Nurcan BaysalYazarlar

Devletin aracı Kürde çarpmıştır, kamuoyunu ilgilendirmez!

NURCAN BAYSAL

Doktor olmak istiyordu Abdulgaffar. Bunun için üniversite sınavlarına hazırlanıyordu ve dershaneye gidiyordu. 24 Ocak günü dershaneye giderken Konak Mahallesi ve Nuh Mahallesi arasındaki eski köprüde polislere ait Ford Ranger koruma aracının çarpması sonucu ağır yaralanıyor. Görgü tanıklarına göre aracın çarpmasıyla 50 metre sürükleniyor, 40 dakika yerde kalıyor. Abdulgaffar, dün tedavi gördüğü hastanede yaşamını kaybetti.

İlk kez 2014’te “Kürdistan’da Sivil Toplum” kitabının görüşmeleri için gitmiştim Cizre’ye. Mem û Zîn Kültür Merkezindeki gençlerle görüşmüştüm. Merkezde gönüllü çalışan gençleri bıktırmak, bezdirmek için, merkezin bahçesine “bilinmeyen kişiler” tarafından kesik kuş başları atılıyordu. Yaralıydı Cizre, öfkeliydi gençleri. Sonra Ocak 2015’te gittim. 14 yaşında bir çocuk, Ümit Kurt,  polis kurşunuyla göğsünden vurularak öldürülmüştü. Yüzlerce insan sokaktaydı. Yaralıydı Cizre, öfkeliydi çocukları. Sonra sık sık gittim Cizre’ye. Bana birkaç kez bulunduğum Filistin sokaklarını hatırlatırdı. 2015 Eylül’ü ile birlikte, Cizre Filistin’den beter oldu, kurtaramadık çocuklarını.

Zırhlı ya da zırhsız devletin araçları Kürtlere çarpmaya devam etti. Son 10 yılda yaşanan zırhlı araç “kazalarına” bakacak olursak, bunların daha çok Hakkari, Şırnak, Diyarbakır ve Mardin’de yoğunlaştığını görüyoruz. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinin raporuna göre son 13 yılda zırhlı araç çarpmalarında 20’si çocuk 42 kişi hayatını kaybetti. Zırhlı araç çarpmalarına ilişkin davalara baktığımızda ise ilginç bir nokta göze çarpıyor.

İHD’nin “2008-2018 yılları arası Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Zırhlı Araçların Çarpmaları Sonucu Meydana Gelen Yaşam Hakkı İhlalleri Araştırma Raporu,” bu çarpmalar sonucu açılan davalardan örnekler veriyor. Mahkemelerde savunma veren araç sürücüsü asker ve polisler, özellikle “zırhlı aracın yüksekliğinden dolayı ve araçların patlamaya dayanıklı yapılmasından ve bu nedenle dışarıdan gelen sesleri duymadığından dolayı, çarptıkları kişi ya da kişileri görmedikleri ve duymadıklarını” belirtiyorlar. Zırhlı araçların kent trafiğine uygun olmadığı gayet net. Rapordan anlaşılıyor ki bu araçların kullanımı özel bir tecrübe ve teknik birikim gerektiriyor. Ancak devlet, bu araçları normal polis ve askerlere kullandırtıyor. Hatta, zırhlı araç sürücü belgesine sahip olmayan insanlara bile kullandırtıyor.  Örneğin, 3 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Karşıyaka mahallesinde, uykuda evlerinin içinde, yataklarında zırhlı aracın gelip çarptığı Muhammed ve Furkan Yıldırım kardeşlerin ezilerek öldüğü davada, sanık olarak yargılanan kolluk görevlisinin zırhlı araç sürücü belgesine sahip olmadığı, ancak buna rağmen zırhlı aracı kullanmakla görevlendirildiği anlaşılmıştı.  Kısaca, devlet, bu araçların ehil eller tarafından kullanımını önemsemiyor, neden?  Neden bu kazalara sebep olanlar cezasızlık zırhı ile korunuyorlar? Neden zırhlı ya da zırhsız devlet araç “kazalarına” ilişkin açılan birçok soruşturma, “Kovuşturmaya gerek yok” denilerek kapatılıyor ya da tutuksuz yargılama yapılıyor ve bir müddet sonra dava cezasızlıkla bitiyor? Nedenini hepimiz biliyoruz elbette. Kürdün canının değersizliği. 

Devletin nedenleri belli, peki ya bizim toplum olarak nedenlerimiz nedir? Neden bu toplum, Cizreli genç Abdulgaffar’ın, dört yıl önce Lice’de zırhlı aracın çarpması sonucu ölen 85 yaşındaki Pakize Hazar’ın, Diyarbakır Bağlar’da zırhlı aracın altında kalarak yaşama veda eden altı yaşındaki Efe Tektekin’in sesi olmuyor? Bu insanların ölümlerine neden güçlü bir ses çıkmıyor?

Neden ölüm Kürtlerin sokaklarında kol geziyor?

Neden zırhlı/zırhsız, bu araçlar hep Kürtlere çarpıyor?

Neden bu araçların altında kalmak Kürt çocuklar için bir ölüm biçimine dönüşüyor?

Kürt çocuklara düşen bu ölüm şekli hiç mi garip gelmiyor?

Yoksa zihninizin bir köşesinde Kürdün canı sizler için de kıymetsiz olabilir mi?

Cizre’ye dönelim, 23 yaşındaki Abdulgaffar’a.

Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü, Duvar gazetesinden Hacı Bişkin’in konuya ilişkin sorduğu sorulara, “Kamuoyunu ilgilendirmez” diyerek yanıt vermemiş. Merak etmesin Emniyet, kamuoyu zaten ilgilenmiyor. Çünkü olay yeri Cizre’dir, Abdulgaffar Kürt’tür ve Kürt çocukların bu ölüm şeklini başka dillere çevirecek kimse de yoktur. Tüm diller sessizleşmiştir.