İnsan Hakları

29 yıldır süren yangın: Vartinis

DİNDAR KARATAŞ

MuşEn büyüğü 12 yaşında olan yedi çocuğun, anne ve babalarıyla birlikte can verdiği Vartinis Katliamı’nın üzerinden 29 yıl geçti. Katliamın sorumlularından olan ve hakkında tutuklama kararı çıkarılan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu ise hâlâ yakalanamadı. Aile ise yargılama süreçlerinden memnun değil.

Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde tarihler 3 Ekim 1993’ü gösterdiğinde, Öğüt ailesinin yaşadığı ev askerlerce ateşe verildi. Tarihe “Vartinis Katliamı” olarak geçen bu olayda baba Nasır Öğüt, anne Eşref Öğüt; çocuklar Sevda, Sevim, Mehmet Şakir, Mehmet Şirin, Aycan, Cihan ve Cinal yakılarak katledildi. Katledilenlerin en küçüğü iki, en büyüğü 12 yaşındaydı. Yedisi çocuk olmak üzere hamile bir kadının da can verdiği olayda sağ kalan tek isim ise bugün adalet mücadelesini sürdüren Aysel Öğüt oldu. 

Yalnızca bir kişi sorumlu tutuldu

Gelecek yıl zaman aşımına uğrama riski bulunan Vartinis davasında şu ana kadar ceza alan kimse yok. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, katliama ilişkin yapılan başvuruyu 2021 yılında karara bağladı. Katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğuna karar veren daire, yerel mahkemenin Karaoğlu hakkında verdiği beraat kararını da “Köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Davada sanıklar arasında yer alan rütbeli üç asker hakkındaki beraat kararı ise onandı.

21 Eylül 2021’de, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinde Yargıtayın dosyayı bozma kararı sonrası ilk duruşma görüldü. Davada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verilirken, savunma yapan sanık avukatı da olayın tek sorumlusunun Bülent Karaoğlu olmadığını belirtti. 22 Eylül 2022’de bozma sonrası sekizinci duruşması görülen dava, 20 Ekim 2022’ye ertelendi.

Diğer sanıkların beraati kesinleşti

Sanık Karaoğlu hâlâ aranırken Yargıtay tarafından davanın sanıkları arasında yer alan rütbeli üç asker hakkında verilen beraat kararına yapılan itiraz ise reddedildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği kararda, “Karara yönelik olarak ayrı ayrı karar düzeltme isteminde bulunulduğu; ileri sürülen düzeltme (itiraz) sebeplerinin daha önce dile getirildiği, dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı dikkate alınarak 5271 Sayılı Yasanın 308. maddesi uyarınca karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından itiraz yoluna gidilmemiştir” ifadeleri yer aldı.

AYM’de bekleyiş sürüyor

Katledilen Öğüt ailesinin avukatlarının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararının ardından “Yaşam hakkı ihlali” ve “Etkin soruşturma yapılmaması” gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesine (AYM) yaptığı başvuru hakkında ise karar verilmedi.

‘Sanıkların konforu öncelendi’

Yargılama süreci ve zaman aşımına bir yıl kalmasını MLSA’ya değerlendiren Öğüt ailesi avukatlarından Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, 21 Eylül 2021 tarihinde görülen duruşmada tutuklama kararı çıkmasına rağmen sanık Bülent Karaoğlu’nun hâlâ yakalanmadığını hatırlattı. 

Foto: Rudaw

Bozma kararı sonrası davada iki kez heyet değiştiğini söyleyen Karaçelik, “Yeni gelen heyet başkanı ‘Olayın önemini anlıyoruz, dosyayı okuduk ilgileniyoruz’ demişti. Sanık Karaoğlu için kırmızı bülten talebimiz oldu fakat başkan ‘Celse arasında kırmızı bülten çıkartacağız’ demesine rağmen halen çıkartmadı” dedi. 

Karaçelik değerlendirmesine şöyle devam etti: “Biz, bozma kararı sonrası bu yargılamayı ikinci heyetle görüyoruz ama bozma kararından önce, Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine gelene kadar başkalarının sorumluluğu söz konusuydu. Yani sanıkların tutuklanmalarını değil konforunu önceleyen, mağdur ve avukatların sürgün edilip sanıklara adli kontrol tedbirinin bile çok görüldüğü bir süreç yürütüldü. Tutuklama talep ettik ama bu dikkate alınmadı. Çok basit konularda tutuklama kararı verilebiliyorken dokuz kişinin yakılarak öldürüldüğü bir olayda tutuklama kararı verilmemesini anlamakta zorlanıyoruz. Dolayısıyla bu aşamada, bu kararları veren şahıslar sorumludur” ifadelerini kullandı.

‘Adalet inancı kalmadı’

Karaçelik, daha önce davadan beraat eden sanıkların cezalandırılması noktasında da itirazlarının olduğunu ancak bu itirazlarının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından reddedildiğini söyledi. Davanın zaman aşımına uğrayacağını söyleyen Karaçelik, “Çünkü haykırmamıza rağmen sanık hâlâ tutuklanmadı. Adeta gözlerimizin önünden uçtu gitti ve dava zaman aşımına uğramadan ortaya çıkmayacak. Ailenin de bu konuda adalete inancı kalmadı. Kayıpları kadar mahkemenin bu kararları da ailenin travmalarını derinleştirdi” diye konuştu.

20 Ekim’de dayanışma çağrısı

Davaya yönelik dayanışmanın yeterli olmadığını söyleyen Karaçelik, “20 Ekim’deki duruşma için bütün insan hakları örgütlerinin, baroların, aydın ve yazarların, adalet ve hukuk noktasında talebi olan tüm kesimlerin dayanışmasını bekliyoruz” dedi.

Neler yaşandı?

2 Ekim 1993’te Muş’un Korkuteli ilçesine bağlı Vartinis beldesi (Altınova) kırsalında yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan ardından astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra beldeye gelen askerler, “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi. 

Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz üç yaşında olan yedi çocukları ile birlikte can verdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra olaya ilişkin suç duyurusunda bulundu. 

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “Olayı PKK yaptı ve terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararı ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığına gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve faillerinin belli olmadığı gerekçesiyle dosyayı kapattı.

Öğüt, Avrupa Birliğine uyum sürecinde çıkarılan yeni yasalar ve insan hakları lehine esen olumlu rüzgarları dikkate alarak 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de yedi yıl askeri savcılıkta bekledi.

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişikliklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürüttü ve tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üstteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

28 yıl sonra

Güvenlik gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesine alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer üç sanık hakkında delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi. 

Karara, yargılamanın eksik yürütüldüğü gerekçesiyle itiraz edildi ve yapılan itirazı değerlendiren Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun, 2 Nisan 2018 tarihinde hazırladığı tebliğname ile dosyanın bozulmasını istedi. Savcılık tebliğnamesinde, yangının nasıl çıktığına dair güvenlik güçlerinin beyanları ve köylülerin anlatımları arasındaki tezatlıklara dikkat çekildi. 

Karar, temyiz üzerine 2016 yılında Yargıtaya geldi. Dosya, beş yıl Yargıtayda bekledikten sonra karara bağlandı.