İstanbul Barosu davası: Anayasa’ya aykırılık talebi reddedildi, Silivri'de adil yargılama tepkisi

İstanbul Barosu davası: Anayasa’ya aykırılık talebi reddedildi, Silivri'de adil yargılama tepkisi

  • İstanbul Barosu yöneticilerinin yargılandığı davada, TMK 7/2 ve TCK 217/A için yapılan Anayasa’ya aykırılık başvurusu reddedildi; yargılama Silivri Cezaevi yerleşkesinde sürdü.
  • Savcı, Baro’nun Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’e ilişkin açıklamasını “örgüt propagandası” sayarak yalnızca TMK 7/2’den cezalandırma talep etti.
  • Baro yöneticileri ve avukatlar, duruşmanın cezaevi kampüsünde yapılmasına tepki göstererek “adil yargılama hakkı ihlal ediliyor” dedi.

Semra Pelek

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Suriye’de öldürülmesine ilişkin yaptıkları “Uluslararası İnsancıl Hukuk Uygulansın” başlıklı açıklama nedeniyle “örgüt propagandası” (TMK 7/2) ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamalarıyla yargılanmaya devam etti. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul’a yaklaşık 85 kilometre uzaklıktaki Silivri’de, Marmara Ceza ve İnfaz Kurumları yerleşkesinde yapıldı.

Saat 11:00’de başlayan duruşmada İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Leyla Süren, Genel Sekreteri Av. Hürrem Sönmez, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ahmet Ergin, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Metin İriz, Av. Mehmedali Barış Beşli, Av. Yelda Kocak Urfa, Av. Fırat Epözdemir, Av. Ezgi Şahin Yalvarıcı, Av. Ekim Bilen Selimoğlu ve Av. Bengisu Kadı Çavdar ile müdafileri hazır bulundu.

Paris, Berlin ve Amsterdam baroları ile Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi’nin (CCBE) de aralarında bulunduğu 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin temsilcileri duruşmayı gözlemci olarak takip etti. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) da duruşmayı gözlemleyen kurumlar arasındaydı. 

Anayasa’ya aykırılık talebi reddedildi

Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, yargılamaya konu olan TMK 7/2 ve TCK 217/A maddelerinin Anayasa’nın 2, 25, 26 ve 90. maddelerine aykırı olduğunu savundu.

“Anayasa’ya göre bir bilginin gerçeğe aykırı olması tek başına suç sayılmaz. Suç sayılabilmesi için kamu barışını bozması gerekir” diyen Kaboğlu, maddelerin somut norm denetimi için Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, “Düşünce ve ifade özgürlüğü açısından çok önemli bir ayrım var” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Sayın heyetin, benim ve yönetim kurulumun niyetini nasıl okuduğunu bilmiyorum. Niyet okumak benim uzmanlık alanım değil. Ama heyetin Anayasa’nın 25. maddesini okumasını öneriyorum. Bu maddeye göre herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir; kimse düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz, düşüncelerinden dolayı kınanamaz veya suçlanamaz. Savaş halinde bile bu hak geçerlidir. Anayasa’nın bu açık güvencesine rağmen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bizim niyetimizi okuyarak nasıl dava açabiliyor? Yargılamadaki diğer usulsüzlükleri kenara bırakıyor ve bu temel Anayasa ihlaline dikkat çekmek istiyorum. Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi açıkça Anayasa’ya aykırıdır ve bu nedenle yürürlükten kaldırılmalıdır.”

Avukat Duygu Köksal da Anayasa Mahkemesi’nin 217/A maddesiyle ilgili önceki kararının yalnızca soyut norm denetimi içerdiğini belirterek, mahkemenin bu maddenin somut denetimini yapması gerektiğini savundu.

Savcılık makamı ise Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararına atıf yaparak, talebin ciddi olmadığını ve yargılamayı sürüncemede bırakacağını öne sürdü. Mahkeme heyeti, anayasa’ya aykırılık iddiasını değerlendirerek, somut norm denetimi talebini reddetti.

Savcılık mütalaası: “Basın açıklaması örgüt propagandası”

Savcılık makamı, duruşma arasında sunduğu mütalaada, İstanbul Barosu’nun yaptığı açıklamanın “terör örgütü propagandası” içerdiğini iddia etti. Savcı, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in “terör örgütü mensubu” olduğunu ve “Suriye’de güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada etkisiz hale getirildiklerini” öne sürerek, TMK 7/2 uyarınca cezalandırma talep etti. 

Her ne kadar iddianame hem “örgüt propagandası” (TMK 7/2) hem de “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) üzerinden açılmış olsa da, savcı mütalaasında yalnızca “propagandadan” ceza istedi.

