Dava İzleme

Dava Gözlem Raporu | Nisan 2022

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), 2018 yılından beri birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu ile işbirliği içerisinde dava takip programı yürütmektedir. Bu programdaki amaç, takip edilen ve basın, toplanma ve ifade özgürlüklerini ilgilendiren davalarda 1948 İnsan Hakları Bildirgesi ve 1950 Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi (AİHS) başta olmak üzere, Türkiye’nin de taraf olduğu birçok uluslararası sözleşme ve anlaşma tarafından vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu kabul edilen adil yargılama hakkı bağlamında ulusal ve uluslararası standartlara uyumun kayıt altına alınmasıdır. 

MLSA, Nisan 2022’de ifade özgürlüğü davaları takibi ve adalet gözlem programı kapsamındaki çalışmalarına Norveç Kraliyeti Dışişleri Bakanlığı ve Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı Türkiye Ofisi desteği ile devam etmiştir.

Siyasetçilerin de ifade özgürlüğü yok!

9 MLSA gözlemcisi, 36 davanın 8 farklı şehirde görülen 38 duruşmasını takip etti. Nisan ayında takip edilen 38 duruşmanın 27’sinde MLSA, adil yargılanma hakkı bağlamında sistematik olarak ve net bir metodoloji ile duruşmayı takip eden tek kurumdu.

Nisan ayında takip edilen 36 davada 364 kişi yargılandı. Yargılanan 364 kişi içerisinde 92 öğrenci, 89 aktivist, 52 gazeteci, 36 siyasetçi, 6 yazar, 6 avukat, 5 sivil toplum çalışanı, 5 sanatçı ve 4 akademisyen bulunuyordu.

52 gazeteci 23 farklı davada, mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek ve çoğunlukla terör suçlamaları ile hakim karşısına çıktı. Terör suçlamalarının tüm suçlamalar içerisindeki oranı %32 olarak kaydedildi.  Gazeteciler ile birlikte siyasetçiler, basın çalışanları ve sanatçılara yöneltilen terör suçlamalarına en çok gazetecilerin yaptıkları haberler, siyasetçilerin beyanları delil olarak gösterildi. Bununla birlikte sosyal medya paylaşımları da kişilere terör suçlamalarının yöneltildiği iddianamelerde yerini aldı.

Anayasal haklarını kullanarak barışçıl gösteri ve toplantılara katıldıkları için yargılanan yurttaşlara yöneltilen “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlamasının tüm suçlamalar içerisindeki oranı %12 olarak kaydedildi. Sekiz farklı davada yargılanan kişilere yöneltilen bu suçlamaya en çok gösterilen delil ise yurttaşların katıldığı barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kendisi ve bu etkinliklerin kamera görüntüleri oldu. 

Nisan ayında 36 siyasetçi, 4 farklı davada terör suçlamalarına ek olarak “hükümete karşı suçlar” ve “kamu idaresine karşı suçlar” gibi suçlamalarla hakim karşısına çıktı. Siyasetçilere yöneltilen suçlamalara beyanları, katıldıkları toplantılar veya basın açıklamaları ile birlikte üyesi oldukları ya da üyesi oldukları iddia edilen dernek, kurum ve partiler delil olarak gösterildi.

Gezi davası sonlandırıldı: Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, 7 kişiye 126 yıl hapis

En temel hukuk ilkelerinin ve kurallarının ihlal edildiği üçüncü Gezi davası, 25 Nisan’da görülen karar duruşması ile sonlandırıldı. Dava boyunca delillerin tartışılmasına müsaade etmeyen, sık sık sanıkların ve avukatlarının sözlerini kesen ve savunmaları dinlemeyen mahkeme heyeti, bir heyet üyesinin 2018 yılında iktidar partisinin aday adayı olduğunun ortaya çıktığı duruşmada kararını açıkladı.

4.5 yıldır tutuklu bulunan ve davanın hiçbir duruşmasına getirilmeyen Osman Kavala’yı “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” (TCK 312) suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, 9 Mart 2020 tarihinden itibaren tutukluluğuna gerekçe gösterilen “casusluk” suçlamasından ise “somut ve yeterli delil” olmadığı gerekçesiyle beraatine hükmetti. Beraat ile bu suçlamadan tahliye edilen Kavala, daha önce beraat ettiği TCK 312 suçundan hükümle birlikte tekrar tutuklandı.

Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’yi de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, eylemlerinin “yardım mahiyetinde” olduğuna kanaat getirerek her birini ayrı ayrı 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, duruşmalara katılmak için yurt dışından gelen Çiğdem Mater ve haklarında dava boyunca yurt dışına çıkış yasağı uygulanmayan yedi kişinin “kaçma şüphesi” olduğu için hükümle birlikte tutuklanmasına karar verdi.

Gezi davasında verilen ağır ve hukuksuz kararın yanı sıra adil yargılanma hakkı ihlallerinin tespit edildiği bir başka davada HDP Diyarbakır İl Örgütü Basın Danışmanı Vedat Dağ’a da üç ayrı suçtan toplamda 10 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.