İfade Özgürlüğü

Twitter’ın troll temizliği ne anlama geliyor?

Çizim: Gabriel Alcala
Haluk Kalafat

20 Haziran’da AK Troller Twitter’da  #GüldürGüldürİzlemiyoruz diye bir hashtag’i Türkiye gündeminde birinci sıraya çıkarttı. Güldür Güldür oyuncularının beş yıl önce “Berkin Elvan Ölümsüzdür” yazılı bir pankart önünde verdikleri fotoğraftı mesele. Gündemde olan bir konu değildi; durup dururken öylesine ortaya çıkmış bir kampanya gibiydi. 

Bu hamleyi Twitter’ın 11 Haziran’da Türkiye, Çin ve Rusya’da iktidarla bağlantılı fake (sahte) ve ele geçirilmiş hesapları kapatması ile birlikte okuduğumuzda karşımıza başka bir fotoğraf çıkıyor.  

Twitter, Türkiye’den 7 bin 340 hesabı silmişti. Yapılan açıklamada manipülasyonu engelleme politikalarını ihlal eden bu hesapların Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) gençlik faaliyetleri ile bağlantılı olduğunun tespit edildiği belirtiliyordu.

Bu sayının yeterli olup olmadığı, iktidar yanlısı manipülasyonun bu şekilde engellenip engellenemeyeceği merak konusuydu. Güldür Güldür oyuncularını hedefe alan bu hashtag, “Twitter’ın bu hesapları kapatarak manipülasyonu engelleme çabası başarılı olur mu” sorusuna cevaben yaptığı bir hamle gibiydi. 

Günün gündemiyle ilişkisi olmayan bir konuyu, o gün Twitter gündeminde tartıştırttılar. Bu tag’i başlatıp yayanlar ile Twitter’ın kapattığı hesaplar arasında organik bir bağ var mı yok mu, bu sorunun yanıtı muallak ama yaklaşım benzerliği ve iktidara yakınlıkları bir fotoğraf ortaya koyuyor. 

Merkezdeki troller engellenmedi

Yeni medya alanında çalışan Zeynep Özarslan, “Twitter’ın manipülasyonu engelleme çabası başarılı oldu mu” sorusunu “Bence olmadı” diye yanıtlıyor ve devam ediyor: 

“Çünkü esas merkezdeki troller engellenmediği için, onlar hemen hemen her gün hâlâ Ekrem İmamoğlu, Canan Kaftancıoğlu, İBB vb. ile ilgili olumsuz etiketler açıyorlar ve trollük yapmaya devam ediyorlar. Eğer gerçekten merkezdeki troller kapatılmış olsaydı, her gün propaganda amaçlı böyle etiketler görmezdik.” 

Güldür Güldür oyuncularını hedef alan paylaşımlar da buna bir örnekti.

Erkan Saka: Sembolik olarak önemli

Bilgi Üniversitesi İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Erkan Saka da bu noktaya kadar Zeynep Özarslan ile aynı fikirde; genel olarak fake, yani sahte, ya da bot, yani bir algoritma tarafından yönetilen, hesapların kapatıldığını ve birçoğunun artık aktif olmadığını söylüyor:

“Türkiye, Gezi Direnişinden beri bot kullanımının yüksek olduğu ülkelerden biri. Daha çok buna müdahale oldu. Yoksa bildik trollere değildi müdahale. Twitter açısından sembolik olarak önemli ama geç kaldığı bir hamle bu.”

Zeynep Özarslan: Mesaj gereken yere gitmiş

Zeynep Özarslan da Twitter’ın hamlesinin önemli olduğu görüşünde. 

“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Twitter’a karşı bir açıklama yaptı. Bu anlamda Twitter’ın bazı trolleri kapatma mesajı, iktidar partisi tarafından da dikkate alındı.”

Zeynep Özarslan

Twitter’ın bot ya da ele geçirilmiş hesapları zaman zaman temizlediği biliniyor. Peki, 11 Haziran’daki temizliğini önemi neydi?

Twitter, iktidar odaklı manipülasyona karşı

Erkan Saka, Twitter’ın daha önce de böyle temizlikler yaptığını hatırlatıyor: 

“Ama onlar dünya çapındaydı. Bu sefer hedef göstererek yaptı, ‘bakın biz bu üç ülkeye yönelik yaptık’ dediler. Simgesel önemi var, Twitter iktidar gücünü kullanarak manipülasyona karşı olduğu mesajını verdi.”

