hayali rakamlar, onu da söyleyeyim. Bu kadar gazeteci içerde falan böyle bir şey yok. Gazetecilerden Türkiye’ye gelenler oldu, onlara bizzat bunları belgeleriyle gösterdik, anlattık falan ama uydurma rakamlarla ülkemize geliyorlar, bunları söyleyip geçiyorlar.”

Resmi makamlar basın kartı veriyor

Türkiye’de basın kartını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı veriyor. Daha önce Sarı Basın Kartı diye adlandırılan ve 2018 yılındaki değişiklikle Turkuvaz Basın Kartı’na dönen basın kartı alamayan gazetecileri, resmi makamlar gazeteci olarak kabul etmiyor.

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, 2019 yılında CHP Milletvekili Utku Çakırözer’in sorusuna verdiği yanıtta şöyle denmişti: “İstenilen ayrıntıda veri ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ve analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgiye yönelik olduğundan dolayı istatistiki bilgi sunulamamaktadır.”

MLSA Eş Direktörü Veysel Ok bu durumu şu şekilde izah ediyor: “İktidar açısından Türkiye’de tutuklu gazeteci de, avukat da, siyasetçi de, sivil toplumcu da yok. Bunların hepsi tek bir kategoride toplanıyor, o da “terörizm.” Kimin gazeteci olup olmadığını ne iktidar ne de yargı belirleyebilir. Meslek örgütleri bunun için var. Eğer gazeteci tanımını iktidara bırakırsak ileride gazetecinin hangi haberi yapacağını da onlara bırakmak zorunda kalabiliriz.”

CPJ Türkiye Temsilcisi Öğret, hükümetin basın kartı üzerinden yaptığı değerlendirmeye karşı çıkıyor: “Hükümet maalesef hapisteki gazetecileri terörist olarak görüyor. Türkiye hapishanelerindeki farklı kurumlardan ve farklı görüşlerden gazetecilerin ortak yanı hepsinin terörle mücadele kanunu kapsamında yargılanmaları. İsimler değişir, kurumlar değişir ama bu değişmez. Habercilik faaliyetlerinin terörizm ile ilişkilendirilmesi maalesef Türkiye’nin şu güne dek aşamadığı bir problem. Bunun yanı sıra hükümet ve yakın çevresi, hapisteki gazetecilerin basın kartı olmadığı için gerçek gazeteciler olmadıklarına dair iddiaları zaman zaman dile getirir. Bu iddia önceden de mantıksızdı. Bugün eleştirel habercilerin basın kartı almasının fiilen imkansız hale geldiği mevcut sistemde ise hem mantıksız, hem de anlamsız.”

TGS avukatı Şahin gazetecilerin yaptıkları haberler yüzünden örgüt üyeliğiyle suçlandığını belirtiyor: “Bu kişilerin yargılamaları gazeteci olarak değil gazetecilik faaliyetinin kriminalize edilmesiyle bir düşman olarak “terör suçlusu” şeklinde yürütülüyor. Hükümet yönünden cezaevinde gazeteci yok, tamamı “terörist.” Ancak bu kişilerin dosyasında Yargıtay içtihatlarında aranan, terör örgütüyle organik bağını ispat eden somut deliller değil, yaptığı haberler suç delili olarak sunuluyor. Dolayısıyla bu yaklaşımın kabulü mümkün değil.”