Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Türkiye'deki gazeteci tutuklamalarına ilişkin endişelerini Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne taşıdı. MLSA, Haziran 2026'da gerçekleştirilecek olan 1563. Bakanlar Komitesi toplantısı öncesinde, gazetecilerin tutuklu yargılanmasını ve ifade özgürlüğü ihlallerini konu alan Nedim Şener Dava Grubu (Başvuru No. 38270/11) kapsamında Nisan 2026'da bir Kural 9.2 bildirimi sundu.
Bildirimin Türkçesi için tıklayın
Bildirimin İngilizcesi için tıklayın
Kural 9.2 bildirimi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin iç tüzüğündeki 9.2. Kural kapsamında sivil toplum kuruluşlarının Komite'ye doğrudan bilgi sunabildiği bir mekanizmadır. AİHM bir ülke aleyhine karar verdiğinde, kararın uygulanmasını denetleyen Bakanlar Komitesi'dir. Bu süreçte STK'lar, hükümetin resmi açıklamalarının yanında bağımsız bir perspektif sunmak amacıyla bu mekanizmayı kullanabilir.
Bildirim, Türkiye'nin Nedim Şener Dava Grubu kapsamındaki AİHM kararlarını tam ve etkili biçimde uygulamamayı sürdürdüğünü ve sistematik ihlallerin devam ettiğini ortaya koyuyor. MLSA'nın 2025 Adalet İzleme Raporu'na dayanan bildirimde, 2024-2025 adli yılında izlenen 275 ifade özgürlüğü ve gazetecilik davasının bulguları yer alıyor.
Tutuklu gazeteci sayısı ve yargılama istatistikleri
Rapora göre izlenen davalarda 306'sı gazeteci olmak üzere toplam 1.696 kişi yargılandı. Raporun yayımlandığı Kasım 2025 itibarıyla 29 gazeteci cezaevindeydi; Mart 2026'da bu rakam 28'e yükselirken Nisan 2026 itibarıyla 26 olarak kayıt altına alındı.
Bildirimin en çarpıcı bulgularından biri tutuklu yargılanan gazeteci sayısındaki sert artış: 2024-2025 adli yılında 66 kişi tutuklu olarak yargılanırken bir önceki yıl bu rakam yalnızca 10'du. MLSA'ya göre bu artış yüzde 560'a karşılık geliyor.
Her ay farklı bir kurum, farklı bir suçlama
Bildirim, 2025 sonu ve 2026 başında gazetecilere yönelik tutuklamaların kesintisiz sürdüğünü belgeli biçimde ortaya koyuyor. Pîrha muhabiri Cihan Berk'in 2025 yılı sonunda tutuklanmasının ardından Ocak 2026'da Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç haber takibi sırasında gözaltına alındı. Şubat ayının başında Etkin Haber Ajansı'na yönelik operasyonla gazeteciler Pınar Gayıp, Elif Bayburt ve Nadiye Gürbüz tutuklandı. Aynı ay 20 Şubat'ta Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ tutuklanırken bir ay sonra, 22 Mart'ta, Birgün muhabiri İsmail Arı Ramazan Bayramı için gittiği aile ziyaretinde gözaltına alındı. Nisan 2026 itibarıyla her ay bambaşka yayın kuruluşlarından, bambaşka suçlamalarla gazeteciler tutuklanmış oldu.
Adli kontrol tedbirleri yargısal taciz aracına dönüştü
MLSA, bildirimin önemli bir bölümünü gazetecilere uygulanan adli kontrol tedbirlerine ayırdı. Gazeteci İsmail Saymaz'a önce ev hapsi ardından yurt dışı çıkış yasağı uygulandığı; Rahime Karvar'ın ise yaklaşık beş ay tutuklu kaldıktan sonra üç aylık adli kontrol tedbiriyle karşılaştığı aktarıldı. MLSA'ya göre bu örnekler, adli kontrol tedbirlerinin fiilen cezalandırma aracına dönüştüğünü gösteriyor: "Yargılama süresince uygulanan tedbirler, nihai hapis cezasından çok daha ağır olmuştur."
"Sorun maddelerin kendisinde"
MLSA, bildirimi aracılığıyla Türk hükümetinin "yasal değişiklikler yapıldı, sorun uygulamadan kaynaklanıyor" argümanını da doğrudan reddediyor: "Yetkililer, Eylem Planı'nda sorunların söz konusu maddelerin uygulanmasından kaynaklandığını ileri sürmektedir. Oysa devam eden sorunların asıl kaynağı maddelerin bizzat kendileridir."
Bakanlar Komitesi'nden talep edilen adımlar
MLSA, bildirim aracılığıyla Bakanlar Komitesi'nden şu adımları atmasını talep etti: Türkiye'nin eylem planlarını AİHM kararlarıyla örtüşecek biçimde revize etmesinin istenmesi; yasaların uygulanmasına ilişkin ayrıntılı istatistiklerin sunulmasında ısrar edilmesi; hâkim ve savcılara ifade özgürlüğüne uygun davranmaları yönünde güçlü siyasi mesaj verilmesi; ve Komite Başkanı'nın Türkiye Adalet Bakanı'na mektup göndermesi. MLSA ayrıca bu adımların atılmaması durumunda Sekretarya'nın söz konusu dava grubuna ilişkin bir ara karar taslağı hazırlaması talimatının verilmesini de talep etti.

