Basın ÖzgürlüğüCezaevindeki Gazetecilerİnsan Hakları

Basın Bayramında ailesi, meslektaşları ve avukatları Ziya Ataman’ı anlattı

Seda TAŞKIN

ANKARA – Gazeteciler ve Basın Bayramı Günü’nde 1119 gündür cezaevinde olan Ziya Ataman’ın ailesi, avukatları, meslektaşları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ile konuştuk. 

1908 yılında gazeteler yayına girmeden önce uygulanan denetimin kaldırıldığı gün olan 24 Temmuz, Türkiye’de Gazeteciler ve Basın Bayramı Günü olarak kutlanıyor. Ancak son yıllarda 24 Temmuz bayram havasında geçmiyor.  Cezaevlerinde 134 gazeteci tutuklu bulunurken, yine onlarca gazetecinin yargılama süreci artarak devam ediyor. Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) yayınladığı dünya basın özgürlüğü endeksinde 157. sırada yer alırken binlerce gazeteci işsiz kalmış durumda. Gazeteciler ve Basın Bayramı Günü’nde 1199 gündür cezaevinde bulunan ve sağlık sorunları ciddi boyutlara ulaşan gazeteci Ziya Ataman’ın ailesi, savunmanlığını yapan Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ndeki (MLSA) avukatları, meslektaşları ve İnsan Hakları Derneği ile konuştuk. 

‘HAYALİ HEP GAZETECİ OLMAKTI’

Ziya Ataman’ın ablası Gülizar Aykut,  Ataman’ın küçüklüğünden bu yana arkadaşları ve ailesi ile iyi bir ilişkisi ve haksızlığa karşı hep mücadele eden bir yapısı olduğunu söyledi. Annelerini çok küçük yaşta kaybetmelerinden kaynaklı Ataman’ın kendisini annesi yerine koyduğunu belirten Aykut, “Ziya annesini kaybettiğinde 7 yaşlarındaydı. Çocukluğu çok zor geçti. Maddi durumumuzun kötü olmasından kaynaklı liseye kadar okuyabildi. Ancak kardeşimin hayali hep gazeteci olmaktı. Bu hayalinin peşini bırakmadı ve gazeteci oldu” dedi. 

Çevresinin kardeşini çok sevdiğini ve şu an arkadaşlarının sık sık Ataman’ı sorduğunu anlatan Aykut, “Görüşe gitmeden birçok kişi beni arıyor. Özellikle arkadaşlarından mektup bekliyor. Ne zaman yanına gitsem o kısacık zamanda herkesi tek tek soruyor. Sevdiklerini çok merak ediyor. Sürekli merak ve özlem yüklü konuşmaları ile dışarıya olan özlemini anlıyorum. Ve bu durum beni çok etkiliyor” dedi. 

‘KARDEŞİMİN HEP AYAK VE BÖBREK AĞRISI VARDI’

Kardeşi Ataman’ın uzun zamandır sağlık sorunları yaşadığını aktaran Aykut, “Sürekli ayak ve böbrek ağrısı çekiyordu. Rahatsız olmasına rağmen gazeteciliği devam ettirdi. Ona başka bir iş bulması gerektiğini söylediğimizde ise mesleğini çok sevdiğini ve devam edeceğini söylüyordu. Kaygılarımız vardı ancak ondaki bu kararlı duruş karşısında pek de bir şey söyleyemiyorduk” diye konuştu. Ve ekledi:

 “Görüş günleri benim için çok zor geçiyor. Dışarıda sürekli gözyaşı döküyoruz ancak onun yanına gittiğimizde güçlü durmaya çalışıyoruz. Bizim ona moral olmamız gerekirken o bize moral oluyor. Güler yüzle karşılıyor bizi. Annesini bekler gibi beni bekliyor. Ancak çoğu zaman görüşüne gidemediğim zamanlar da oluyor. Maalesef aynı şehirde olmamamdan kaynaklı çok sık gidemiyorum ve bu durum beni çok etkiliyor. Görüşlerde sık sık sağlık sorunlarından bahsediyor. Şu an böbreklerinin iflas ettiğini ve ilaçlarla ayakta kaldığını söylüyor.” 

Kardeşinin suçlu olmadığını ve dosyasında somut bir delil olmamasına rağmen yıllardır cezaevinde tutulduğunu aktaran Aykut, “Bu olaylar olduğunda kardeşim başka şehirdeydi. Bütün suçlamaları üzerine attılar. Bu adil bir yargılama değildir. Bir an önce adaletin gelmesini ve kardeşimin serbest bırakılmasını istiyorum. Kardeşimin sağlık durumu her gün kötüye gidiyor ve çok kaygılıyım” dedi.

