Haberler

COVID-19: Singapur örneği başarıyı neye borçlu?

Burcu Karakaş

Singapur’da ilk yeni tip koronavirüs (COVID-19) vakası tespit edildiğinde, 23 Ocak’tı. Çin’in Wuhan kentinden dönen 66 yaşındaki Çin vatandaşı erkek, ailesiyle beraber Singapur’a üç gün önce gelmişti. Bu ilk vaka, Singapur hükümetini alarma geçirdi.

Singapur’da bugüne kadar tespit edilen COVID-19 vaka sayısı, 313… Ülke genelinde henüz virüs kaynaklı ölüm yaşanmadı. Yani Türkiye’deki Sağlık Bakanlığı Corona Virüsü Bilim Kurulu’ndan Prof. Dr. Alpay Azap’ın 18 Mart’ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hong Kong, Singapur olma şansımızı kaybettik. Bundan sonra tüm enerjimizi İtalya olmamaya harcamalıyız” demesi tesadüf değil..

23 Ocak’tan beri Singapur hükümetinin resmi internet sitesinde yeni tip koronavirüs vakaları, hazırlanan zaman çizelgesinde her gün güncelleniyor. Düzenli veri paylaşımında hasta mahremiyeti gözetilerek isim yer almıyor ancak yaş, cinsiyet, kişinin yurtdışından geldiyse ne zaman ve nereden geldiği, virüsü kapmış olabileceği muhtemel yer ya da olayların yanı sıra kaç kişinin iyileştiğine dair bilgiler de yer alıyor.

Singapur Hükümeti resmi sitesi gov.sg’de paylaşılan ilk vaka bilgisi.

 

Bu yazı yazılırken hükümetin resmi sitesinde paylaşılan son güncelleme şöyleydi:

“17 Mart 2020 geceyarısı itibarıyla Singapur Sağlık Bakanlığı 23 yeni COVID-19 vaka tespiti yapıldığını, 5 vakanın taburcu edildiğini açıklamıştır. Yeni vakaların 17’si yurtdışından bağlantılıdır ve 2’si önceki vakalarla ilintilidir ve 4’ü bağımsız vakalardır. Çoğu vaka hastanededir, bu vakaların durumları stabil veya iyileşme göstermektedir. 14’ü ise yoğun bakım ünitesindedir.”

Henüz COVID-19 nedeniyle ölüm vakasının yaşanmadığı Singapur’u yeni tip koronavirüs ile mücadelede başarılı kılan çok sayıda etken var. Bu mücadelede öncelikli olarak şeffaflık ve vatandaşla kurulan birebir iletişim göze çarpıyor.

Dünya Sağlık Örgütü 1 Şubat’ta yaptığı açıklamada COVID-19 için seyahat kısıtlamalarının gerekli olmadığını söylese de, Tayvan, Hong Kong ve Singapur bu açıklama yapılmadan önce, 1 Şubat’ta seyahat kısıtlılığı getirdi. Bu tedbir, SARS geçmişinden geliyor. Resmi verilere göre nüfusu 5 milyon 700 bin olan küçük ada ülkesinde 2003 yılındaki “ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu” olarak bilinen SARS salgınında 33 kişi hayatını kaybetti. Can kayıplarına neden olan salgın, ülkenin sağlık sistemini gözden geçirmesine yol açtı. Benzer bir durumun tekrarlanması halinde hazırlıklı olmak için sağlık sektörüne yatırım yapıldı.

2013 yılından bu yana Singapur’da yaşayan Dr. Fulya Üstünkan da Singapur’un SARS sebebiyle tetikte olan bir ülke olduğuna dikkat çekiyor. Sadece bulaşıcı hastalıklarla ilgilenen bir hastane bulunduğunu, COVID-19 tespiti sonrası buranın bir test merkezine dönüştürüldüğünü ve bütün şüpheli vakaların bu hastaneye yönlendirildiğini anlatıyor. Testlerin tamamı bedava yapılıyor.

Singapur Sağlık Bakanlığı’na göre yeni tip Coronavirüs ile mücadelede başarı sağlanmasının üç temel nedeni var: Vakaları tespit ve kontrol altına almakta uygulanan yasalar;  vatandaşlık bilinciyle hareket eden halkın kamu sağlığını öncelemesi ve uluslararası standartlara sahip sağlık sistemi.

Singapur’da Avrupa’da olduğu gibi sokağa çıkma yasağı hiç uygulanmadı, aksine sosyal mesafelenmenin korunduğu gündelik hayat devam etti. Vakaların kontrol altına alınması sebebiyle toplu taşımada kısıtlamaya gidilmedi. Peki gündelik hayatına devam eden Singapurlular ne yaptı?

