Basın Özgürlüğüİfade Özgürlüğü

Basın örgütleri: “2020 gazeteciler için kayıp bir yıl oldu”

Veysi Polat

Türkiye 2020 yılını da gazetecilere yönelik baskı, gözaltı, tutuklama, sansür, kapatma, erişim engelleriyle geçirdi. Geçen yıl 79 gazetecinin gözaltına alındığını, 53’üne dava açıldığını ve 24’ünün tutuklandığını rapor eden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin Eş Başkanı Serdar Altan, “2020’de Kürt ve muhalif gazeteciler hedef alındı. İktidar sahiplerinden de talebimiz artık ellerini gazetecilerin yakasından çeksinler. Kendileri de görüyor ki; zulümleri para etmiyor, gazeteciler susmuyor; yazmaya, çizmeye anlatmaya devam ediyor” dedi. 

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. sırada yer alan Türkiye, 2020’yi de gazetecilere yönelik baskılarla geçirdi. Her zamanki gibi hedefte yine iktidara muhalif ve Kürt gazeteciler vardı. 

Basına yönelik ihlallerle ilgili merkezi Diyarbakır’da bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), dün çarpıcı bir rapor açıkladı. Rapora göre, 2020 yılında 79 gazeteci gözaltına alındı, 24’ü tutuklandı, 19’u ise görevi başında saldırıya uğradı, bin 960 habere de erişim engeli getirildi.

“Korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız”

MLSA’ya konuşan DFG Eş Başkanı Serdar Altan, gazetecilerin soruşturma ve dava kıskacına alınarak çalışamaz hale getirilmek istendiğini, “yandaş” olmayan medya kuruluşları ve gazetecilerin ise ötekileştirilip cezalandırıldığını ifade etti. Serdar Altan, dün açıkladığı raporu şöyle değerlendirdi: 

“Aslında açıkladığımız rapor bir nevi bu ülkenin tartışılmaz gerçekliği. Veya Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda geldiği nokta. Tarih boyunca bu ülkede basın hiç özgür olamadı belki ama bu son iktidar sürecinde basın özgürlüğü resmen yerlerde sürünmeye başladı. Bunu biz söylemiyoruz, rakamlar söylüyor. Rapordaki ayrıntılı verilere baktığımızda aslında ne demek istediğimiz açık bir şekilde anlaşılacaktır. Yani bir yıl içerisinde 43 gazeteci 150 yıldan fazla cezalandırmaya maruz bırakılmış. Bunu daha nasıl anlatalım? Binlerce haber tehlikeli bulunduğu için veya iktidar yanlılarının hoşuna gitmediği için sansürlenmiş, internet siteleri kapatılmış, halen RTÜK denen ucube bir kuruluş yayın kuruluşlarına ceza yağdırmakta, iktidara muhalif yayın yaptıkları için gazetelere ilan reklam cezası verilmekte… Yani bunlar aslında 21. yüzyılda bahsi geçerken bile utanılacak mevzular. En önemlisi de halen 91 basın emekçisi cezaevinde ve bunlara yenileri eklenebilmekte. Gazeteciler soruşturma ve dava kıskacına alınarak çalışamaz hale getirilmekte. Yandaş olmayan medya kuruluşları veya gazeteciler ötekileştirilip cezalandırılıyor. Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimiz zaman aslında nasıl korkunç bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu daha net görebiliyoruz.”

“Yandaş olmayan, muhalif ve Kürt gazeteciler hedef alındı”

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Serdar Altan

2020 yılında muhalif ve Kürt gazetecilerin ağırlık olarak hedef alındığını belirten Altan, Van’da işkence edilerek helikopterden atıldıkları iddia edilen köylülerin haberini duyuran 4 Kürt gazetecinin tutuklanmasını buna örnek gösterdi. Altan, şöyle devam etti: 

“Elbette bu olumsuzlukları katmerli bir şekilde yaşayanlar yine Kürt ve muhalif gazetecilerdir. Van’da işkence edilerek helikopterden atılma gibi vahşi bir uygulamaya maruz kalan köylülerin sesini duyurdukları için tutuklanan 4 gazeteci arkadaşımızın yaşadıkları buna açık bir örnektir. 

Tabii tüm bu olumsuz tablo gazeteciler açısından bir çaresizlik tablosu değil, aksine daha çok çalışma, daha çok emek vererek gerçekleri halka ulaştırma çabasını kamçılayan bir durumdur. Zora ve baskılara karşı kalemini kullanan gazeteciler ve tüm bu baskılara rağmen halen gerçekleri yazma cesareti gösteren basın emekçilerinin bulunması umudu büyütüyor. Zaten bizleri halen ayakta tutan, diri tutan bu umuttur.”

“2021’de olumsuz tabloların yaşanmamasını umut ediyoruz”

2021’e umutla girdiklerini ifade eden Altan, “Umut ediyoruz ki geçen yıl yaşanan olumsuz tablo tekrar etmesin, gazeteciler daha özgür bir ortamda çalışmalarını yürütebilsinler. Bunun için de gazeteciler alabildiğine dayanışmalarını büyütmeliler ve zora, baskıya boyun eğmemeliler. İktidar sahiplerinden de talebimiz artık ellerini gazetecilerin yakasından çeksinler. Kendileri de görüyor ki; zulümleri para etmiyor, gazeteciler susmuyor; yazmaya, çizmeye anlatmaya devam ediyor. Ve bundan sonra da bunu yapmaya devam edeceklerdir” diye konuştu.

GGC Başkanı İpek: Milli ve ideolojik gazetecilik dayatması var

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veysi İpek, gazetecilerin geçmişte yaşadığı sorunlara bu yıl koronavirüs pandemisinin getirdiği zorlukların da eklendiğini, pek çok meslektaşın bu hastalığa yenik düştüğünü ifade etti. “2020’de haber alma özgürlüğü diğer yıllara göre daha kötüydü” diyen İpek, meslektaşlarının “milli gazetecilik” ve “ideolojik gazetecilik” anlayışı cenderesinde olduğunu söyledi. İpek sözlerine şöyle devam etti:

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veysi İpek

“Çözüm sürecinde de söylediğim bir ifade vardı. Onu tekrarlamak istiyorum: Misyon veya milli gazeteciliğe zorlanıyoruz. Geldiğimiz nokta itibariyle de iki kutuplu gazeteciliğe sürükleniyoruz. Bölgede devlet gücünün dışındaki güçler ideolojik yapılanmaya, farklı fraksiyonları vardı bunun. Onlar ideolojik gazetecilik yapılmasını arzu ediyordu. Tarafsız, bağımsız bir gazetecilik anlayışından ziyade bendensin, benden değilsin anlayışı hakim kılındı. Türkiye’de maalesef sistematik olarak milli gazetecilik anlayış gelişti. İki kutuplu bir anlayış var ne yazık ki. 

Milli ve ideolojik gazetecilik anlayışı var şu an Türkiye’de. Bu durum hem çok sayıda gazetecinin işsiz kalmasına neden oldu hem de toplumda mesleğimize karşı güveni sarstı. Aynı zamanda kamuoyunun haber alma özgürlüğüne ulaşmasında sıkıntı yarattı. 2020’de haber alma özgürlüğü diğer yıla göre daha kötüydü. Ama umudumuz bu yıla kaldı. 2021’in daha özgür ve tarafsız bir gazetecilik anlayışının hakim kılınacağı bir yıl olmasını diliyoruz.”