MLSA TV

Türkiye’nin 2021 yılı internet özgürlükleri karnesi MLSA TV’de konuşuldu

Soner Şimşek, MLSA TV’de 27 Eylül’de gerçekleşen programında European Centre for Press and Media Freedom(ECPMF) ve Media Freedom Rapid Response (MFRR) Türkiye Koordinatörü Gürkan Özturan’ı konuk etti. 

Turan, yeni Sosyal Medya Yasası tartışmalarının devam ettiği günlerde hazırlanan ve yazarı olduğu “Sosyal Medya Yasasının Basın Özgürlüğü Üzerine Etkileri İzleme Araştırması” ve “Freedom on the Net 2021” raporları üzerinden Türkiye’nin internet özgürlükleri karnesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

‘Sosyal medya düşman ilan edildi’

Her iki raporda da imzası bulunan Özturan, sözlerine bu raporların siyasi motivasyonlar ile değil, teknik konularda kamuoyunu bilgilendirme motivasyonu ile hazırlandığına dikkat çekerek başladı. Özturan, geçen yıl yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası yapım sürecinde de görüldüğü gibi kamuoyunun süreç hakkında yeteri kadar bilgilendirilmemesi ve toplumu ilgilendiren kesimlerin sürece dahil edilmemesinin bu raporların yazılmasını elzem hale getirdiğini söyledi. Özturan, raporların, geçen yıl Sosyal Medya Yasası’nın tartışıldığı dönemde yapılan uyarıların ve kamuoyuyla paylaşılan öngörülerin fikri takibi olduğunu vurguladı. 

Freedom House tarafından 2009 yılından beri yayınlanan “Freedom on the Net” raporlarını örnek veren Özturan, bu raporların dünya çapında internet özgürlüklerinin devletler tarafından giderek daha fazla kısıtlandığını ortaya koyduğunu aktardı. Sosyal medya ile ilgili yasal düzenlemelerin, sosyal medyanın düşman ilan edildiği söylemler ile birlikte yapıldığına dikkat çeken Özturan, bu tarz raporların internet özgürlüklerinin giderek kısıtlanmasının kayıt altına alınıp analiz edilebilmesi için önemli olduğunu belirtti. 

2007 yılından beri yapılan düzenlemelerle Türkiye’de internet özgürlükleri kısıtlanıyor

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devletin internet özgürlüklerini kısıtlama eğiliminde olduğunu belirten Özturan, bu eğilimin 2007 yılından beri kuvvetlendiğine dikkat çekti: “Türkiye de dünyadaki birçok kötü örnek gibi 2007 yılından beri bu yönde çalışıyor. 2007 yılında ilk ortaya çıktığında 5651 sayılı Kanun ‘çocukları korumak’ bahanesiyle başlamıştı. Daha sonra kapsamı genişletilerek bugünkü haline geldi”. 

Özturan, 2007 yılından beri yapılan her düzenlemenin internet kullanıcıları için daha fazla kısıtlama anlamına geldiğini ve bunun da birçok insan için ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi: “Her kapsam genişletilmesinde aslında daha da kısıtlayıcı: erişim engelleme, içerikleri hedef alma, kullanıcıların hususi verilerine erişme yetkisi gibi birçok adım atıldı. Bu önlemlerin neticesine bakacak olursak yıllar içerisinde yüz binlerce kişinin cumhurbaşkanına hakaret ile ya da devlet büyüklerine hakaret ile yargılandığını ya da soruşturmaya tabi olduğunu görüyoruz”.
2007 yılından beri internetteki özgürlük alanlarının giderek daha fazla kısıtlanmasının sonuçları üzerine konuşmasına devam eden Özturan, uzun süre Türkiye’de Wikipedia’ya erişimin engellediğini hatırlattı. Dünya çapında bilgiye erişimin en kolay adresi olan Wikipedia’nın engellenmesini kütüphaneye gidilmesini yasaklamaya benzeterek bu engellemenin toplumun ve bireylerin bilgiye erişim hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Sosyal Medya Yasası toplumsal dijital hafızaya zarar veriyor

Sosyal Medya Yasası tartışmalarının ilk yapıldığı zamanlarda kamuoyuyla Yasa’nın toplumsal dijital hafızaya zarar vereceği endişesini taşıdıklarını paylaştıklarına dikkat çeken Özturan, “5651 sayılı Kanun, dijital hakları düzenleyen bir kanun olmaktan ziyade devleti koruma altına almak adına oluşturulmuş ve kullanıcıları cezalandırma usulü ile işleyen bir kanun oldu. Geçtiğimiz yıl yapılan düzenleme ile birlikte artık içeriğin tümden internet ortamından kaldırılması gibi bir uygulamaya gidilmesi düşünülmüştü” dedi. Özturan, iktidarı rahatsız eden içeriklerin tümden kaldırılmasının aslında tarihten bir sayfayı koparmak olduğunu ve bunun da geçmiş hatalarından öğrenerek ilerleyen toplumlar için fazlasıyla zararlı olduğunu düşündüğü söyledii. 

