Dava İzleme

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a ceza ve tahliye kararı bir arada

İstanbul – Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezalarını bozma ve Mehmet Altan hakkında beraat yönündeki kararının ardından yeniden görülen 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmayı RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Article 19’dan Georgia Nash, İsviçre Konsolos Yardımcısı Beat Schmid ve Britanya Barosu da izledi. Duruşma salonun yetersizliği ve mahkeme başkanı Kemal Selçuk Yalçın’ın ayakta izleyici kabul etmemesi üzerine birçok kişi salona alınmadı.

Yeniden görülen davanın 8 Ekim 2019 tarihinde gerçekleşen ilk duruşmasında Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, fakat tutuklu sanıkların tutuksuz yargılanmak üzere tahliye talebi reddedilmişti. Mehmet Altan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı ise kaldırılmıştı. İki celse arasında mütalaasını veren savcı, sanıklar için üst sınırdan ceza istemişti. Altan ve Ilıcak’ın “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım,” diğer tutuklu sanıkların ise “örgüt üyeliği” suçlamasından yargılanmasına karar verilmişti.

Yargıtay’ın kararı sonrası suç vasıfları değişen ve Türk Ceza Kanunu 220. maddesinde düzenlenen “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan yeniden yargılanan gazeteci Ahmet Altan’a 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’a 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi. İki gazetecinin de suçun niteliği ve tutuklulukta geçirdiği süre gözetilerek adli kontrol ile tahliyesine karar verildi. Mahkeme, akademisyen Mehmet Altan’ın ise kesin delil elde edilemediğinden dolayı beraatine karar verdi.

Savcı üst sınırdan ceza talep etti

Tutuklu sanıklardan Nazlı Ilıcak ile tutuksuz sanık Mehmet Altan duruşmada hazır bulunurken diğer tutuklu sanıklar ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

Savcının mütalaasını tekrar ederek sanıkların cezalandırılmalarını talep etmesinin ardından savunmasına başlayan Nazlı Ilıcak, üç yıldır yargılandıklarını fakat ilk mütalaadaki iddiaların tekrar edildiğini belirtti. Ilıcak, “Türkiye’de çok sayıda darbe oldu. İlk defa birbirini tanımayan insanlar darbenin medya kolunda yer alıyor” diye konuştu. Mehmet Altan’la kendisine yöneltilen bazı iddiaların örtüştüğünü ifade eden Ilıcak, “Altan için beraat talep edilirken, beraber çıktığımız programdan dolayı benim için suçlama talebi yapılırsa bu durumda eşitlik ilkesi zedelenmiş olur” dedi.

‘Söylediklerimiz hiçbir yere varmıyorsa neden savunma yapıyoruz?’

Nazlı Ilıcak’tan sonra savunmasına başlayan Şükrü Tuğrul Özşengül, “Ben hiçbir zaman gazeteci olduğumu iddia etmedim. Akademisyenim, Polis Akademisi’nde çalıştım. Dosyada 34 yıllık çalışma yaşamıma dair en ufak bir şey yok. Savcıya göre emekli olduktan sonra söylenen örgüte girmişim,” diye konuştu. İddia makamının ortaya koyduğu hiçbir konuyu delillendirmediğini belirten Özşengül, “Bizim söylediklerimiz hiçbir yere varmıyor. Niye savunma yapıyoruz? Niye avukat tutuyoruz? Bu işin sonu yok. Yargının bu kadar sudan şeylerle uğraşması sonucu ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldık. Ben vicdanı olan bir insanım. Ceza kanununda suç teşkil eden hiçbir eylemi gerçekleştirmedim. İddiaları kabul etmiyorum; hiçbir delil yok. Bütün bunları iftira olarak değerlendiriyorum. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum,” dedi.

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tutuklu sanık Fevzi Yazıcı ise, “Yargıtay 16. Dairesi’nin bozma kararında şahsıma yöneltilen suçlamaların hepsi Zaman gazetesinde çalıştığım dönemden. Bunların hiçbiri suç değil. İddianamede yer alan reklam konusuyla ilgili şunları söyleyeceğim: Reklamcı değilim. Ben sadece reklamın ön gösterimine davet edilmiştim. Suçsuzum ve 3 yıl 3 ay süren  mağduriyetimin beraatle sonuçlanmasını talep ediyorum” diye konuştu.

