Casusluk Davasında Dört Sanığın Tutukluluğuna Devam Kararı

Casusluk Davasında Dört Sanığın Tutukluluğuna Devam Kararı

 

  • Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci celsesi Silivri’de görüldü. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma savcısının mütalaası doğrultusunda dört sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Ayrıca Tele1’in üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebi de reddedildi.
  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Tele1 Genel Yayın Yönetmeni ve gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün’ün “Siyasal Casusluk” iddiasıyla yargılandığı ve haklarında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilen davanın ikinci celsesi bugün Silivri’de 4 Nolu Duruşma Salonu’nda görüldü.
  • Duruşmayı CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP’nin seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Dilek Kaya İmamoğlu, Selim İmamoğlu ve İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da izledi.
  • Mayıs ayında görülen ilk celsenin ardından davayı gören ve değişen İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, Heyet Üyeleri ile Duruşma Savcısı dosya kapsamında bugün ilk yargılamayı gerçekleştirdi. Sanıkların tamamı duruşmaya katılırken, İmamoğlu bugün aynı anda İBB, Diploma ve Casusluk davalarında sanık olarak yargılandı.
  • Duruşma savcısı, tutukluluk hallerine ilişkin sunduğu ara mütalaasında; İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluklarının devamını istedi.

Tanık dinlendi, Yanardağ savunma yaptı

Tanık olarak dinlenen Merdan Yanardağ’ın asistanı Lale Uğuzay, Yanardağ’ın Seher Alaçam’ın şoföründen para aldığı iddiasını reddederek, “Sizin yanınıza giremez şoför zaten. Benim bilgim olmadan sizin yanınıza giremez” dedi.

Savunmasına başlayan gazeteci Merdan Yanardağ, davanın siyasi olduğunu belirterek, “NATO haydut ve emperyalist bir örgüttür. Hayatını NATO’ya karşı mücadele ile geçirmiş insanları siyasi casusluk ile suçluyorlar. Bu dava, Ekrem İmamoğlu davası… Muhalefeti susturmak, bizi susturmak amacıyla açılan siyasi dava” dedi. Yanardağ, Hüseyin Gün’ün kendisi hakkında “Bu çalışmaların basın ayağında görev aldığı” yönünde ifade verdiği iddiasını da reddetti. Gün de mahkemede böyle bir ifadesinin bulunmadığını söyledi.

Yanardağ, “Bizden korkuyorlar. Siyasal şiddet sürecinin bir parçası olarak karşınızdayız. Gerçek bir siyasal casusluk davası ile karşı karşıya değiliz” ifadelerini kullandı. Dönenim Başsavcı Vekili olarak iddianamede imzası bulunan Can Tuncay’ın daha sonra Adalet Bakan Yardımcısı olarak atanmasını eleştiren Yanardağ, “Bu iddianamede imzası olan Can Tuncay bugün Adalet Bakan Yardımcısıdır. Bu makam siyasi makamdır. AKP iktidarının imzası bu iddianamenin altında var” dedi.

Avukatlardan heyet değişikliği ve kayyım tepkisi

Yanardağ’ın avukatı Selin Nakıpoğlu, celse arasında mahkeme heyeti ve duruşma savcısının değişmesine tepki gösterdi. Nakıpoğlu, “Bugün müvekkilin özgürlüğü hakkında karar verecek heyet, ilk celsedeki savunmayı dinleyen heyetle aynı değil. Dosya okunabilir ama savunma dinlenir” dedi. İddianamede somut delil bulunmadığını savunan Nakıpoğlu, “Bu iddianame şunu söylüyor: ‘Sen casussun ama kime, neye, neyle, nasıl casusluk yaptığını biz de bilmiyoruz, mahkeme bulsun.’ Bunun hukuk devletinde yeri yok” ifadelerini kullandı.

Nakıpoğlu, Yanardağ’ın 253 gündür tutuklu olduğunu belirterek tahliye talep etti. “Dosyanın geldiği aşamada tutukluluk tedbirini zorunlu kılan hiçbir mevcut koşul yok” diyen Nakıpoğlu, “Müvekkilin delilleri karartacağına, yargılamayı engelleyeceğine ya da kaçacağına ilişkin ortaya konulmuş ne gibi somut olgu var?” diye sordu.

Yanardağ’ın diğer avukatı Bilgütay Hakkı Durna ise TELE1’e atanan kayyımın kaldırılmasını istedi. Durna, dosyada TELE1 televizyonuyla ilgili tek iddianın Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu program olduğunu belirterek, “Kanalla, isnat edilen suç arasında tek bir bağlantı yoktur. Giderilemez zararlar ortaya çıkacaktır. Biz kayyım kararının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Necati Özkan: "Casusluğun adı var ama casusluk yok"

Yanardağ’ın avukatlarının ardından Necati Özkan savunma yaptı. Mahkeme heyeti ve savcının değişmesine değinen Özkan, “Türkiye tarihinde hiç görülmemiş gayri hukuki ve gayri ahlaki bir davadayız” dedi. Davanın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra başlayan siyasi sürecin parçası olduğunu savunan Özkan, casusluk suçlamasının somut delile dayanmadığını söyledi.

