Basın Özgürlüğü

Yerel gazeteler birleşiyor, gazeteciler işsiz kalıyor

Y. ÖZGÜR BÜLBÜL

Ekonomik zorluk çeken birçok gazete için Basın İlan Kurumu (BİK), yerel medyanın nitelik ve etkinliğinin artması amacıyla birleşme teşviklerinde bulundu. BİK’in dönüşüm modeli, Türkiye’nin farklı kentlerine de yayıldı. Birçok şehirde gazetelerin birleşmesi, çok sayıda işsiz gazeteci sorununu ortaya çıkardı. Son olarak Mart ayı başında Kilis’te beş yerel gazete birleşerek, iki gazete olarak yayın hayatına devam etme kararı aldı. Ankara, Ağrı, Muş ve Şırnak sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve işsiz gazetecilerle konuştuk.

Kanlı: Yeni dönem serbest gazetecilik dönemi

Merkezi Ankara’da bulunan Gazeteciler Cemiyetinin Başkan Yardımcısı ve Demokrasi için Medya, Medya için Demokrasi Projesi Koordinatörü Yusuf Kanlı, yerel gazetecilik sektöründeki sorunların her geçen gün arttığını söyledi. Kanlı, “Gazetecilerin işsiz kalmasına üzülüyoruz. Ekonominin daralması ve devlet desteğinin azalması, gazeteleri kapanmaya veya birleşmeye itti. BİK’in gazete birleşmelerini teşvik ettiğini biliyoruz fakat bu durum işsiz gazeteci sayısının artmasına sebep oldu. 35 yaş altı grupta yüzde 25’i aşan işsiz gazeteci var. Bir taraftan gazete sahiplerinin sıkıntısı var, gazetecilerin elinde olmayan gazetelerimiz var. Baskı altında kalan gazetecilikten kaynaklı sıkıntılar, sansür, otosansür var. Sektörün problemleri saymakla bitmez. Çözüm ise değişimle olabilir. Giderek azalan, küçülen basılı gazete ve dergiler, yeni dönemde özgürlüğüne düşkün gazetecilerin tekil olarak yaptığı serbest gazeteciliği artırdı ve bu konuda örgütlenmek lazım” dedi.

Yerel gazetelerin BİK desteği olmadan yaşamasının mümkün olmadığını düşünen Kanlı, BİK’in dağıttığı ilanlar dışında da bir gelir elde etme çabası olmadığına dikkat çekti: “Yerel gazeteler, kendi sürdürülebilirliğini sağlamadıkları için sadece devletin medyaya verdiği resmi ilan desteğini alıp kolay yoldan yaşamayı tercih ediyorlar. Hiçbir gazetenin doğru düzgün bir abonelik sistemi yok. Elektronik sistemin reklam alması, gelir sağlaması olmadığı gibi, BİK geliri de daralıyor. Bu konular hakkında yeni bir medya kanunu üzerinde çalışılıyor. Basın yasasında köklü değişiklikler, elektronik sisteme geçişle ilgili bazı uygulamalar geleceğini tahmin ediyoruz. İnternet gazeteciliğine BİK’ten pay verilecek olması bu kanunun en önemli çıktısı olarak bekleniyor. Bu yılki ilan payının arttığını düşünenler, pastanın küçüldüğünü görecekler. Fakat bence, ana sorun basının sürdürülebilirliğidir. Sendikalaşma hala yüzde yedi, sarı sendikada yüzde üçün altındaysa, basın çalışanlarının kendi geleceklerini kurtarmak için yeterli gayret gösterdiğini söyleyemeyiz. Her şeyi hükümetten beklememek lazım. Gazetelerin birleşmesi veya ofis küçülmesi gibi sebeplerle gazetecilerin işsiz kalmasını engelleyecek bir örgütlenme yok. Gazetecilik cemiyetlerinde üyeliklerin sadece yüzde 12 bandında olduğu görülüyor. Sektörümüzün büyük bir bölümü cemiyetlere veya sendikalara üye olmazken çözüm beklemek hayalidir. Önce kendi sorunlarımıza sahip çıkabilecek örgütlenmeyi yapmamız lazım. Kendi ekonomik gelirini sürdürülebilir hale getirmeyen basının zorluklara kafa tutması mümkün müdür?”