Adil yargılama tepkisi: “Cezaevinde yapılan yargılama başlı başına ihlal”

Duruşmanın ceza infaz kurumu yerleşkesinde yapılmasına tepki gösteren sanıklar, bunun kamuoyunda “hüküm verilmiş” algısı yarattığını belirtti.

Baro Yönetim Kurulu üyesi Bengisu Kadı Çavdar, “Bir ceza davasının cezaevi yerleşkesinde görülmesi, sanki karar çoktan verilmiş gibi bir algı yaratıyor. Vicdanımız rahat çünkü biz insan haklarını savunduk” dedi. Çavdar ayrıca, "Vicdanımız çok rahat çünkü biz insan haklarını savunduk. İnsan haklarını savunmak suç değildir" diyerek savunma yaptı.

Yelda Koçak Urfa, “Eğer bu yargılama bir tablo olsaydı, Thomas Satterwhite Noble’ın ‘Cadı Tepesi’ adlı eserine benzerdi. Bu dava, toplumu susturma çabasıdır. Savunmalar bir gün Staj Eğitim Merkezi’nde ‘Adil Yargılama ve Savunmanın Savunulması’ başlıklı derslerde okutulacak. Burada yargılanan savunmadır” ifadelerini kullandı.

Hürrem Sönmez ise yargılamanın adalet sistemini cezalandırma mekanizmasına dönüştürdüğünü belirterek, “Bu duruşmalar yargıyı cezalandırma ve infaz sisteminin bir parçası haline getiriyor. Silivri’de ceza infaz kurumları içerisinde yapılan bir yargılamada tarafsızlık ilkesinden söz edilemez” dedi.  

Sönmez ayrıca, “Biz her sabah uyandığımızda küçük ya da büyük vicdani ve ahlaki kararlar veririz. Bu kararlar, adalet duygusunun temelidir. Biz Baro yönetiminde farklı çevrelerden geliyor olabiliriz ama vicdani duruşumuz ortaktır. 8 Ocak, Metin Göktepe’nin dövülerek öldürülmesinin; 19 Ocak, Hrant Dink’in; 24 Ocak ise Uğur Mumcu’nun katledilmesinin yıl dönümüdür. Biz, gazetecilerin öldürüldüğü bu ülkenin avukatlarıyız” dedi. 

Fırat Epözdemir: “Bu deftere adaletsizlik defteri adını verdim”

Yönetim kurulu üyesi Fırat Epözdemir, savunmalarını yazdığı defteri havaya kaldırarak, “Bu deftere ‘adaletsizlik defteri’ adını verdim. Bir gün bu defteri çocuklarıma vereceğim ve onlar ‘babam adaleti savundu’ diyecek” dedi.
Epözdemir, savcının gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in “terörist” oldukları ve “çatışmada öldürüldükleri” iddiasını taşıyan mütalaasına da tepki gösterdi: “Savcı Bey bu iddiayı nereden çıkardı? Hangi tutanakta, hangi resmi belgede böyle bir çatışmadan söz ediliyor? Bu iddiasını neyle kanıtlayacak?”

Duruşma sırasında mahkeme başkanı ve sanık avukatları arasında gerginlik yaşandı. Avukat Mehmet Köksal, üye hâkimlerden birinin savunmalar sırasında telefonla ilgilendiğini belirterek, “İki saattir dinlemiyor, telefonla oynuyor” dedi ve reddi hâkim talebinde bulundu.
Mahkeme başkanı, “Biz de insanız, kulağımızla dinliyoruz” diyerek Köksal’a “Konuşmaya devam ederseniz sizi salondan çıkarırım” yanıtı verdi. Köksal ise, “Ben yasal bir talepte bulunuyorum, nasıl çıkarırsınız?” diyerek tepki gösterdi.

Savcı, talebin duruşmayı uzatmaya yönelik olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, reddi hâkim talebini reddetti.

Duruşma ertelendi

Duruşmaya saat 17.05’te ara verildi. Yargılamaya 9 Ocak Salı günü saat 10.30’da, aynı yerleşkede devam edilecek. Bugün (5 Ocak) başlayan duruşmanın, 9 Ocak Cuma gününe kadar sürmesi planlanıyor. Esas hakkındaki savunmalar tamamlandıktan sonra kararın açıklanması bekleniyor. 

Ne olmuştu?
İstanbul Barosu, Suriye’de  SİHA'larla öldürüldükleri belirtilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında sosyal medya üzerinden bir açıklama yayımladı. Bu paylaşımın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Daştan ve Bilgin hakkında daha önce yürütülen dosyalara atıf yaparak baro yöneticileri hakkında “terör” kapsamında soruşturma başlattı.

Hazırlanan iddianamede, baro başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin yetki ve görev sınırlarını aştığı ileri sürüldü. İbrahim Özden Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesi hakkında, “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla 3 yıldan 12 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

 

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.