Avesta Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Keskin’e Kürtçe paylaşımlar ve İran eleştirileri nedeniyle “örgüt propagandası” soruşturması

Avesta Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Keskin’e Kürtçe paylaşımlar ve İran eleştirileri nedeniyle “örgüt propagandası” soruşturması

Fotoğraf: Rabia Çetin 

 

Rabia Çetin

Kürtçe yayın yapan Avesta Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Keskin hakkında, 2021-2025 yılları arasında sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” iddiasıyla soruşturma açıldı. Soruşturmanın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapılan bir şikâyet üzerine başlatıldığı öğrenildi.

Soruşturmaya, Keskin’in 2021–2025 tarihleri arasında sosyal medya platformu X üzerinden Kürtçe olarak İran ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Duhok’a ilişkin paylaşımları, Kürdistan bayrağı üzerinde bir Kürt kanaat önderinin fotoğrafının kullanılmasını eleştirdiği ifadeleri ve 4 Haziran 2024’te DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına yönelik eleştirileri gerekçe gösterildi.

“Terörle bağlantı yok”

Keskin, bugün İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde verdiği ifadesinde şunları söyledi:
“Bu paylaşımların terör konusu ile ne alakası olduğunu anlayamıyorum. Ben sadece Irak ve İran’a yönelik fikirlerimi belirttim. Paylaşımlarımda genel olarak şiddeti ve terörü çağrıştıracak en ufak bir ima bulunmamaktadır. Hayatım boyunca sorunların şiddetle veya terörle çözülemeyeceğini savundum. Düşünce özgürlüğünün terör vb. şeyler ile karıştırılmasının çok talihsiz olduğunu düşünüyorum. Ben açık kimliğimle sadece düşüncelerimi ifade ediyorum. Bu düşünceler kimilerine göre yanlış olabilir. Ancak terör veya teröre teşvik söz konusu değildir. Böyle bir düşüncem olsa zaten açık kimliğimle bunları belirtmezdim.”

MLSA’ya konuşan Keskin ise, “Paylaşımlarımın büyük bölümü Türkiye ile ilgili değildir. Yalnızca Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasını eleştirdiğim Türkçe bir tweet dosyaya dahil edilmiştir. Bunun dışındaki paylaşımlar Kürtçedir” ifadelerini kullandı.

“İran’ı eleştirmek Türkiye’de suç mu?”

Soruşturma konusu yapılan Kürtçe tweetlerin hatalı bir şekilde çevrildiğini belirten Keskin şöyle konuştu:
“Kürtçe tweetlerin önemli bir kısmı hatalı şekilde çevrilmiştir. Kürdistan bayrağı üzerine bir Kürt önde gelenin fotoğrafının basılmasını eleştirdiğim bir paylaşım suç unsuru olarak değerlendirilmiştir. Oysa eleştirim yalnızca bu bayrağa özgü değildir; hangi bayrak olursa olsun üzerine bir fotoğraf işlenmesini doğru bulmadığımı ifade ettim. Duhok’ta İran’a karşı gerçekleşen bir protestoya ilişkin yaptığım paylaşım da suç sayılmıştır. Türkiye’de İran’ı eleştirmek suç değildir.”

“Ortada örgüt yok”

Keskin, “örgüt propagandası” suçlamasına da tepki göstererek şunları söyledi:
“Bugün gelinen noktada bir ‘süreçten’ söz edilmekte, ancak ortada somut bir yapı ya da örgüt bulunmamaktadır. Buna rağmen sıradan bir vatandaş, yalnızca ‘Kürt’ ifadesi geçtiği ya da bayraktaki renkler nedeniyle şikâyette bulunabilmektedir. Bu şikâyetler ilgili merciler tarafından yeterli bir değerlendirmeden geçirilmeden işleme alınmakta ve kişileri aylarca, hatta yıllarca sürecek süreçlerle karşı karşıya bırakmaktadır. 1990’lı ve 2000’li yıllarda yayımladığımız kitaplar nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yargılandık. O dönemlerde dahi dayandırılan bir kanun maddesi ve hukuki gerekçe vardı. Bugün ise yöneltilen suçlamaların hangi kategoriye girdiği ve hangi hukuki dayanağa oturtulduğu belirsizdir.”

“İfade özgürlüğü güvence altında olmalı”

Keskin, paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Yayıncılık faaliyetinde bulunan kişiler olarak, ne söylediğimiz kadar nasıl ifade ettiğimize de özen gösteriyoruz. Hiçbir zaman herhangi bir tarafın propagandasını yapmadık. Türkiye’de Kürtlere ilişkin hassas ve can yakıcı meselelerde dahi nesnel bilgi sunmaya çalıştık. Tüm çabamız bu yöndedir. Buna rağmen, şiddetle veya propaganda ile hiçbir bağı olmayan içerikler nedeniyle sürekli aynı suçlamalarla karşı karşıya kalmak yıpratıcıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesi gerekmektedir. Herkes, her konuda düşüncelerini serbestçe dile getirebilmelidir. Düşünce özgürlüğünün güvence altına alınmadığı bir ortamda ortak bir gelecekten söz edilemez. Düşüncelerimizi ifade ettiğimizde, yasaların sürekli bir tehdit unsuru olarak üzerimizde durması kabul edilemez. İfade ettiğim görüşlerin soruşturma konusu yapılmasını gerektirecek herhangi bir yönü bulunmamaktadır; açık, net ve suç unsuru taşımayan ifadelerdir. Sırf Kürtçe olduğu için bir paylaşım hakkında soruşturma açılması ayrımcılıktır ve bu ayrımcılığa maruz kaldığımızın açık bir göstergesidir. İran’a ilişkin bir paylaşımın ‘terör örgütü propagandası’ kapsamında değerlendirilmesi ise hukuki ve mantıksal açıdan kabul edilebilir değildir.”

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.