Özkahraman: Aktif olarak gazetecilik yapamıyorum

Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olan ve bir süre Muş’ta yerel bir gazetede çalışan Azat Özkahraman, yerel gazetecilerin iş yükünün ağır olduğunu hatırlattı. Gazete birleşmelerinden ilk bahsedildiği zaman gazetecilerin işsizlik tehdidiyle karşılaştığını belirten Özkahraman, “Gazete sahiplerinin sizden beklentileri fazla. Özellikle Muş gibi küçük bölgelerde iş yüküne denk bir maaş olmadığı gibi, çalışabileceğiniz gazete sayısı, gazete birleşmelerinden dolayı azaldı. Bu yüzden ben de aktif olarak gazetecilik yapmıyorum, daha doğrusu yapamıyorum. Benim için gazetecilik, küçüklükten gelen bir sevdaydı. İyi bir gazeteci olmak için çok çalıştım, bu bölümü okudum. Fakat okul bittikten sonra, okumanın iş sahibi olabilmek için zorunlu olmadığını gördüm. Bu alanda bölüm mezunu olmadan da çalışan çok fazla gazeteci olduğu için, bu konuda bir ayrıcalığınız olmuyor. Muş’ta aktif çalıştığım sırada yayın yapan gazeteler içinde görevi sadece muhabirlik olan bir tek ben vardım. Geriye kalan arkadaşların hepsi, gazetenin haber toplamasından yazımına, dizgisinden baskısına kadar her şeyiyle ilgileniyorlardı. Durum böyle olunca herkes kendi arasında haber paslaşmak zorunda kalıyordu ve bunun neticesinde bütün gazeteler birbirinin kopyası gibi oluyordu” ifadelerini kullandı.

Mektepli gazetecilere fırsat verilmesi gerektiğini dile getiren Özkahraman, “Gazetecilik gerçekten dünyanın en güzel mesleği, birilerine bir şeyler duyurmak, bir şeylerin peşine düşmek, onun gerçek yönlerini aydınlatıp halka bilgi vermek çok güzel ama gelin görün ki günümüzde sadece gazetecilikten para kazanılmıyor. Ekstra bir geliriniz yoksa eğer, büyük sıkıntılar altında bu işi yapabiliyorsunuz ve bir yerden sonra pes ediyorsunuz. Gazetecilik sahada çalışılarak öğrenilecek, geliştirilecek bir meslek ama bunun yanında kesinlikle eğitiminin de alınması lazım. Bu nedenle iş konusunda eğitimli kişilere fırsat tanınması gerektiğine inanıyorum. Çalıştığım zaman diliminde il genelinde çalışan onlarca gazeteciden sadece ben ve bir arkadaşım bölüm mezunuydu. Onlarca mezun işsiz kalıyor, bambaşka mesleklerde ağır şartlar altında çalışıyorlar, bunun yanında eğitimi olmayan onlarca kişi bu mesleği yapıyor ya da yaptığını düşünüyor, bu çok büyük haksızlık” şeklinde konuştu.

Alkaş: Gazeteciler kolay işsiz kalıyor

Muş ilinde işsiz bir gazeteci olan Mehmetcan Alkaş ise gazeteciliğin en az değer gören mesleklerin başında geldiğini ve gerekli desteği görmediğini söyledi. Alkaş, “Gazetecilik maalesef ülkemizde belki de en az değer verilen mesleklerden bir tanesi. Maalesef diyorum çünkü siyasiler, bürokratlar ve gazete sahipleri gazetecilere hiçbir zaman gereken desteği vermiyorlar. Muş’ta birleşmeler öncesi sekiz gazetenin 32 çalışanı varken şimdi iki gazetede sadece sekiz kişi çalışıyor. Bu da yıllarca kamuoyunu bilgilendiren bir gazetecinin ne kadar kolay işsiz kaldığını gösteriyor.”