Tutuklu sanık Yakup Şimşek ise savunmasında “Ahmet Altan dünyaca tanınan bir yazar. Ben sıradan bir reklamcıyım. Neden bu dosyadayım? Benim dosyaya dahil edilmem bu dosyaya haksızlık. Delillerden biri Zaman gazetesinde çalışmış olmak. Zaman gazetesinde çalışmak suç ise gazetenin hisselerini satın alan kişiler neden yargılanmadı? Zaman gazetesinde çalıştı diye bütün çalışanları yargılayacak mısınız? 3 yıl 3 ayım boş yere çalındı. Mahkemenizden merhamet değil, adalet istiyorum. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum,” dedi.

‘Erdoğan’ı eleştiren herkese darbeci mi diyeceksiniz?’

Tutuklu sanık Ahmet Altan’ın SEGBİS bağlantısı sırasında bulunduğu cezaevindeki tutuklu kadınların slogan sesleri de duyuldu. Savunmasına başlayan Altan, Anayasa Mahkemesi’nin kendi başvurusu hakkında karar vermiş olduğu halde, henüz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kendisinin başvurusunu karara bağlamadını hatırlattı. Altan şöyle devam etti:

“Bir savcı darbe ihtimali gördüğünü açıkladı. Darbe ihtimalini sizden başka kimler biliyordu? Bildiğiniz halde neden soruşturma başlatmadınız? Bunlar aslında savcının itirafıdır. Darbe girişiminden 6 yıl önce yayımlanan haberimi darbeden sorumlu tutuyorsunuz. Haberin konusu olan tayinler suç ise, bu kararlara imza atanları neden sorumlu tutmuyorsunuz?”

“Erdoğan’ı eleştiren herkese darbeci mi diyeceksiniz” diye soran Altan savunmasına şöyle devam etti. “Hiçbir toplum bu kadar yoksulluğa, adaletsizliğe katlanmaz. AKP gidecek. İstanbul seçimleri gidişinin nasıl olacağını da gösteriyor. Ekrem Dumanlı’nın Erdoğan’ın uçağına binme sayısı benim Dumanlı ile görüşmemin sayısından az ise suçlamaları kabul edeceğim. Anayasa’ya ve yasalara uymayan bir yargı, bütün toplumu çürütür. Beni hapiste tutmak istiyorsanız istediğiniz kadar tutabilirsiniz. Beni hapishane korkutmaz. Bu iktidar, bu gerekçelerle beni hapiste tuttukça ben büyürüm, onlar küçülür.”

‘Hukuksal zulüm vardır’

Tutuksuz sanık Mehmet Altan ise savunmasinda “İddianame savcısı Can Tuncay ile ilgili sıraladığımız rezaletler belgelenmiştir. Yargıtay kararına göre beraatimi talep ediyorum” dedi.

Ahmet ve Mehmet Altan’ın avukatlarından Figen Çalıkuşu, “Darbenin öncesinde bir savcı darbe ihtimali bulunduğunu belirtmişken neden yetkililer görevini yapmadı? Bu yaşananların tek sorumlusu Ahmet Altan mı? Burada hukuksal zulüm vardır.”  diye konuştu.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Çalıkuşu’na “Zulüm varsa zalim vardır, kim bu zalim?”  diye sordu. Çalıkuşu da kastının belirttiği üzere hukuksal zulüm olduğunu ifade etti.

Son sözlerin ardından mahkeme heyeti, nihai karar için 19:00’a kadar duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım” suçlamasından Ahmet Altan’a 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’a ise 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Suçun niteliği ve tutuklulukta geçirdikleri süre gözetilerek Altan ve Ilıcak’ın yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbiri ile tahliyelerine karar verildi. 

Mehmet Altan’ın ise delil elde edilemediğinden beraatine karar verildi.

Mahkeme, “örgüt üyeliği” suçlamasından Şükrü Tuğrul Özşengül’e 12 yıl, Fevzi Yazıcı ile Yakup Şimşek’e ise 10’ar yıl 15’er ay hapis cezası verdi, tutukluluklarının devamına hükmetti.