Mesajın öneminin altını çizmekle beraber Erkan Saka, yayınlanan raporun biraz sorunlu olduğunu da söylüyor:

Stanford Internet Observatory’nin raporuyla yaptılar bu açıklamayı. Bu arada bence rapor çok kötü. Twitter’ın engellediği hesapların dökümünü yapmışlar. 2013’ten bir haber var, AKP’nin 6 bin kişilik ‘troll ordusu’ kurduğunun iddia edildiği. Bütün bu troll, AK Troll meselesinin çıkış haberi bile olabilir o; The Wall Street Journal haberiydi sanırım. Rapor bu haberle başlıyor. Ancak 6 bin kişinin işe alındığı kanıtlanabilmiş bir bilgi değil; yani o haber zaten çok sağlam değildi.”

Rapor, Guardian’ın 1 Kasım 2016 tarihli  haberine yer veriyor. Bu haberde geçen 6 bin kişilik “troll ordusu”nun kaynağı ise 16 Eylül 2013 tarihli The Wall Street Journal haberi.

Erkan Saka bu haber üzerine bu yapıyı araştırmak istemiş: 

“Ben bu konu üzerinde çalıştım zamanında. Bayağı da araştırdım, insanlara ulaştım. Böyle tek merkezden yönetilen, maaşlı insanlardan oluşan düzenli bir yapı bulamadım. Hatta ulaştıklarımdan biri, ‘Ben 50 kişi çalıştırdım ama verim alamadım, bıraktım’ dedi. Benim anladığım böyle çeşitli küçük yapılar var. Bir kısmı gönüllü yani tırnak içinde dava insanı; bir kısmı ise ihale peşinde koşan, ekonomik çıkarı için küçük troll yapıları çalıştıran kişiler.”

Sosyal medyada hegemonya sağlanabilir mi?

Özarslan ve Saka’nın yorumlarına göre bu denli merkezi, kalabalık, para akıtılan bir yapının olması da aslında son kertede çok etkili olmayacak. 

Bunun için iki temel neden ön plana çıkıyor: Birincisi iktidar lehine trollük yapanların ve kitlesinin yeni medyaya yabancı olması; diğeri, sosyal medyanın ve kullanıcılarını kontrol edilemezliği.

Zeynep Özarslan, 27-28 Haziran günlerinde yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) ertelenmemesi üzerine gençlerin yaptığı bir eylemi hatırlatıyor. Gençler, sınavın turizm zarar görmesin diye ertelenmediğini iddia ederek Turizm Bakanına ait otellere düşük puan ve kötü yorum kampanyası yapmıştı:

“İktidarın Z kuşağı ile dijital ortamlarda başa çıkması çok zor. İktidarının çok aktif olduğu bir alan değil çünkü burası. Mesela Cumhurbaşkanının YKS’ye girecek gençlerle yaptığı Youtube konferansında yaşananlar. Dislike rekoru kırdırdılar o videoya. OyMoyYok diye bir hareket yayıldı diğer sosyal medya mecralarına. Gençler sözünü sakınmıyor.”

Görünen o ki, dijital çağda doğan gençler, siyasi iktidarı elinde tutanlarla karşılaştırıldığında ev sahibi konumdalar. Bu, dijital dünyadaki tüm mecralar için geçerli ve her mecra için ayrı tepkiler üretebiliyorlar. Bu haber yazıldığı sırada Erdoğan’ın videosuna verilen dislike sayısı 375 bine ulaşmıştı.

‘TikTok ile uzun vadede medya okuryazarlığı arttı’

Erkan Saka, bu noktada Facebook ile Twitter karşılaştırması yapıyor:

Erkan Saka

“Facebook’un da, Twitter’ın da gündemleri farklı. Mesela Facebook istese kendi alanını epey bir ölçüde kontrol edebilir ama bunu istemiyor. Bu, iş modeliyle çok ilişkili. Facebook, reklamdan çok para kazanıyor. Twitter’ın devletlere mesafeli gibi görünmesinin nedeni de biraz bu: Kâr edemiyor genel olarak. Yani Türkiye pazarı Twitter için kârlı bir alan olsa, işler değişebilir belki. Twitter hiçbir zaman Facebook gibi kârlı ve büyük bir şirket olmadı. Bunun etkisi olabilir. 

