Basın Özgürlüğüİnsan Hakları

DHA muhabiri Felat Bozarslan: Savaş muhabirliği yapıp yapmadığımı hâkim Google’a sorsun

Veysİ Polat

Doğan Medya Grubu’nu Nisan 2008’de satın aldıktan bir yıl sonra 43’ü Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyesi toplam 45 gazeteciyi tazminat ödemeksizin işten çıkaran Demirören Grubu, başka bir davada savaş bölgelerinden çok sayıda haber geçmiş muhabiri Felat Bozarslan’ın savaş muhabirliği yapmadığını öne sürdü.

Demirören Haber Ajansı’ndaki (DHA) iş sözleşmesini, mobbinge uğradığı gerekçesiyle ihtarname yoluyla fesheden gazeteci Bozarslan, 2018 yılından bu yana kıdem, savaş muhabirliği, fazla mesai ve ödenmeyen tüm haklarını almak için çetin bir hukuk mücadelesi yürütüyor. Bugüne kadar Diyarbakır İş Mahkemesi’nde görülen dört duruşmada karşılıklı tanıklar ve taraflar dinlendi ve dosya bilirkişiye havale edildi. Ancak 21 Eylül 2020 tarihinde görülen duruşmadan sonra DHA avukatının mahkemeye skandal bir dilekçe sunduğu ortaya çıktı. Bu dilekçeye göre kurumda görev yaptığı 12 yılının yarısını savaş bölgesinde geçiren Bozarslan, “savaş muhabirliği” yapmamış.

Bozarslan davasıyla ilgili Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ne (MLSA) konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Demirören Grubu’nun bu tür davalarda insanlara hak ettiklerinin karşılığını vermemek için çaba gösteren bir anlayış sergilediğini söyleyerek, “Örneğin, geçen hafta sonuçlanan bir davamız vardı. Alacaklar mahkeme tarafından hesaplandı. Demirörenlerin avukatı arayıp 30 bin lira daha az teklif önerdi. Mahkeme tarafından belgelenmiş ve hesaplanmış olan miktarı düşürmeye çalışan bir anlayış var ortada. Dolayısıyla Bozarslan davasına sunulan dilekçenin bir geçerliliği yoktur. Umarım mahkeme de bu dilekçeyi dikkate almaz. Sendika olarak sürecin takipçisi olacağız” dedi.

‘Savaş bölgelerinde görev yaparken defalarca ölümden döndüm’

Aktif gazeteciliğe hala Diyarbakır’da devam eden Bozarslan’la iki yıldır süren hukuk mücadelesini konuştuk. 2006 yılında DHA’da göreve başladığını ifade eden Bozarslan, “İstanbul’da İstihbarat Servisi’nde işe başladım. Bu altı yıl boyunca devam etti. Diyarbakır’a gönderilirken de İstihbarat Servisi’nde Şef Yardımcısı’ydım. Aynı zamanda dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu gezilerini DHA adına takip etmekle görevlendirilmiştim. Toplam 38 ülkede görev yapıp, merkezime haber geçtim” diye konuştu. Diyarbakır’a geldikten sonra DHA adına Adliye/Yargı muhabirliği yaptığını ve yaptığı haberler nedeniyle birçok kez yargılandığını söyleyen Bozarslan, savaş ve çatışmaların yaşandığı Suriye ve Irak’a defalarca gittiğini vurguladı.

Savaş bölgelerinde görev yaparken defalarca ölümden döndüğünü, 2012’de Beytüşşebap’ta bir grup gazeteciyle birlikte PKK militanları tarafından dört saat boyunca alıkonulduğunu söyleyen Bozarslan, “2017’de Kerkük Altınköprü’de Haşdi Şabi militanlarının havan topu saldırısında, 2013’te IŞİD’in Musul’a girdiği dönemde ve 2014’te Mahmur Kampı’na yönelik saldırılarında kıl payı ölümden döndüm” dedi.

‘Görev dönüşünde sakıncalı personel ilan edilmiştim, mobbing dayanılmaz bir hal almıştı’

Son olarak 2017’de Kerkük’teki olayları izlemekle görevlendirildiği süreçte DHA’nın Demirören Grubu’na satılacağının konuşulduğunu anlatan Bozarslan, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben gidip döndükten sonra kurum içerisinde beni sakıncalı personel ilan etmişlerdi. DHA’nın Demirören’e satışı gerçekleştikten sonra mobbing artmaya başladı.” Bu süreçte yeni doğmuş çocuğunun rahatsız olmasına rağmen çok ciddi bir olay olmamasına rağmen  günlüğüne Irak’a gönderildiğini anlatan Bozarslan, daha önce Raiba savaşında kaptığı bir enfeksiyon nüksedince, 48 gün sonra apar topar Türkiye’ye dönerek ameliyat olmak zorunda kaldığını anlattı.  