Özkan, dosyada devletin güvenliği bakımından gizli kalması gereken bir bilginin kimden alındığı, kime verildiği, hangi ülkeye aktarıldığı ve karşılığında ne alındığına ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını belirtti. “Casusluğun adı var ama casusluk yok” diyen Özkan, “Burada casusluk eyleminin işlendiğine ilişkin hangi somut kanıt var? Lütfen bize gösterin” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Gün ile yalnızca 2019 yerel seçimlerinden önce bir kez görüştüğünü, sonrasında İBB’ye ürün satmak amacıyla yapılan tek sunum nedeniyle bir araya geldiklerini anlatan Özkan, 3 Eylül 2019’dan sonra Gün ile hiçbir ilişkisinin kalmadığını söyledi. İBB’de ya da iştiraklerinde yetkisi, görevi veya veri erişimi olmadığını vurgulayan Özkan, veri sızdırmasının mümkün olmadığını savundu. Özkan, “Ortada devlet sırrı da yok, veri sızıntısı da yok” dedi.

Savunmasının sonunda Özkan, hakkında yürütülen haberlerle kamuoyunda “casus” algısı oluşturulduğunu belirtti. “Hakikat yoksa hukuk yok, hukuk yoksa adalet de yok” diyen Özkan beraatini talep etti.

HTS kayıtlarına itiraz

Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, HTS kayıtlarına ilişkin iddialara değindi. İddianamede Hüseyin Gün ile Necati Özkan’ın Balıkesir’de ortak baz verdiğinin ileri sürüldüğünü belirten Akalın, “Bırakın aynı saati, bırakın aynı günü, bırakın aynı ayı; Hüseyin Gün ile Necati Özkan aynı yıl Balıkesir’de olmamışlar. Biri 2021 yılında Balıkesir’e gitmiş, diğeri 2023 yılında” dedi.

İmamoğlu: "Değişen 20. hakimsiniz"

Özkan’ın ardından Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. Celse arasında heyetin değişmesine işaret eden İmamoğlu, “Değişen 20. hakimsiniz” dedi. Aynı gün üç farklı davada hakim karşısına çıkarılmasını “Yoğun Ekrem İmamoğlu mesaisi” diye nitelendiren İmamoğlu, “Yüce Türk yargısını bu duruma düşürenleri muhatap almıyorum” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, “Dünyanın her yerinde güçlü devletler bağımsız yargılarıyla, hukuk güvenliğiyle, demokratik standartlarıyla itibar kazanırken; Türkiye’de rakibinden korkan kişi, rakibiyle güdümlü yargı eliyle mahkeme salonlarında mücadele ediyor” dedi. İddianamede kendisine ilişkin bölümün “bir fotoğraftan ibaret” olduğunu söyleyen İmamoğlu, Hüseyin Gün’ün kendisini yalnızca beş dakikalığına ziyaret ettiğini belirtti.

İmamoğlu, komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına da tepki gösterdi. “Güçlü Türkiye; düşünceden, eleştiriden, mizahtan, vatandaşından korkmayan Türkiye’dir” diyen İmamoğlu, “Mesele mizah değil, mesele gözdağıdır. Amaç bir kişiyi susturmak değil, toplumun geri kalanına ‘Konuşursan bedel ödersin’ mesajı vermektir” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Gün suçlamaları reddetti

Hüseyin Gün ise savunmasında hakkındaki iddiaların Seher Alaçam ile yaşadığı husumetin devamı olduğunu savundu. Alaçam’ın kendisinden 2,5 milyon sterlin istediğini, bu talebi reddedince şantaja başladığını ileri süren Gün, daha önce yapılan şikâyetlerin tamamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini söyledi. Seçim manipülasyonu ve siyasi casusluk iddialarını reddeden Gün, yalnızca açık kaynaklardan elde edilen verilerle ücretsiz sosyal medya analizi yaptığını söyledi. Gün, “Seçimleri yazılım değil, aday kazanır. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını verdim? Devletime hizmetimin bedeli bu olmamalıydı” diyerek beraatini istedi.

Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi

Savunmaların ardından mahkeme başkanı ara kararını açıkladı. Mahkeme Heyeti; tanıkların güncel adreslerinin tespit edilmesine, TELE1 üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebinin reddine ve Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Ara kararın ardından İmamoğlu salondan ayrılırken, “Bunlar tırıvırı, hepsi geçecek” dedi. Merdan Yanardağ ise “Bu bir istibdat mahkemesi. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” ifadelerini kullandı.

Bir sonraki celse, 29 Eylül 2026, saat 10.00’a bırakıldı.

 

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.