Ataman ile yaklaşık 7 ay boyunca Van’da çalışan meslektaşı Fethi Balaman ise Ataman’ın gazetecilik mesleğine ilgisinin çok güçlü olduğunu söyledi. Balaman, “Ziya ile beraber çalışmak benim için çok değerli. Ziya hiçbir zaman verilen işten kaçmayan bir gazeteciydi. Kendisine verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırdı. Mesleğine büyük bir sevgi ile bağlıydı. Gazetecilik mesleğine başlama sebebinin yandaş medyanın yalanlarına karşı hissettiği tahammülsüzlük olduğunu söylerdi. Tek sesli medyaya karşı tavrı çok netti. Doğruların açığa çıkması ve halka haber ulaştırma çabası vardı. Herkes onu çok severdi. Hem meslektaşları ile, hem de haber kaynakları ile iletişimi çok güçlüydü” dedi.

‘GAZETECİLİK MESLEĞİNİN GEREKLİLİĞİNİ YAPTIĞI İÇİN TUTUKLU’

Meslektaşının uzun zamandır tutuklu olduğunu ve gazetecilere yönelik bu baskının son bulması gerektiğinin altını çizen Balaman, “Ziya gazetecilik mesleğinin gerekliliğini yaptığı için tutuklu bulunuyor. Özgür basına karşı büyük bir baskı ve hedef gösterilme durumu yaşanıyor. Hükümetin istediği şekilde habercilik yapan  gazeteciler istiyorlar. Ancak muhalif basın bu şekilde yürümüyor. Gerçeğin topluma ulaştırılması gerektiğini düşünen bir basın mücadelesi veriyoruz ve buna inanıyoruz. Ziya da geri adım atmıyordu. Habere giderken birçok kez baskıya ve tehdite maruz kaldı ancak geri adım atmadı. Gazetecilerin hedef olmasının en büyük sebebi bu geri adım atmama halidir. Arkadaşımızın sağlık sorunları var ve bir an önce serbest bırakılması gerekiyor” diye konuştu. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Ziya Ataman’ın yargılandığı mahkemenin özel yetkili statüsünde olan bir mahkeme olduğunu söyledi. Bu mahkemelerin devlet güvenlik mahkemelerinin devamı niteliğindeki mahkemeler olduğunu söyleyen Türkdoğan, “Şu andaki iktidar bu mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak takdim ediyor. Oysa bu mahkemelerin özelliği Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamındaki suçları yargılıyor olması. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) çeşitli maddelerin sadece bu mahkemeler tarafından kullanılıyor olması bu mahkemelerin o özel yetkili mahkeme statüsünün devam ettiğini gösteriyor. Böylece karşımıza hukuk güvenliği hakkının korunmadığı bir mahkeme çıkıyor. Burada hukuk güvenliği hakkı çok ciddi bir şekilde ihlal edilmiş durumda. Eğer bu gazeteci arkadaşımız normal bir Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor olsaydı kesinlikle ilk celsede suçsuz bulunacaktı ve yargılama bitene kadar da tutuksuz yargılanacaktı,” dedi. 

‘YARGILANMASI HUKUK GARABETİDİR’

Yargılamalarda tutuklama tedbirinin istisna olduğunu belirten Türkdoğan, “Normalde insanların tutuksuz yargılanması gerekir. Eğer bu kişi bir gazeteciyse ve halkın haber alma hakkını yerine getirmişse zaten kesinlikle bu yola başvurulmaması gerekir. Çünkü gazetecilik mesleğinin gereği budur. Kendi işini yaptığı için yargılanması da ayrı bir hukuk garabetidir. Bir başka boyut da, Ataman’ın  hastalıkları olduğunu biliyor ve takip ediyoruz. Burada da tutuklu statüsünde olduğu için bu hastalık raporları nedeniyle çoktan tahliye etmesi gerekirdi. Çünkü sağlık hakkı yaşam hakkını ilgilendiren bir hak kategorisidir. Sağlık hakkı gereği mutlaka bu kişinin tahliye edilmesi gerekir. Çünkü hükümlü değil. Hükümlü olsa adli tıp raporu ile tahliye edilmesi gerekirdi. Ama edilmiyorsa burada özel mahkeme vasfı devreye giriyor ve bunu net şekilde eleştirmek gerekiyor” diye konuştu. 

Türkiye’nin gazeteciler ile olan husumetine son vermesi gerektiğinin altını çizen Türkdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye dünyada en çok gazetecinin cezaevinde olduğunu ülkelerin başında geliyor. Türkiye 2019 yılında açıklanan basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin karnesi gazeteciler bakımından çok kötü. Ziya arkadaşımızın yaşadığı da bu kötü uygulamalardan yalnızca birisidir. Artık Türkiye’nin ifade özgürlüğü hakkının olmazsa olmazı olan gazetecilerin özgürlüğü sorunun çözmesi gerekiyor. Belki Adalet Bakanlığı’nın yargı reformu paketi meclis gündemine gelseydi, bu sorunlar kısmen çözülecekti. Ama bunu bile gündemlerine almadan tatile girdiler ve reform paketi sonbahara ertelendi. Bu nedenle biz gazetecilerin tutukluğu konusunu konuşmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin basın özgürlüğü alanındaki en kötüler listesinden artık kendisini çıkartması lazım” dedi.