Ameliyatlı ve raporlu olmasına rağmen büroya çağrılıp çalıştırıldığını söyleyen Bozarslan, “Mobbing artık dayanılmaz bir hal alınca DHA Genel Müdürlüğü’ne noter aracılığıyla ihtarname çektim. İhtarnameden sonra bir ay boyunca ses çıkmadı. Hiç kimse beni arayıp da niye ihtarname çektiğimi bile sormadı. Ne arayan ne de soran oldu. Yasal olarak ikinci ihtarnameyi çektim ve bu da haklı iş akdinin feshi anlamına geliyordu” diye konuştu.

‘DHA savaş bölgesine dublörümü mü gönderdi?’

Daha sonra haklarını almak için Diyarbakır İş Mahkemesi’ne dava açtığını anlatan Bozarslan, “Ben dilekçemde kıdem, savaş, fazla mesai ve ödenmeyen tüm haklarımı talep ettim. Şu ana kadar dört duruşma görüldü, karşılıklı tanıklar dinlendi ve dosya bilirkişiye gönderildi” dedi.

21 Eylül günü görülen duruşmadan kısa bir süre sonra, 5 Ekim 2020 tarihinde DHA avukatı Av. Başak Burcu Özmen, mahkemeye sunduğu dilekçede, Felat Bozarslan’ın “savaş muhabirliği yapmadığını” öne sürdü. Özmen’in dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Davacı dava dilekçesinde savaş ve görev tazminatı talebinde bulunmasına rağmen savaş tazminatının olması için savaş alanında aktif olarak gazetecilik yapmış olması gerekir. Davacının böyle bir çalışması olmamıştır. Bu nedenle davacının savaş tazminatı hakkı doğmamıştır. Herhangi bir dayanaktan yoksun davacının işbu haksız taleplerinin reddi gerekmektedir. Davacının tazminat alacağı bulunmamaktadır.”

‘Bu sadece benim değil, haksızlığa uğrayan arkadaşlarımın da hukuk savaşıdır’

Savaş bölgelerinde görev yaptığına dair CNN Türk başta olmak üzere Demirören Grubu’na ait kuruluşlarda yüzlerce canlı yayın, kamera kaydı, fotoğraf ve haberin arşivde olduğunu ifade eden Bozarslan, avukatın dilekçesini “skandal” olarak niteledi. Bozarslan, şunları söyledi:

“Hâkim Google’a adımı yazsa, savaş bölgesinde çekilmiş onlarca fotoğrafımı, yazdığım haberleri, canlı yayın videolarımı görür. DHA’nın mantığına göre ya benim bir klonum var ya da dublörüm. ”

Davayı kazanacaklarını ümit ettiğini ifade eden Bozarslan. “Adil yargılamayı etkilemeye çalışsalar da bunu başaramayacaklarına ve hakkımı alacağıma inanıyorum. Bu sadece benim değil orada bu haksızlığa uğrayan diğer arkadaşlarımın da hukuk savaşıdır.”

TGS: Demirören daha önce de böyle mağduriyetler yarattı

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Demirören Grubu’nun,  Bozarslan olayında olduğu gibi işten atılan TGS üyelerinin verdiği hukuk mücadelesinde de gayri hukuki bir yaklaşım sergilediğine dikkat çekti. 43’ü TGS üyesi olmak üzere 45 gazetecinin açtığı davanın bir yılını geride bıraktığını belirten Gökhan Durmuş, “Bu arkadaşlarımız 1 lira dahi tazminat ödenmeden işten çıkarıldılar. Yaptığımız arabulucu görüşmelerinde de herhangi bir teklif gelmedi ve dava yoluna gidildi. İşe iade, sendikal tazminat ve alacak davası açtık. Demirörenler zaten sendikaya saygı duyan bir topluluk değil. Diğer şirketlerinde de çok sendikal örgütçülük yok. Para ödememek için böyle mağduriyetler yaratıyorlar” dedi.

gokhan-durmus