Dava İzleme

Birleştirilen çArşı-Gezi davasında Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı

Nazım Dikbaş'ın çizimi

Aralarında Osman Kavala, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora’nın da olduğu 16 kişinin yargılandığı “Gezi Davasının”, Gezi Parkı eylemlerine katılan Çarşı taraftar grubundan 35 kişinin yargılandığı “Çarşı Davası” ile birleştirildiği davanın ilk duruşması 8 Ekim’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.Mahkeme, dört yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar vererek davayı 26 Kasım’a erteledi.

Duruşma yaklaşık bir saat geç başladı

Birleştirilen Gezi ve çArşı davası İstanbul Çağlayan’daki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. 2013 Haziran’daki Gezi Direnişi protestoları gerekçe gösterilerek 1438 gündür tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala dahil 16 hak savunucusu ve Beşiktaş futbol takımı taraftar grubu çArşı’nın 35 üyesi bugün ilk defa birlikte hakim karşısına çıktı.

Saat 10.30’da başlayan duruşma, Çağlayan Adliyesindeki büyük salonlardan biri olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma salonunda görüldü. 30 tutuksuz sanık ve avukatları duruşmada hazır bulundu.

Duruşmayı Kavala’nın eşi Profesör Ayşe Buğra, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP ve HDP milletvekilleri, Britanya, Hollanda, Danimarka, Fransa, İsviçre ve Almanya başkonsolosları, ABD konsolosluk görevlisi, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Büyüm takip etti.

Duruşma başlangıcında mahkeme başkanı Mesut Özdemir, usulle ilgili itiraz olup olmadığını sordu. çArşı davasının ve Gezi davası avukatları da her iki davanın birleştirilmesindeki hukuksuzlukları anlatarak dosyaların ayrılmasını talep etti.

çArşı mensubu sanıkların avukatlarından Ömer Kavili, birleştirilen dosyada kendilerine delillerin sunulmadığını, görmedikleri deliller hakkında beyanda bulunmalarının istendiğini ifade etti.

Dosyadaki suçlamalardan birinin “darbe” suçlaması olduğunu hatırlatan çArşı’dan Numan Bülent Ergenç’in avukatı Yıldız İmrek  “Madem bozmayı gerektiren durum var, neden başsavcılık beş yıl sessiz kaldı” diyerek şöyle devam etti:

“Bu bozma kararı, siyasi iktidarın suçladığı bir ismi, Osman Kavala’yı hapiste tutmaya katkı sunacak bir garnitür olarak da sunulmuştur. Bu açıkça hukuka aykırı ve yargı darbesi niteliğinde bir karardır. Bundan dönülmeli. Eğer ki yeniden tefrik kararı verilmez, birleştirmede ısrar edilirse bu mahkemenin bir infaz mahkemesi olduğu ortaya çıkmış olacaktır.” İmrek, bu durumda heyetin davadan çekilmesini talep etti.

Avukatların taleplerinden sonra bu davaya İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından özel olarak atanan duruşma savcısı Edip Şahiner söz aldı ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etti.

Çarşı davası avukatları salonu terk etti

Öğle arasından sonra devam eden duruşmada mahkeme, savcı Şahiner’in talebi doğrultusunda avukatların tefrik ve davadan çekilme taleplerini reddetti. Bunun üzerine çArşı davası avukatları salonu terk etti. Avukatlar salondan ayrılırken müvekkilleri avukatlara alkışlarla destek verdi.

Avukatlar salonu terk ettikten sonra mahkeme heyeti, davada yargılanan kişilerin bozma ve birleştirme kararlarına karşı diyeceklerini sordu.

“Biz yokmuşuz gibi yargılama yapılıyor” diyen sanıklardan Can Atalay şöyle konuştu:

“Kararlarla ilgili görüşlerimizi söylemiştik, kabul edilemez. Biz üzerimize gelmekte olan şeyi görüyoruz. Sayın savcının dosyada yeniden görevlendirilmesinin nedenini görüyoruz. Yargıtay sizi delil toplama konusunda memur ederek bir karar verdi. Bu kabul edilemez. Gezi Direnişi bu memleketin yaşayan bir organizma olduğunun kanıtıdır. Gezi’yi bizi kullanarak suçlamanıza izin vermeyeceğiz.”

Tayfun Kahraman ise “2013’ten bu yana Gezi’ye katıldığımız için yargılanan bizler, beraat ve takipsizlik kararlarına rağmen yargılanmaya devam ediyoruz” diyerek yeniden beraat kararı verilmesi gerektiğini ifade etti.

Mücella Yapıcı ise “Bu davayı, geldiği bu haliyle aklen, ahlaken asla kabul etmiyorum. İddianameyi de kabul etmiyorum. Gerçekten bu davayı bu kadar uzatarak Gezi’yi kriminalize edemezsiniz, Gezi onurumuzdur” diye konuştu.