Zaten burada bahsettiğim bir yere kadar kontrol. Belli bir noktadan sonra zor. Çünkü bir mecrayı yani sosyal medya olabilir, dijital iletişim olabilir, tam kontrol altına aldık diyorlar hoop yenisi çıkıyor. Mesela TikTok’ta büyük bir potansiyel var şu anda. TikTok’ta benim timeline’ım ABD; ‘Black Lives Matter’ hareketini oradan takip ediyorum. Aktivistler TikTok kullanıyor, acayip videolar üretiyorlar. Mesela bir tır şoförü vardı hani ‘Beni virüs değil senin düzenin öldürür’ diyen; TikTok’ta paylaşmıştı videoyu. Sosyal medyanın daha önce giremediği sosyal kesimlere girdi TikTok. Uzun vadede medya okuryazarlığını artıran bir şey bu. Üstelik her an daha muhalif söyleme dönüşme potansiyeli de var.”

Erkan Saka da özellikle genç kuşağın SnapChat’ten TikTok’a uzanan değişik mecraları kullanabildiklerini, sürekli yeni mecraların çıktığını belirtiyor ve ekliyor: 

“Büyük bir dalga oluşuyor; bunların hepsinin kontrol edilmesi zor. Nihai olarak zaten kapatmaya, engellemeye çalışıyorlar. Bakıyor olmadı, ‘Youtube’u kapatayım, Wikipedia’yı kapatayım, onu da, bunu da kapatayım’a dönüşüyor. O işe yaramayınca daraltma, yavaşlatma taktiğini denediler. Ama olmuyor işte, tam olarak kontrol edemiyorlar. Benim gördüğüm şu: Bu zamana kadar hiçbir hegemonya kurma çabaları başarıya ulaşmadı.”

Yeşil Top yenilgisi

Siyasal iktidarın Twitter’da bir tür hegemonya kurma çabaları arasında son dönemde en çok Yeşil Top kampanyası dikkat çekiyor. 

Erkan Saka’nın Yeşil Top meselesine yorumu net:

“Başlarken ‘Çok kirlendi, biz temizleyeceğiz’ demişlerdi. İlerleyen süreçte Yeşil Top, iktidarın söylemindeki en ‘kirli’ hesapların aslında kendi taraftarlarına ait olduğunu gösteren bir kanıt oldu. Yeşil Top’u da kontrol edemediler, vaz geçtiler.”

Yeşil Top uygulamasını 1 Mayıs 2020 günü AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal duyurmuştu. Çeşitli ahlaki ve etik sorunların önüne geçmek üzere, parti üyelerinin uyacağı 12 maddelik Sosyal Medya Etik Kuralları’nın açıklanmasının ardından, bu kurallara uymayı taahhüt eden sosyal medya kullanıcıları hesaplarına Yeşil Top emojisi ekledi. AKP sosyal medyadaki etik ihlallere uymayanları deşifre etmek için bir de @KurulEtik kullanıcı adlı bir Twitter hesabı açtı. Ancak bu hesap 16 Mayıs’ta paylaşımları durdurdu, sonrasında da kapatıldı. 

Hesabında Yeşil Top kullanan bazı hesapların Nevşin Mengü, Canan Kaftancıoğlu ve Berna Laçin’e taciz mesajları attığı ortaya çıkınca, AKP’nin zaten bilinen troll kullanma politikası ters tepti.

Yeşil Top uygulaması da Mahir Ünal’ın Twitter hesabından sona erdirildi. Ünal “Yeşil Top” yerine “Yeşil Küre” deyimini kullandı. Zaten AKP içinde tartışmalara neden olduğu bilgisi basına yansımıştı. Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın “Neden simge olarak top seçiliyor. Bunun başka anlamları da var. Neden üçgen yıldız ya da hilal değil. Kaldırılması lazım” dediği söyleniyordu. Bu bir süredir AKP içinde yaşandığı söylenen güç çekişmelerinin de su yüzüne çıkmasına neden oldu.

Sonuçta Twitter’ın “troll hesaplar AKP ile ilintili” açıklaması, Gezi Direnişi sonrası aslında Türkiye’de muhaliflerin bildiği bir olgunun tüm dünyaya duyurulmasıydı.