Dava İzleme

Savcı, Fikret Başkaya için propagandadan ceza istedi

ANKARA – Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı Başkanı ve Özgür Üniversite Kurucusu Yazar Fikret Başkaya’nın “Asıl Terör, Devlet Terörüdür” başlıklı yazısında terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı, Fikret Başkaya’nın terör örgütü propagandası yapmak suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi uyarınca da hakkında devleti aşağılamaktan suç duyurusunda bulunulmasını istedi. 

Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün saat 09:30’da başlayan davanın ikinci duruşmasına tutuksuz sanık Fikret Başkaya ile 7 avukatı katıldı. Duruşmayı CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, sosyolog İsmail Beşikçi, yazar Temel Demirer’in de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup izledi. Ayrıca çok sayıda sivil polisin duruşmayı takip etmesi de dikkat çekti. 

Mahkeme başkanının sorusu üzerine avukatlar, kovuşturmayı genişletme taleplerinin olmadığını bildirdi. Bunun üzerine duruşma savcısına söz verildi. 

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, Fikret Başkaya’nın ozguruniversite.org adlı sitede yayımlanan yazısına dikkat çekerek, “Sanık, devletimizin son 40 yıldır PKK terörüne karşı verdiği mücadeleyi devlet terörü olarak nitelendirmiş ve PKK tarafından yapılan bölücü ve yıkıcı faaliyetler direniş olarak gösterilerek terör örgütünün şiddet yöntemleri meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Sanığın bu nedenle üzerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılması kamu adına talep olunur” dedi. 

TCK 301’den de suçlama

Savcı ayrıca, Başkaya’nın yazısındaki bazı ifadelerle Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kurumlarını aşağıladığını belirterek, sanık hakkında TCK’nin 301. maddesi uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını istedi. 

Başkaya ve avukatları, mütalaaya karşı beyanda bulunmak için mahkemeden süre istedi. Avukat Levent Kanat, bu talebini isterken bir cümle konuşmak istediğini ifade etti. Ancak mahkeme başkanı, esas hakkında mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre istediklerini anımsatarak, konuşmasına izin vermedi. 

Avukat Öztürk Türkdoğan, davaya ilişkin anayasaya aykırılık iddiaları olduğunu, bunu gelecek duruşmada mahkemeye ileteceklerini kaydetti. 

Mahkeme, Fikret Başkaya ve avukatlarına savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı son savunmalarını hazırlamak üzere süre verilmesine karar verdi. Duruşma, 22 Kasım 09:30’a erteledi.

Savunmasında ne demişti

Fikret Başkaya, ilk duruşmada kendisini şöyle savunmuştu:

“Bu devlet, bu rejim, özgür düşüncenin, özgürlüklerin ve demokrasinin iflah olmaz düşmanıdır. Muhalifi düşman, farklı düşüneni hain sayıyor ve öyle muamele ediyor. En değerleri yazarlarını, şairlerini, sanatçılarını, düşünürlerini, gazetecilerini, bilim insanlarını katletmediği zaman, mapushanelerde çürütmüş, işsiz ve aç bırakmış, sürgüne zorlamıştır. Lakin bir şey var: Özgür düşünceyi, özgür tartışmayı, ifade özgürlüğünü yasaklayan bir rejim önünü göremez, yolunu bulamaz, çürür ve çöker.”

Düşünceyi engellemek mümkün değildir

Düşünceyi engellemenin, entellektüeli caydırmanın mümkün olmadığını vurgulayan Başkaya, “Bu dava ile asıl amacın düşünceyi yasaklamak, sansürü ve oto-sansürü dayatmakla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür yasaklar sadece cezalandırılmak istenen kişiyi hedef almaz. Benzer şeylere tevessül etme potansiyeli olanların önüne kesmeyi de amaçlar. Birilerine yönelik baskı, egemenler tarafından başkalarını ehlileştirmenin bir aracı olarak görülür. Düşüncelerinden dolayı birilerini cezalandırmak, başkalarını korkutmayı, göz dağı vermeyi amaçlar. Oysa, sansürün içselleştirildiği, olağanlaştırıldığı bir toplum, bilimsel, estetik, Entelektüel yaratıcılığı ve dinamizmi dumura uğratmış bir toplumdur ki, öyle bir rejimin sorun çözme yeteneği de kaçınılmaz olarak zaafa uğrar. Dava konusu yazıyı bahane ederek beni cezalandırmak beyhude bir çaba olur. Zira düşünce gerçekleşmiş, amaç hasıl olmuş bulunuyor. Düşünceyi engellemek mümkün değildir.”