Ardından söz alan Yapıcı ile Atalay’ın avukatı Fikret İlkiz, “Hem İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, hem de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi bizi yok saydı. Seremoniyi tamamlamak şeklindeki ritüeli biz bildiğimiz usullerle önümüzdeki celse yerine getirelim. Bu kez biz size anlatalım Taksim Dayanışması’nın ne olduğunu” ifadelerini kullandı.

Kahraman’ın avukatı Evren İşler de “Gelinen aşama itibariyle kısaca bir ‘Ne diyorsunuz’ sorusuyla geçiştirilemez bu dosya. Baştan, sıfırdan Gezi direnişinin ne olduğunun anlatılması gerek” dedi ve savunma için süre istedi.

‘Umarım ülkemizde bir daha böyle bir iddianame hazırlanmaz’

Salonda bulunan bir kısım çArşı mensubu sanıkların beyanlarının ardından Osman Kavala’nın beyanı alındı. SEGBİS marifetiyle konuşan Kavala şunları söyledi:

“Gezi’den önce de Gezi sırasında da, çArşı davasında suçlananlarla tanışıklığım, irtibatım olmadı. Onların da beni tanımıyor olmaları hayatın doğal akışına uygundur. Bildiğim kadarıyla bir futbol takımı taraftarlarının iktidardakileri devirmek için eyleme geçmeleri de dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir vaka değildir.  Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’in kararının etrafından dolanma girişimidir. Tutukluluğumu sürdürmek için kurgulanan temelsiz, delilsiz, mantıksız suçlamaların ve kullanılan yöntemlerin yargıda meşruiyetten yoksun uygulamaların niteliklerini ve kaynaklarını gözler önüne serdiğine inanıyorum. Umarım, davaların birleştirilmesi, Türk yargısının karşı karşıya olduğu tehditlerin daha iyi anlaşılmasına vesile olur. Umarım ülkemizde bir daha böyle bir iddianame hazırlanmaz, böyle şey bir daha yaşanmaz.”

Kavala’nın ardından söz alan avukatlarından Köksal Bayraktar, Kavala’nın dört yıllık tutukluluğunun bir işkence olduğunu ifade etti: “Kim beraat kararı aldıktan sonra cezaevinden çıkmamıştır? Bu, insan hakları ihlalidir” diyen Bayraktar, “Mahkemeler hiçbir geçerli gerekçe ortaya koymadan müvekkilimin tutukluluğunu devam ettirmiştir. Bundan cesaret alan başsavcı vekili casusluk gibi şeref ve haysiyeti ihlal eden bir suçlamayı hiçbir sorumluluk duygusu taşınmadan iddianamede ifade etmiştir” diye konuştu. Bayraktar şöyle devam etti:

“Aralık 2018’den itibaren AİHM’e müracaat ettik. AİHM, Kavala olayında ihlal kararı verdi. Buna dayanarak tutukluluğun kaldırılması gerekliliği ortaya konulsa da Türkiye’nin itiraz hakkının olduğu ileri sürüldü. Üç ay itiraz beklendi, itiraz reddedildi. Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesi dört defa toplanarak kararlar verdi. Kavala’nın tutukluluk halinin ihlal olduğunu defalarca iletti. Üç ay itiraz beklendi, itiraz reddedildi. Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesi dört defa toplanarak kararlar verdi. Kavala’nın tutukluluk halinin ihlal olduğunu defalarca iletti. Bunu söyleme sebebim şu; eğer bir devlet sözleşmeye imza atmasına rağmen sözleşme hükümlerine riayet etmezse Bakanlar Komitesi durumu Mahkemeye, Mahkemeden Komiteye, sonra da Konseye gider ve Konsey o ülkeyi Avrupa Konseyinden çıkarır.”

Savcı, Kavala’nın tutukluluğunun devamını talep etti

Duruşma sonunda mütalaasını açıklayan savcı Edip Şahiner, Kavala’nın tutukluluğunun devamını istedi.

Verilen aranın ardından ara kararını açıklayan heyet, oy çokluğu ile Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmederek davayı erteledi. Karara üye hakim Kürşad Bektaş muhalefet etti. Hakim Bektaş, tutukluluğun devamı yönündeki karara muhalefet ederek Kavala’nın adli kontrol şartı uygulanarak tahliye edilmesi gerektiğini belirtti.

‘Kendimi duruşmadan çıkmış gibi hissetmiyorum’

Duruşmanın ardından açıklama yapan Kavala’nın eşi Ayşe Buğra şöyle konuştu:

“Kendimi duruşmadan çıkmış biri gibi hissetmiyorum. İddia makamının hiçbir şey merak etmediğini, soru sormadığını görüyorum ve bu beni şaşırtıyor. Bu davanın iddianamesini hazırlayan savcıların kendisini sorguya çekmemiş olmasını anlamıyorum. Avukatlar devamlı olarak hangi somut delil ve eylemden söz edildiğini soruyor. Her seferinde aynı yanıt veriliyor: Tutukluluğun devamına… Beni endişelendiren bir şey var. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tahliye edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlarla ilgili açıklama yaptı. Bu sadece yakınları için değil bu ülke için üzerine düşünülmesi gereken bir şey.”