Ataman’ın savunmanlığını yapan Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği avukatlarından Zelal Doğan ise dernek olarak uzun zamandır Ziya Ataman’ın müdafiliğini yaptıklarını belirtti. Müvekkili Ataman’ın gazetecilik faaliyetleri sebebiyle birçok kez tehdit edilip, hedef gösterildiğini aktaran Doğan, “Bu davada da Ziya Ataman’ın bir kez daha hedef gösterildiğini düşünmekteyiz. Davanın açılmasından itibaren geçen süreçte Ziya Ataman’ın tutukluluk süresi 3 yılı aştı. Yargılama süreci ise yalnızca makul bir sürede değil hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin hükme esas alındığı bir çerçevede gerçekleşiyor. Sanıklar aleyhine ifade veren tanık, bu ifadelerini işkence altında verdiğini belirtmiş olmasına rağmen tanık beyanı bir tutuklama nedeni olarak gösterilmeye devam ediyor” dedi.  

‘ataman’ın davasını AİHM’e TAŞIYACAĞIZ’

Ataman’ın sağlık durumuna ilişkin değerlendirme yapan Doğan, cezaevi koşullarının tutukluların sağlık durumunu kötü etkilediğini belirterek, “Yemekler, temizlik, spora çıkılmasına izin verilmemesi… Bununla birlikte sağlık hizmetine erişimleri de iyi değil. Bu durum geçtiğimiz zamanlarda Ziya Ataman’ı da etkilemişti. Bağırsak problemleri ve göz bozukluğu yaşadı. Şimdi sağlık durumu daha iyi olsa da bu koşullar çoğu zaman vücut bütünlüklerini kalıcı olarak da etkileyen sonuçlara yol açıyor” dedi. 

Savcının mütalaasında Ataman hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istediğini hatırlatan Doğan, “Hâlbuki dosyadaki delillere bakıldığında Ataman’ı suçlama konusu olayla ilişkilendirecek hiçbir delil olmadığı açıktır. Buna rağmen tutukluluk halinin devamında yapılan bu yargılama da açıkça hukuksuz olmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği son kararlar ve Avrupa Komisyonunun raporuna bakılacak olunursa Türkiye’de ifade özgürlüğünün nasıl bir baskı altında olduğu görülecektir. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği olarak bu baskının yöneldiği gazetecilerden birinin Ziya Ataman olduğunu ve hak ihlallerine yol açtığı kanaatindeyiz ve bu hukuka aykırılıkların çözülmesi için davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de (AİHM) taşıyacağız” dedi. 

‘KOLLUK KUVVETLERİ TARAFINDAN DEFALARCA TEHDİT EDİLDİ’

Ataman’ın avukatlarından Barış Oflas ise Ataman’ın dosyasında hiçbir somut gerekçe olmamasına rağmen 3 yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunduğunu belirterek, “Ataman, gazetecilik yapma hayalleriyle geldiği ilçede büyük baskı gördü ve hiçbir ilgisinin olmadığı bir olay sonucu cezaevine konuldu. Tek hayali gazeteci olmaktı. Ancak ilçede gazete dağıtırken kolluk kuvvetleri tarafından defalarca tehdit edildi. Bu gazeteleri dağıtmaması istendi. Tehditlerin ardı arkası kesilmeyince Ziya ilçeden çıkmak zorunda kaldı. Tutuklandığında savcılık hiçbir somut delil sunmamıştı. Üstüne akrabası K.A.’ya işkence ve baskıyla zorla tanıklık yaptırıldı” dedi. 

Ataman’ın sağlık sorunları yaşadığını aktaran Oflas sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cezaevine girmeden de sağlık sorunları yaşıyordu. Ancak dışarıdayken sağlık hizmetine erişimi vardı. Cezaevindeyken bu hizmetlere erişimi oldukça kısıtlı. Cezaevinde bu imkânlar yeterli değil. Kendisine hastalığı ile ilgili yazılı bilgi verilmiyor. Doktor kendisine bağırsaklarının iflas ettiğini söylemiş ancak sonrasında detaylı bir araştırma ve bilgilendirme yapmamış. Kendisine yargı yoluyla yaşatılan bu haksızlık karşısında stres yaşıyor ve bu da rahatsızlığının daha da ilerlemesine sebep oluyor. Kendisi bu noktada sesinin yeterince duyurulmaması noktasında tepkili.”