Dava İzlemeHaberler

Bülent Şık’ın yargılandığı dava Eylül’e ertelendi

-

İstanbul – 8 milyon insanın yaşadığı alanda Sağlık Bakanlığınca yapılan araştırmanın sonuçlarını yayınlayan bilim insanı Bülent Şık hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın ikinci duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, esasa ilişkin savunmalarını sunmak üzere sanık avukatlarına süre verilirken, bir sonraki duruşmanın 26 Eylül 2019 tarihine bırakılmasına karar verildi.

Duruşmada ilk olarak söz alan sanık avukatı Can Atalay, Sağlık Bakanlığı’ndan gelen yazının beyanlarını doğruladığını söyledi. Atalay, “Dosyanın geldiği aşama itibariyle mahkemenizce resen alınan bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere aynı konu ile ilgili olarak basın yayın organlarında daha önceden defalarca haber yapılmıştır. Ortada bir suçun olmadığı açıktır. TCK 258, 334 ve 336. maddelerinde düzenlenen suçun dosya kapsamında maddi unsurları oluşmamıştır. Yargılamayı uzatmanın manası yoktur. Derhal beraat kararı verilmelidir” dedi.

Şık: ‘Korumak, tedavi etmekten iyidir’

Sanık Bülent Şık, mahkemede teknik bir meselenin tartışıldığını belirtirken, “Bulguların neye işaret ettiğini önceki duruşmada söylemiştim. ‘Korumak, tedavi etmekten daha iyidir’ çerçevesinde konuşmamı yapacağım. 7 Şubat’taki ilk duruşmadan sonra mahkemeniz, Bakanlığa bir yazı gönderdi. Bakanlıktan gelen yanıtı, yanıt olarak görmemek gerekiyor. Bakanlığın böyle bir çalışmaya başlamasında o konuyla ilgili medyada yer alan haberlerin, akademik çalışmaların da etkisi var.

Halk sağlığı açısından milyonlarca insanı ilgilendiren bu konuda yalnızca benim yaptığım açıklamaların suç olarak görülmesini garipsiyorum. Araştırmadan elde edilen bilgiler birçok riskin olduğunu ortaya koyuyor. Bu çalışma bir kamu kurumu tarafından yapıldı. Meselenin odak noktasını gözden kaçırmamak gerekiyor. ‘Bakanlık bu konuda ne yaptı?’, ‘Ne gibi önlemler aldı?’ diye sormak istiyorum.

Asıl mesele, çözüm iradesinin olmamasıdır. Mesele, kamu kurumlarının sorumluluklarının aksi yönde tutum takınmalarıdır. Mesele, piyasanın talepleri doğrultusunda adım atmaktır.

Bu çalışma, ciddi bir toplumsal soruna karşı nasıl çözümler üretileceğini söyleyen kıymetli bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

Duruşmayı takip etmek için birçok ilden gelen baro başkanları ve avukatlar da söz aldı. Tekirdağ Baro Başkanı Av. Sedat Tekneci, “Bülent Bey’in raporu olmasaydı belki biz bunları öğrenemeyecektik. Kendisine teşekkür ediyorum. Devletin yapmadığını o yapmıştır” dedi.

Tekirdağ Barosu Başkan Yardımcısı Egemen Gürcün ise “Biz temiz havaya muhtaç kalmış insanlarız. Ortadaki veriler dehşet verici. Temiz su ve temiz hava istiyoruz. Bakanlık bu dehşet bulgular karşısında ne yaptı, bilmiyoruz. Kaderimize terk edilmişiz” diye konuştu.

Avukatların beyanlarından sonra duruşmaya 5 dakika ara veren mahkeme, sanık müdafilerine esasa ilişkin savunmalarını sunmaları için önümüzdeki celseye kadar süre verilmesine, bir sonraki duruşmanın da 26 Eylül 2019 günü saat 14:00’a bırakılmasına karar verdi.

Ne olmuştu?

KHK ile Akdeniz Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edilen Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık hakkında Cumhuriyet gazetesinde yer alan “Türkiye’yi kanser eden ürünleri devlet gizledi, biz açıklıyoruz! İşte zehir listesi!” başlıklı yazı dizisi nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan şikayet sonucu soruşturma açılmıştı.

Soruşturma gerekçeleri “Göreve ilişkin sırrın açıklanması” (TCK 258); “Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme” (TCK Madde 334); “Açıklanması yasaklanan gizli bilgilerin açıklanması” (TCK Madde 336) olarak belirtilmişti.

Bülent Şık’ın yazı dizisinde Sağlık Bakanlığı’nın 2011-2016 yılları arasında kanserden ölümlerin dünya ortalamasının üstünde olduğu Antalya, Ergene ve Dilovası’nda yaptığı geniş çaplı bir araştırmanın bulguları yer aldı.

Şık’a göre Sağlık Bakanlığı’nın kamuoyuna açıklamadığı araştırmada, insan sağlığını tehdit eden pestisitin taze fasulye, biber, hıyar, marul, maydanoz, çilek, erik ve elmada maksimum kalıntı limitlerini çok aştığı ortaya konuldu.