Basın Özgürlüğü

Türkiye’nin Kıbrıslı gazetecilere baskısı yoğunlaşıyor: ‘Türkiye bitti, sırada Kıbrıs var’

CENGİZ ANIL BÖLÜKBAŞ

Kuzey Kıbrıslı gazeteciler ve meslek örgütleri, Türkiye hükümetinin ülke çapında uyguladığı basın ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları Kuzey Kıbrıs’a ihraç etme çabasını yoğunlaştırdığını düşünüyor. Gazeteciler, özellikle Türkiye’deki hükümete yönelik eleştirileri nedeniyle sınır dışı uygulamalarına ve yargılamalara maruz kalıyor.

Türkiye’den 2021 Eylül ayında sınır dışı edilerek ülkeye girişi yasaklanan Kuzey Kıbrıs Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Başkanı Ali Kişmir, 2020’deki Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yayınlanan “Beyaz Ev” başlıklı yazısı nedeniyle Kıbrıs’ta yargılanıyor. Kişmir’in, “güvenlik kuvvetlerinin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiği” suçlamasıyla 10 yıla kadar hapsi isteniyor. Kişmir, dava konusu olan yazıda “Ankara’nın, son olarak siyasetimize ayar vermek için bazı UBP’li vekilleri çağırdığı yerin adı ‘Beyaz Ev’ olabilir ancak siyasetimizi getirdiği konum açıkçası ‘Genel Ev’dir!” ifadelerini kullanmıştı.

Kuzey Kıbrıs’ta yayın hayatına devam eden Avrupa gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Şener Levent’e ise, gazetede yayımlanan bir karikatürü nedeniyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Türkiye’de dava açıldı. “Yunan gözüyle” başlığını taşıyan karikatür, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı konu alıyordu. 26 Nisan tarihinde Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada, Levent’e 1 yıl hapis cezası verildi. “İyi hal” indirimi ile 10 aya düşürülen hapis cezası, 9.000 TL tutarında adli para cezasına çevrildi. Şener Levent’e ve gazetenin direktörü Ali Osman Tabak’a ayrıca, aynı karikatürden dolayı “Yabancı devlet büyüklerine hakaret ve KKTC ile Türkiye’nin arasını açmak” suçlamasıyla dava açılmıştı. Gazeteciler, 19 Mayıs 2019’da Lefkoşa Kaza Mahkemesinde görülen duruşmada beraat etmişti.

İki kere isim değiştiren ve muhalif çizgisi sebebiyle birçok kez saldırıya uğrayan Avrupa gazetesi, 2018 başlarında Afrika ismiyle yayın hayatını sürdürürken, Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonunu ikinci bir ‘işgal’ operasyonu olarak ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Benim KKTC’li kardeşlerimin KKTC’de gereken cevabı onlara vermeleri lazım” demesinin ardından gazete, milliyetçi grupların saldırılarına uğramıştı.

Levent: ‘Ödeme yapmam demek kararı kabul etmem demek’

Kıbrıslı bir gazetecinin başka bir ülkede ceza almasının basın tarihlerinde bir ilk olduğunu söyleyen Levent, kendisine verilen cezayı tanımadığını belirtti. Verilen para cezasını ödemeyeceğini dile getiren Levent, “Ödeme yapmam demek, kararı kabul etmem demek. Türkiye’nin üzerimizdeki baskısı son zamanlarda daha da arttı. Bu baskılar beni şaşırtmıyor çünkü zaten 1974’ten beri fiili olarak burası idare edilmeye çalışılıyor. Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıların ciddiyetini biliyorum ve ülkede basın özgürlüğünün bulunduğu bir ortamdan bahsedilemez. Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler yetmedi şimdi de Kıbrıs’a el atılıyor. Memlekette genel bir özgürlükten bahsedilemezken gazetecilere yönelik özgürlükten de bahsedilemez” ifadelerini kullandı.

Akkor: ‘Levent’e yönelik dava hukuk prensibinin çiğnenmesidir’

Türkiye’nin Kıbrıs siyaseti üzerindeki etkilerinin yeni bir olay olmadığını dile getiren Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Emin Akkor, son yıllarda Kıbrıs’taki siyasi partilerin kendi iç meseleleri için Ankara’ya müdahale çağrısında bulunduğunu ve bu durumun geçmişteki durumdan daha tehlikeli bir hale geldiğini vurguladı. Bu siyasi iklimden dolayı gazetecilerin de yoğun baskıyla karşı karşıya olduklarının altını çizen Akkor, şunları söyledi: “Gazetecilerin yargılanmasının dışında ifadelerinden kaynaklı herhangi bir suç belirtilmeden Türkiye’ye girişleri de yasaklanıyor. Burada yoğun bir baskı kendini gösteriyor ve bunun topyekün bir şekilde gerçekleşmesi yeni bir unsurdur.” Ayrıca Kuzey Kıbrıs’taki hükümet tartışmalarında hükümetin küçük ortağının basın yasasının değişmesini istediğini aktaran Akkor, değişiklik talebinin gazetecilik faaliyetini ve basın özgürlüğünü kısıtlayacak adımların habercisi olduğu görüşünde.

Akkor, Kıbrıs’ta UBP-DP hükümetinin kurulduğu dönemde Şubat ayında hükümete ve meclise yönelik bir çağrıda bulunduklarını, ülkedeki ceza yasalarında gazetecilerin ifadelerinden dolayı hapis istemiyle yargılanmasının yolunu açan maddelerin değiştirilmesini talep ettiklerini aktardı. Ancak hükümetin değişmesi sebebiyle bu yönde değişikliklerin gerçekleşmediğini söyleyen Akkor, “Bu adım atılmamakla birlikte, gazetecilerin hapis istemiyle yargılanmaları da devam ediyor. Bu durum, ifade özgürlüğü karşısında çok büyük bir engel. Hem Şener Levent’e verilen ceza hem de Ali Kişmir’e açılan dava bu yöndedir” dedi. Levent’e yönelik davanın uluslararası hukuk prensibi ihlali olduğunu vurgulayan Akkor, bir kişinin aynı suçtan iki kere yargılanamayacağını ve geçerli olan tek kararın alt mahkemenin verdiği beraat kararı olduğunu söyledi.