Açlık grevindeki ÇHD ve HHB üyesi avukatlar hâkim karşısında

Açlık grevindeki ÇHD ve HHB üyesi avukatlar hâkim karşısında

İstanbul – Cansu Pişkin, Yargılama sürecinde yaşadıkları hukuksuzluklara dikkat çekmek için açlık grevine başlayan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlar, açlık grevlerinin 54. gününde hâkim karşısına çıktı.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 6’sı tutuklu 20 avukatın “Terör örgütü yöneticiliği” ve “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri Cezaevi Kampüsünde görüldü. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın duruşmasında tutuklu avukatlar, Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal ve Barkın Timtik ile tutuksuz avukatlar Ezgi Çakır, Ahmet Mandacı, Zehra Özdemir, Didem Baydar Ünsal, Yağmur Ereren, Ayşegül Çağatay duruşmada hazır bulundu. Duruşmayı, aralarında CHP Milletvekilleri Mahmut Tanal, Ali Haydar Hakverdi, Ali Şeker, çeşitli illerden 16 baronun başkanı, Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği'nden (ELDH) avukatlar ile İtalya, Belçika, Almanya, Fransa ve Yunanistan'dan avukatların da bulunduğu çok sayıda kişi izledi. 54 gündür açlık grevinde olan ve zayıfladıkları gözlemlenen avukatlar için duruşma salonunda sağlık ekipleri de hazır bekletildi.

“Personel ile mi yargılanacağız”

Tutuklu avukatlar salona getirilirken, “Devrimci avukatlar teslim alınamaz”, “Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz” sloganları attı. Avukatlar ve izleyiciler tutuklu avukatları alkışlarla karşıladı. Tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı, yanlarında bulunan jandarma görevlilerini kastederek, “Sanıklar arasında personel var. Personel ile mi yargılanacağız? Güvenliklerin çıkmasını talep ediyorum” dedi. Savcı, jandarma personelinin güvenlik gerekçesiyle kalmasını istedi. Ara karar oluşturan mahkeme, jandarma personelinin güvenlik tedbirlerini almaları için sanık sırasında değil yan tarafta bulunmalarına karar verdi. Yargılanan avukatlar hakkında celse arasında mütalaasını veren savcı, 18 avukatın “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan cezalandırılmasını istemişti. Savcı mütalaasında, yakalaması yapılmayan Günay Dağ ve Oya Aslan’ın dosyasının ayrılmasını talep etmişti. Mütalaayı hatırlatan mahkeme başkanı Akın Gürlek, sanıklara ve avukatlarına esasa ilişkin savunmalarını sordu. Bunun üzerine İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel söz alarak usule ilişkin beyanda bulundu.

“Adil yargılanma hakkının ihlali”

Kovuşturmanın genişletilmesi yönündeki talebin değerlendirileceğine ilişkin önceki celse verdiği kararı mahkemeye hatırlatan İzmir Baro Başkanı Yücel, “Acilen karar vermek istediğinizi anlıyorum ancak meslektaşlarımız adil yargılanmayı hak ediyor. Kovuşturmanın genişletilmesine talebine rağmen savcıdan ısrarla mütalaa istediniz. Adil yargılama için mahkemenin bu aşamada yapması gereken kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini alıp esasa dönük savunma için süre vermektir.” dedi. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Elibol da duruşmada hazır bulunduklarının zapta geçirilmesini istedi. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, mahkeme heyetinin adil yargılama hakkını ihlal ettiğine dönük tespitleri bulunduğu için 16 baro başkanı olarak duruşmaya katıldıklarını belirtti. Durakoğlu, celse arasında mütalaa istenmesini eleştirerek, “Avukat arkadaşlarımız yargılandıkları ya da tutuklandıkları için değil adil yargılama talep ettikleri için zorunlu olarak açlık grevine başladılar. Kendi aldığınız ara karara uymak zorundasınız. Böyle bir yargılamanın, savunma hakkının kısıtlanarak devam ettirilmesi bizim açımızdan adaletsizliği gösteriyor.” Mahkeme başkanı Gürlek, Durakoğlu’nun sözünü keserek heyeti itham etmemesi konusunda uyardı. Mahkeme başkanının bu tutumu seyirci ve avukat sıralarından alkışla protesto edildi.

Kovuşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi

Duruşma savcısı avukatların kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin dosyanın geldiği aşama sebebiyle reddedilmesini istedi. Mahkeme ara kararında, 5 Aralık 2018’de verilen ara karardan sonra avukatların dosyaya kovuşturmanın genişletilmesi yönünde dilekçe sunmadıklarını bu sebeple de dosyanın 10 Ocak’ta mütalaa için savcıya gönderildiğini söyledi. Mahkemenin ara karara riayet ettiğini ifade eden başkan Gürlek, kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin yargılamayı uzatmaya dönük olduğunu savunarak reddine karar verdi.

“Deliller standartlara aykırı toplandı”

Avukat Fehmi Demir, mahkemenin bahsettiği 35 günlük süre zarfında avukatların UYAP marifetiyle kovuşturmanın genişletilmesine ve dijital delillerin değerlendirilmesine ilişkin dilekçelerini sunduğunu belirtti. Demir, Yasa gereği delillerin değerlendirilmesinin mahkeme huzurunda yapılabileceğini hatırlattı. İddianamenin gizli ve açık tanık ifadeleri ile dijital delillere dayandığını anımsatan Demir, tanıkların dinlenme usulü be niteliğine ilişkin beyanda bulundu. Demir, 10 yaşından itibaren yardımcı istihbarat elemanı olarak çalıştırılan ve 2006’da işine son verilen İ.Ö.’in tanık olarak dinlenmesinin hukuka aykırı olduğunu söyledi. Kimliği açık olan tanıkların dahi SEGBİS ile dinlenmesinin de usule aykırı olduğunu ifade etti. Demir ayrıca, mahkeme başkanı Gürlek’in tanıklara yönlendirici sorular sorduğunu savundu. Dijital delillere ilişkin de beyanda bulunan Demir, daha önce ‘FETÖ’ kumpas davalarında da bilirkişi raporu hazırlayan Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi’den aldıkları raporu mahkemeye sundu. Raporda, 106 gün sonra toplanan delillerin standartlara aykırı toplandığı ve incelendiği bu nedenle dijital materyallerin delil niteliği olmadığı bilgisi yer alıyor. Demir dijital deliller ve tanıklar üzerine sanık avukatlarına söz verilmesini talep etti. Mahkeme talebi oybirliğiyle kabul etti.

“141 dosyada tanık”

Sanık Ebru Timtik’in avukatı Several Ballıkaya tanıklara ilişkin beyanda bulundu. Açık tanık olmasına rağmen İ.Ö.’nün de SEGBİS ile dinlendiğini ve ilk sözünün “Ben çok mahkemede tanığım, bu hangi mahkeme bilmiyorum” dediğini anımsatan Ballıkaya, “Kendisi 141 DHKP-C dosyasında tanık, ayrıca bazı FETÖ davalarında da tanıklık yapıyor. İ.Ö. 1995’ten 2005’e kadar istihbarat görevlisi olarak örgütte çalıştığını beyan etti. Ancak bu dosyada suç tarihi 2013 ve sonrası. Ayrıca bu kişi silahlı yağma, kişiyi özgürlüğünden alıkoyma, bıçaklı saldırı gibi adli suçlardan hükümlü ve bu 10 yıl içerisinde hapiste ve askerde olmadığı süre toplam 2-3 ay. Bu kadar sürede bir örgütte üst düzey görevli olmayı nasıl başardı?” diye sordu. Ballıkaya, 10 yaşında istihbarat görevlilerince eğitime alındığı ve iki yıllık eğitimden sonra göreve başlatıldığı iddia edilen İ.Ö.’nün ifadelerinde adı geçen ve kendilerine bağlı görev yaptığını söylediği istihbarat görevlilerinin nerede görev yaptığını araştırılarak mahkemeye tanık olarak çağrılmasını talep etti.

