İfade Özgürlüğüİnsan Hakları

“Ben Çayan Demirel, belgesel film yönetmeniyim”

 

Burcu Karakaş

“Filmi bitirdi, teslim etti. Ertesi gün kalbi durdu.”

Belgesel sinemacı Çayan Demirel, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali’ne yetiştirmeye çalıştığı barış sürecini konu alan “Bakur/Kuzey” belgeselinin kurgusunu henüz bitirmişti. Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile çektikleri belgeseli tamamladıkları günün ertesi Çayan sokakta yere yığıldı ve kalbi 15 dakikalığına durdu. 2015 yılı, Mart’ın 18’iydi.

On beş dakika boyunca beynine oksijen gitmedi, oksijensiz kalan beyni ciddi hasar gördü. Ancak Çayan, ölümden döndü. “Dersim 38”, “Dr. Şivan” ve “5 No’lu Cezaevi: 1980-84” belgesellerinin yönetmeni Çayan Demirel o günden sonra 1,5 ay yoğun bakımda kaldı. Yapımcısı ve aynı zamanda eşi olan Ayşe Çetinbaş, bir yandan hastanede Çayan’la birlikte olmaya çalışıyor diğer yandan ise belgeselin galasına az vakit kaldığı için festival işlerini yürütmeye çalışıyordu.

Fakat gösterimden kısa süre önce gelen telefonla galanın sansüre uğradığını öğrendi. Önce inanamadı, sonra galanın iptaline karşı savaştı, derken sansür mekanizması çabalarını boşa çıkardı. Nam-ı diğer “Çayko” halen hastanede ve olanlardan habersizdi. Belgeselin gösterimi, “kayıt tescil belgesi” olmadığı bahanesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından engellenmek istenmiş, festival yönetimi de bu iradeye karşı duramamıştı. Sansürü protesto etmek için bazı sinemacılar filmlerini festivalden çekti, ardından jüri çekildi ve “Sansüre Karşı Özgür Sinema yürüyüşü “ düzenlendi. Çayko bunların hiçbirine o dönem tanıklık edemedi.

Altı aya yakın süre hastanede geçirdiği günlerin ardından taburcu oldu ama belgeselin sancısı dinmeyecekti.

Çayan tedavi süreçlerinin sonunda artık ayakta ama engelliydi. Görme merkezi hasara uğradığı için görmüyor, denge-koordinasyon sorunları yaşıyor, konuşmakta güçlük çekiyordu. Ayşe hep yanındaydı. Çayan’la Dersim katliamını konu alan “Dersim 38” belgeselinin çekimleri sırasında tanışmış, bir daha da ayrılmamışlardı.

Bir gün evlerinin zili çaldı. Gelen polisti.

Çayan’ın ifadesini alacaklarını söylediler, Ayşe ise kocasının engelli olduğunu söyleyerek hastane raporlarını karakola götürdü.

Batman’da 2015 yılında yapılan “Bakur” gösterimine “örgüt propagandası” iddiasıyla soruşturma açılmıştı. Soruşturma davaya dönüştü; Çayan, Ayşe ve arkadaşlarına Batman yolu göründü.

Ayşe, mahkeme heyetinin nasıl birini yargıladığını görmesini istiyordu.

Mahkeme Çayan’ı göreceğine gördü ancak düşman hukuku çerçevesinden…

Konuşma güçlüğü çeken Çayan’dan savunma istediler, Ayşe’nin yardımını reddettiler. O zaman Çayan dili döndüğünce anlattı:

“Ben Çayan Demirel, bağımsız belgesel film yönetmeniyim. Mesleğimi yaptım. Neden burada olduğumu anlamıyorum. Bir suç işlemedim. Yine de hapse atmak istiyorsanız, buradayım.”

Savunması beş cümleden ibaretti. Karar, 2019’un Temmuz ayında açıklandı.

Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada “örgüt propagandası” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Gerekçeli kararda, yüzde 99 engelli raporu bulunan Çayan’ın görsel, işitsel, zihinsel herhangi bir sorununun gözlemlenmediği belirtilmişti. Karar, temyize götürüldü.

Ayşe ise mücadelesine devam etti. Çayan için malulen emeklilik başvurusunda bulundu. Önce emeklilik hakkını kazandığı söylendi ancak sonrasında reddedildiği ortaya çıktı. “Malullük derecesi kabul edilmiş ama sürekli bakıma muhtaç görünmüyormuş Çayan” diyor Ayşe.

Bu karar üzerine Çayan’ın hakkını alabilmesi için iki sene önce iş mahkemesinde dava açtı. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istedi. Gelen raporda Çayan’ın sürekli bakıma muhtaç olduğu kanaatine varılmıştı. Mahkeme bu rapor üzerine sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığını iddia eden raporla aksini savunan Adli Tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Üst Kurulu’ndan rapor talep etti. Mahkeme şimdi, emeklilik hakkını alabilmesi için bu raporu bekliyor.

Gelecek duruşma, 27 Şubat Perşembe günü saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Çayan, Ayşe ve arkadaşları, orada olacak. Çayan’ın hakkını alana kadar da bir yere gitmeyi düşünmüyorlar çünkü arkadaşlarının da dediği gibi, “Emeklilik Çayan’ın hakkı”.