Arslan: Ağrı’da 30 gazeteci işsiz kaldı

Ağrı’da uzun yıllardır gazetecilik yapan Taşlıçay Gazeteciler Cemiyeti Başkanı gazeteci ve yazar Hüseyin Arslan, gazete birleşmeleriyle gazetecilerin işsiz kaldığını ve gazete sahiplerinin az gazeteci çalıştırarak daha fazla kazandığını vurguladı. Arslan, “Gazetecilik mesleği yok olma ve tamamen bitme riskiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Gazetecilikten ziyade, ‘ihale gazeteciliği’ adı altında BİK’in oluşturduğu bir düzen türedi ve gazetelerin çoğu birleşmelere gitmektedir. İmtiyaz sahipleri daha çok para kazanmak ve az gazeteci çalıştırmak için, Ağrı’da var olan 12 gazeteyi birleştirerek iki gazeteye düşürmüştür. Bu nedenle yaklaşık 30 gazeteci işsiz kalmış, başka meslek alanlarına geçmişlerdir. Sadece BİK’in ilanlarıyla gazetelerin ayakta durması projesi tamamen ticarete dönüşmüştür. Öyle ki ilan almak için basın ve medya sektörü ile hiçbir ilgisi olmayan iş adamları paralarına para katmak için gazete alıyorlar. Aldıkları gazetelere resmi ilanlar alarak bu işi ticarete çevirdiler. Yerel gazetecilik mesleğinin yok olma sürecini aşama aşama yaşadığımız günümüzün bir diğer yıkıcı darbesi ise her kurumun basın danışmanlığı uygulamasıdır. Bu uygulama altında bir ekip oluşturarak kendi reklamlarını yaparak gazeteciliğe zarar vermektedirler” dedi.

Azizoğlu: Gazete kapatmanın adı birleşme olmuş

Şırnak Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti (ŞIRGAY) Başkanı Halil Azizoğlu, Türkiye genelinde olduğu gibi Şırnak’taki gazetelerin de kapanmamak için mücadele ettiğini belirtti. Kağıt maliyetlerine değinen Azizoğlu, “Gazeteler bir bir kapanıyor ama kapanmanın ismini gazetelerin birleşmesi koyduk. Yerel gazete sahipleri, baskı ve kağıt maliyetlerine boyun büktü. Maliyetler yüzde 100 oranında. Bazı ürünlerde ise yüzde 200 oranında fahiş fiyatlarla boğuşuyorlar. Yerel gazeteler bu durumu ister istemez çalışanlara da lanse ediyor. Alım gücü düştükçe, gazeteler daha zor durumda kalıyor. Yayın hayatına devam etmek için mücadele kapsamında gazeteler birleştiriliyor ve ne yazık ki bu birleşmeden en çok çalışan basın emekçisi zarar görüyor” dedi.

Birleşmeler dolayısıyla işsiz kalan gazetecilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını ifade eden Azizoğlu, Hakkari ve Şırnak bölgesinde resmi ilan sayısının da ciddi bir şekilde azaldığını belirtti: “Ne yazık ki tüm Türkiye’de olduğu gibi Şırnak bölgesinde de yıllardır düzenli olarak yayın hayatını sürdüren vasıflı gazetelerin çoğu kapandı. Gazetelerin kapanması ile bu mesleğe gönül vermiş ve gazetecilik dışında hiçbir meslek edinmemiş olan emekçi basın mensupları iş bulamaz duruma gelmiş ve psikolojik bir boşluğa girmişlerdir. Çünkü sadece bu işi yaparak yaşamlarını sürdüren emektar gazeteciler, maddi imkansızlıktan dolayı kapatılan gazetelerden sonra işsizler kervanına katılarak, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmişlerdir. Şırnak ve Hakkari’de günlük çıkan vasıflı gazetelere yok denecek kadar az ilan verilmeye başlandı. Bu, en büyük sıkıntılardan biri çünkü bizim bölgemizde maalesef reklam kültürü olmadığı gibi, yerel gazeteleri destekleyenler de yok. Yerel gazeteler sadece kendi çabaları ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, kapanmamaları için destek verilmesi lazım. Her kentin yerel gazetesi, o bölgeyle, o şehirle ve medeniyetle olan köprüsüdür. Hep söylediğim gibi, ‘basında ifade özgürlüğü olmazsa olmazlardandır. Doğrudur, lakin basın emekçisi ekonomik olarak özgür ve güçlü olmadığı sürece gazeteci yapmak istediği gazeteciliği yapamaz.’ Gerçek gazetecilik yapabilme umudu ile.”