“Savcı sahte metne imza atmış”

Verilen öğlen arasından sonra beyanda bulunan tüm avukatlar hem gizli hem de açık tanıkların “güvenilir olmadığını” belirterek buna dair araştırma yapılması için, tanık oldukları veya yargılandıkları diğer dosyaların mahkemeye getirilip incelenmesini istedi. Tutuksuz sanıklardan Didem Baydar Ünsal’ın avukatı Tarkan Özdemir, mahkemenin tanık dinleme konusunda taraflı davrandığını ifade etti. Tutuklu avukatlardan Behiç Aşçı’nın avukatı Bahattin Özdemir, “Kişisel olarak mahkemenin adalete ulaşamayacağı kanaatindeyim” ifadelerini kullanınca mahkeme başkanı Gürlek tarafından, mahkemeyi itham ettiği gerekçesiyle sözlü olarak uyarıldı. Sözlerine devam eden Özdemir, Kenan Doruk kod adlı gizli tanığın yeminli olarak verdiği iki ifadenin birbirinden farklı olduğunu belirterek heyetin bu durumda nasıl bir tutum takınacağını sordu. Özdemir şöyle konuştu: “Savcılığa dilekçe yazarak Kenan Doruk kod adlı tanığı sorduk. Savcılık, ‘elimizde öyle bir tanık yok’ dedi. TEM’e yazdık TEM mevzuya uyandı buldu getirdi. Dosyanız içerisinde bu kişinin üç ayrı ifadesi var. Birinde sadece iki polisin imzası var başka imza yok. Diğerinde yine aynı iki memurun imzasına ek olarak zabıt katibi ve Cumhuriyet Savcısının imzası var. Tanığın ifadesi emniyette alınmasına rağmen savcı huzurunda alınmış gibi belge düzenlenmiş. ‘Cumhuriyet savcısını emriyle müdürlüğümüzce dinlendiler’ yazılı metnin altına savcı imza atıyor. Cumhuriyet savcısı sahte metne imza atmış.” Mahkemenin İrem Kıvrak kod adlı gizli tanığı dinlemekten vazgeçtiği ara kararını hatırlatan Özdemir bunu, Kenan Doruk ile İrem Kıvrak’ın aynı kişi olmasına bağladı. Özdemir, Doruk ve Kıvrak’ın ifadelerinin birebir aynı olduğunu söyledi.

“70 klasörlük dosya 3. duruşmada bitirilmeye çalışılıyor

Sanıklardan Özgür Yılmaz’ın avukatı Güray Dağ, adil bir yargılama yapmayan mahkemeyi eleştirdi: “Hukukun esamesinin okunmadığı bir yargılama yaşanıyor. Duruşma savcısı başından beri uyuyor, neredeyse yok. Ama siz onun görevini de yapıyorsunuz. CMK, savcıya bile aleyhe ve lehe delil toplama görevi vermişken siz savcıyı bile geçip sadece aleyhe delil topluyorsunuz. Siz bu yargılamayı kafanızda bitirmişsiniz. Üçüncü duruşmada 70 klasörlük dosyayı bitirmeye çalışıyor, adil yargılama hakkını ihlal ediyorsunuz.” Avukat Ali Şafak da, iddianamede “Yunanistan’da eğitim aldığı ileri sürülen” sanık Şükriye Erden’in pasaportunun olup olmadığını, yurtdışı çıkışı olup olmadığının Emniyet Müdürlüğünden sorulmasını istedi.

Duruşmaya yarın devam edilecek

Mahkeme avukatların kovuşturmanın genişletilme ve tanık dinlenme taleplerini önceki ara kararlarını hatırlatarak reddetti. Mahkeme ayrıca, yargılama sırasında ayrıntılı olarak gerekli incelemenin yapıldığını ve taleplerin yargılamaya katkı sağlamayacağı gibi yargılamayı uzatmak amacıyla istendiğini iddia etti. Mahkeme başkanı, duruşmanın yarın saat 10.00’da esasa ilişkin savunmalarla devam edeceğini söyledi. Avukatlar mahkemenin kararını alkışlarla protesto etti.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.