Sabah ve akşam ateşini ölçen Singapurlular işverenine ya da okul yönetimine bildirmek durumunda… Bunun yanı sıra tüm binaların girişinde, alışveriş merkezleri de dahil, maskeyle oturan yetkili, giriş yapan vatandaşların ateşini ölçüyor. Eğer ateş 38 derecenin altındaysa, bir etiket vererek binaya giriş yapılmasına izin veriyor. Dr. Fulya Üstünkan, “Bazı binalarda kimlik ibraz edip ‘Seyahat öyküm ve şikâyetim yok’ diye beyanda bulunmanız gerekiyor. Yalan beyanın cezası yabancılar için doğrudan sınır dışı edilmek” diyor.

Hükümet, halkı bilgilendirmek için tüm uygulama ve platformları devreye sokmuş durumda. Başbakan düzenli olarak televizyon ekranlarına çıkarak halka sesleniyor. Twitter ve Facebook hesaplarından günlük bilgi paylaşımı yapan Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesi, “COVID-19 Gelişmeleri” yazısıyla ile açılıyor. Hükümet tarafından kurulmuş bir WhatsApp kanalı var. Dileyenler bu kanala bir sanal form doldurarak abone olabiliyor. Kayıt yapan vatandaşlara WhatsApp üzerinden güncellenen veriler günlük mesaj olarak atılıyor.

Kayıt yapan vatandaşlara WhatsApp üzerinden güncellenen veriler günlük mesaj olarak atılıyor.

Yani ilk vakanın tespit edildiği günden bu yana gerek vakaların gelişimi gerekse alınan tedbirler şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılıyor. Dr. Üstünkan, halkın sisteme karşı güven duyduğunu ancak bu güven ortamının bir günde oluşmadığına vurgu yapıyor. “Öldürücü olmayan hastalıklarda bile halkla açık olarak iletişim kurulması, güvenin daha önceden tesis edilmesinde etkili” diyor.

Seyahat kısıtlamaları getiren hükümetin vaka tespitinde başarısı da oldukça yüksek. Salgının kontrol altına alınmış olmasında en önemli faktörlerden biri şüphesiz ki vakaların ve vakaların temas ettiği kişilerin zaman kaybetmeksizin yapılan tespiti…

Tabii her şey pespembe de değil… Çin mahallesinde hayatın durmuş olması, ekonomik üzerinde olumsuz etkiler yaratmış. Diğer yanda ise salgının aktifleşme tehlikesi var.

Peki bu süreçte medya neler yaptı, yapıyor? Dr. Üstünkan, Skype röportajımız sırasında müstehzi bir gülümsemeyle, “Bilim insanlarını dinlediler” diyor. Ekranlarda ve gazetelerde enfeksiyon uzmanlarının görüşlerine yer verildiğini, bilimsellikten uzak açıklamalara itibar edilmediğini özellikle vurguluyor. Bazı haber sitelerinde koronavirüs ile ilgili özel haber dosyaları bulunuyor.

The Straits Times gazetesinden yeni tip koronavirüs salgınıyla ilgili dosya haber görüntüsü.

Singapur’da halen pek çok şirket çalışanı evden çalışıyor. Sağlık çalışanları ise iki vardiya halinde hizmet veriyor. Üstünkan, “En önemli kişiler, sağlık çalışanları” diyor ve önemli bir bilgi aktarıyor: Singapur Sağlık Bakanlığı, çalışanlarını halk sağlığı alanında yüksek lisans yapmaları için teşvik ediyor. Yani bakanlık çalışanlarının tamamı, salgın yönetimi bilgisine sahip kişiler.

Singapur Kıdemli Devlet Bakanı Tharman Shanmugaratnam geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada mücadele için doğru adımlar atmalarına rağmen tehlikenin büyüdüğüne dikkat çekerek, “Tam şeffaflık ile kamuoyu güveninin sürdürülebilirliği kritik önem taşıyor” dedi. “Bu salgın sürpriz değil. Büyük İstanbul Depremi gibi… Geleceğini biliyorduk ama zamanını bilmiyorduk” diyen Dr. Fulya Üstünkan da soğukkanlı olunması gerektiğinin altını çiziyor:

“Panik olmayın, tedbirli olun”

İngiliz The Guardian’a röportaj veren National University of Singapore öğretim üyesi Prof. Dale Fisher’in iki cümlesi ise dünya genelinde yaşanan kaotik duruma sakin bir cevap niteliğinde:

“Farklı bir şey yapmıyoruz, sadece yapılması gerekeni iyi yapıyoruz.”