`Sosyal Medya Yasasının Basın Özgürlüğü Üzerine Etkileri İzleme Araştırması`

Dilek İçten ve Hasan Berk Akkoç ile birlikte Medya Araştırmaları Derneği (MEDAR) adına kaleme aldıkları rapora değinen Özturan, raporun Sosyal Medya Yasası’nın bir yıl boyunca basın özgürlükleri üzerindeki etkisini ölçerek kayıt altına almak için hazırladıklarını belirtti. Bu bağlamda, özellikle internette yayın yapan gazeteci ve medya kuruluşları ile iletişime geçerek kendilerine gelen içerik kaldırma emirlerini paylaşmalarını istediklerini belirten Özturan, 35 farklı kuruluşun bu isteklerine cevap verdiğini paylaştı. Özturan, kendileri ile bilgi paylaşan medya kuruluşlarının sayısı az da olsa Sosyal Medya Yasası’nın basın özgürlüğü üzerindeki olumsuz etkilerini göstermek konusunda yeterli olduğunu söyledi: “Raporda belgelenen 658 haberin erişime engellenmesi yalnızca bizimle paylaşılanlar olduğu için ‘en az 658’ haber erişime engellendi diyebiliriz. Bizim tespit edebildiğimiz 7 aylık süreç boyunca 658 haber yayından kaldırıldı. Bu da her gün günde 3 haber yayından kaldırıldı demektir.”

Raporun kişi ve kurumlardan daha çok içerik engelleme bağlamında eğilimleri ortaya çıkarmayı hedeflediğini belirten Özturan, bunun için yayından kaldırılması emredilen yayınların türüne ve şikayetçilere baktıklarını açıkladı. Özturan, bu yöntem ile ulaştıkları sonuçları ise şöyle özetledi: “En çok kaldırılan haberler yolsuzluk, usulsüzlük ve görevi kötüye kullanma konularındaydı. En çok içerik kaldırma talebinde bulunan kişilere baktığımızda da iş insanları, bakanlar ve üst düzey bürokratlar ortaya çıktı. İçerik kaldırma talebi için en çok gösterilen gerekçe ise kişilik haklarına saldırı olmuş. Kaldırılan içeriklerin yaklaşık %90’unda kişilik haklarına saldırıdan bahsediliyor”. Özturan, bu sonuçların yasanın sansür için kullanılmayacağı iddialarını tamamen çürüttüğünü söyledi.

‘Freedom on the Net 2021’ Raporu

Türkiye’nin internet özgürlükleri bağlamında 100 üzerinden 34 puan aldığı “Freedom on the Net 2021” raporu hakkında da konuşan Özturan, Freedom House raporlarının puan ve sıralama odağıyla değil, ilgili ülkenin yükselme ya da düşüş eğilimine bakılarak okunmasının daha doğru olacağını söyledi. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin 2009 yılından beri yayınlanan Freedom on the Net raporlarında kesintisiz biçimde puan kaybetmesinin endişe verici olduğunu söyleyen Özturan, tüm dünyada internet özgürlüklerinin gerilediğine dikkat çekti.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devletin uzun bir süre internetin etkinliğini kavrayamadığı için interneti kısıtlamadığına dikkat çeken Özturan, Gezi ile birlikte Türkiye’de de internet özgürlüklerinin giderek daha fazla kısıtlanmaya başladığını söyledi. Özturan, Gezi’den itibaren Türkiye’nin internet özgürlükleri bağlamında hızla düşüş kaydetmesinin Türkiye’de mevcut sorunların azalmadığı aksine giderek arttığı anlamına geldiğini söyledi.

Sosyal medya için yapılacağı konuşulan yeni düzenleme için Almanya’nın örnek gösterilmesine de değinen Özturan, internet özgürlüklerini kısıtlayan düzenlemelere 2007 yılından beri daima kötü uygulamaların örnek gösterildiğini aktardı: “İyi uygulamaların olduğu ülkeler hiçbir zaman nedense örnek gösterilmiyor. Hep kısıtlayıcı, zorlayıcı, baskıcı uygulamalar örnek gösteriliyor”.

Özturan, yeni yapılacak sosyal medya düzenlemesinin Rusya’daki uygulamalara benzer uygulamaları beraberinde getirebileceğini söyledi: “Yeni gelecek sosyal medya yasasıyla tıpkı Rusya’da olduğu gibi sosyal medya mecralarından fiziksel bir temsilci istenecek ve belki de bu mecraları çeşitli şekillerde tehdit edebilecekler. Böylesi bir ortamda Rusya’da Navalny’nin zehirlenmesi, Uganda’da muhalefetin tamamen sessiz bırakılması ya da Belarus’ta uygulamaların muhalifleri yüz üstü bırakması gibi uygulamaları gördüğümüz zaman Türkiye için endişelenmemek işten değil”.

Özturan, yeni yapılacak yasaya gösterilen “yalan haber ile mücadele” gerekçesinin, medyanın büyük bölümünün iktidar tarafından kontrol edildiği gerçeği ile birlikte düşünüldüğünde anlamsız olduğunu ve yasanın şimdi olduğu gibi yolsuzluk, usulsüzlük, görevi kötüye kullanma haberleri gibi haberleri kaldırmak için kullanılacağını düşündüğünü belirtti. 

Özturan, daha iyi bir gelecek için sosyal medya ve internet ile ilgili düzenlemelerin farklı bir bakış açısıyla yapılması gerektiğini vurguladı: “Aslında keşke dijital haklar üzerinden yaklaşabilsek bu mevzuya. İçerikler üzerinden hem kullanıcıları hem mecraları cezalandıracağımıza keşke dijital haklar kanunu çıkarsak ve yurttaşların dijital haklarından konuşuyor olabilsek.” Özturan, iktidarın kısıtlayıcı ve engelleyici düzenlemeler konusunda ısrarcı olduğunu ve tavrını değiştirmesini beklemediğini fakat ülkeyi yönetmek iddiasında olan muhalefetin iktidarın aksine internet özgürlüklerini garanti altına alan vaatlerde bulunarak bu mecranın kendileri ve tüm toplum için önemini kavrayacaklarını umduğunu söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.