İnsan Hakları

Dünya Mirası Sur’da hukuksuzluk 5 yıldır sürüyor

Veysi Polat

Diyarbakır – Doğu ve Güneydoğu’nun Diyarbakır, Mardin, Hakkari ve Şırnak kentlerinde 5 yıl önce yaşanan “hendek” ve “barikat” olaylarından sonra alınan geçici sokağa çıkma yasakları pek çok yerde kaldırıldı, ancak Diyarbakır’ın merkez ilçesi Sur’da bulunan 4 mahalle bundan muaf tutuldu.

Çatışmaların ilk başladığı yerlerden biri Diyarbakır’ın Silvan ilçesiydi. Kasım 2015’te Mescit, Tekel ve Konak mahallelerinde başlayan olaylar kısa sürede merkez Sur ilçesine, oradan da Mardin’in Nusaybin, Şırnak’ın Cizre ve Hakkari’nin Yüksekova ilçelerine taşındı. Olaylar nedeniyle 500’ü aşkın sivil, güvenlik görevlisi ve PKK’li hayatını kaybetti.

300 bin kişi göç etmek zorunda kaldı

İnsan Hakları Derneği ve Göç-Der’in araştırmasına göre yaklaşık 500 bin kişi göç etmek durumunda kaldı. Yapılan hasar tespiti sonrası tehlikeli ev ve işyerleri yıkıldı ve yerlerine Toplu Konut İdaresince (TOKİ) yeni binalar inşa edildi. Nusaybin, Cizre, Silvan ve Yüksekova’daki mağdur hak sahiplerine evlerin teslimatı yapılırken, Sur’daki yasak kalkmadığı gibi konutların teslimatı da henüz yapılmadı. Altı mahallede 2 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı, Fatihpaşa, Cemal Yılmaz, Hasırlı ve Savaş mahallelerinde devam ediyor.

Sur’un 4 mahallesine “güvenlik” engeli

Bugüne kadar yasağın kaldırılması için Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun Koruma Kurulu ve İl Valiliğine yaptıkları başvurular, “güvenlik” ve “arama tarama faaliyetleri devam ediyor” gerekçesiyle reddedildi.

İHD Şube Başkanı: Hak ihlali soruşturmaları kapatılıyor

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun

MLSA’ya konuşan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun, 5 yıl boyunca kişileri yerinden eden sokağa çıkma yasağı uygulamasının, mülkiyet ve kişi güvenliği hakkı açısından ihlal olduğunu söyledi. “Sur’da yaşananların insan hakları, demokrasi ve hukuk açısından izah edilebilecek bir durumu yok” diyen Av. Zeytun, ortada çatışma veya çatışmaya sebep olabilecek bir durum yokken yasağın devam etmesini keyfi bir durum olarak değerlendirdi.

Av. Zeytun, şöyle devam etti: “Sur’da devam eden yasak, o bölgede yaşanan ihlallerin belgelendirilmesi ve delillendirilmesi konusunda da ihlal teşkil ediyor. Çünkü o bölgeye girilmediği için devam eden yaşam hakkı ihlali davalarında delilin toplanması, muhafaza edilmesi vb soruşturma işlemlerinden mahrum kalındığı için etkili bir soruşturma yürütülmedi. Geçen hafta zırhlı polis aracından açılan ateş sonucu yaşamını yitiren 12 yaşındaki Helin Hasret Şen’in davasında 5 yıl aradan sonra mahkeme soruşturma izni alınmadığı gerekçesiyle  kovuşturmayı durdurdu. Bu duruma itiraz ettik. Sur’da yaşam hakkı ihlal edilen çocuklar ve sivillerle ilgili dosyalar takipsizlikle sonuçlanıyor. Bu bölgenin yasaklı bölge olmasından kaynaklı etkili bir soruşturma da yürütülmüyor.”

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü: Kültürel soykırım yaşandı

MLSA’ya konuşan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu sözcüsü Doğan Hatun, hakkında Koruma Kurulu kararı bulunan Sur’daki 500’ü aşkın tarihi yapının yine bu kurulun kararıyla yıkıldığını ifade etti. Tarihi yapıların çatışmalı süreçte değil, çatışmalar sona erdikten sonra yıkıldığını vurgulayan Doğan Hatun, şöyle devam etti:

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu sözcüsü Doğan Hatun

“Bu yasağın dünyada eşi ve benzeri yok. Tarihi ve kültürel dokunun olduğu bir yerde yıkımlar ve usulsüzlükler çok fazla yaşandı. Buradaki hukuksuzluklarla ilgili tüm süreçlere müdahil olmaya çalıştık. Sur’daki yıkımın savaş esnasında değil savaştan sonra yapıldığını tespit ettik ve bu durumu raporlaştırdık. Yasağın olduğu zamanda yıkım yapıldı. Oysa yasak olmasaydı, yıkımlar durdurulabilinirdi. Tarihi 537 tescilli yapı, koruma kararına rağmen Koruma Kurulu’nun oluruyla ne yazık ki yıkıldı. Bu yasaklar nedeniyle tarihi ve kültürel bir soykırım yaşandı. Burada şeffaf bir süreç yaşanmadı, yasağı bu soykırımı gizlemeye gerekçe yapıyorlar.”