COVID19İnsan Hakları

EBA’lı eğitim fırsat eşitsizliğini artırdı: Şanslılar evde, şanssızlar tarlada

Müjgân Halis

COVID-19 salgını sırasında eğitime ara verilince Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) uygulamaya soktuğu Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sayesinde öğrenciler, evlerinde internet ve televizyon üzerinden örgün eğitim almaya başladı. Ancak öğrencilerin eğitimden kopmaması amacıyla uygulamaya sokulan EBA’dan hiç yararlanamayan milyonlarca çocuk ve genç var. 

Kürt kentleri başta olmak üzere, eğitimin fiilen dışında kalan bu öğrencilerin EBA’dan yararlanamamalarının en önemli nedeni ise, yoksulluk.

Diyarbakır Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Sadrettin Kaya, MEB’in resmi olarak beyan ettiği rakam ve oranların ‘sıkıntılı’ olduğunu söylüyor: “Çünkü bir öğrenci EBA’ya bir kez giriş çıkış yapsa bile, sistemde görünüyor.”

Türkiye’de 20 milyona yakın bir nüfusun internete erişiminin olmadığını söyleyen Kaya sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bölgedeki çocuklar bu konuda daha dezavantajlı. Kalabalık ailelerde dört beş öğrencimiz var ve evde sadece bir telefon. O telefonun da internetinin olup olmadığı belli değil.”

Çocukların katılımı çok düşük

EBA ile verilen eğitimin ülke gerçekliğine uygun olmadığını söyleyen Kaya, Kürt coğrafyasındaki uçurumun ilçeler arasında bile farklılık gösterdiğini söylüyor ve şu verileri paylaşıyor:

“Mesela Diyarbakır’ın Sur ilçesinde öğretmenlerin katılımı yüzde 80, öğrenci katılımı yüzde 13 civarında. Dicle ilçesinde öğretmenler yüzde 66, öğrenciler yüzde 4; Hani ilçesinde öğretmenler yüzde 76, öğrenciler yüzde 4,4; Kocaköy ilçesinde öğretmenler yüzde 90 öğrenciler yüzde 12 düzeyinde EBA’ya katılım yapıyor.”

Eğitim-Sen olarak, Bakanlığa öğretmenin EBA’ya girip veri yüklemesinin yeterli olmadığını defalarca söylediklerini belirten Kaya; “EBA’nın yarattığı ortam eğitime uygun değil, öğrenci motive olmuyor. Özellikle bölgemizde sokağa çıkma yasağıyla birlikte kalabalık aileleriyle yaşayan öğrencilerimiz evdeki hem yoksulluktan hem gerilimden fazlasıyla etkileniyor” diye konuşuyor.

Diyarbakır’daki aktif EBA kullanıcı bilgileri.

“Şu anda çocuklar eğitimi fiilen kafalarında bitirdiler” diyen Sadrettin Kaya, “Çünkü EBA’ya gelse de gelmese de bakanlık herkesi bir üst sınıfa geçireceğini çoktan açıkladı. Bundan sonra çocuklarda ‘biz çalışmadan da geçeriz’ algısı oluşacak” diyor.

Okulların Haziran’da açılmasına yönelik hazırlıkları da endişeyle karşıladıklarını söyleyen Kaya; “Öncelik sağlık olmalı, toprak altında olanların eğitime ihtiyacı yoktur” diye sözlerini tamamlıyor.

Yoksul çocuk EBA’da değil

Eğitim-Sen Van Şube Eş Başkanı Murat Atabay da, meslektaşı Kaya’ya benzer gözlemler yaptıklarını anlatıyor: “Elimizde veriler olmasa bile öğretmen arkadaşlarımızın gözlemlerinden Van’da EBA’ya katılımın yüzde 5’i geçmediğini söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedeni ise hem teknolojik araçlara ve internete erişimin olmaması hem de çoğunun yoksul ailelere mensup olması.”

Van nüfusunun yarısının köylerde yaşadığını söyleyen Atabay, “Mesela köyü en az olan ilçemiz İpekyolu, orada bile EBA’ya katılım yüzde 15’i geçmiyor” diye konuşuyor. EBA’nın “Dostlar alışverişte görsün” mantığıyla hayata geçirildiğini ileri süren Atabay, özellikle ismi Kürtçe olan çocukların ödev ve not girişlerinde EBA’nın engelleme yaptığını da hatırlatıyor.

Okul yerine tarlaya

Şanlıurfa Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Mahmut Binici ise örgün eğitimde Türkiye sıralamasının en altında Şanlıurfa’nın yer aldığını hatırlatıyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Salgın öncesinde de okullaşma oranımız çok düşüktü. Kentimizde genç nüfus 440 bini aşıyor, yani Türkiye’deki pek çok il nüfusunu aşan bir genç nüfusuna sahibiz. Buna rağmen salgın öncesinde de rutin eğitimde okullaşma oranımız aşağılardaydı.”

Bunu ‘eğitimdeki çocukların önemli bir kısmının kırsal kesimde yaşaması ve düşük gelirli ailelere mensup olması’na bağlayan Binici; EBA’ya ilişkin ise şu yorumu yapıyor:

“Bu insanlar gündelik çiftçilikle uğraşıyorlar. Zaten normal zamanda internete erişimi olmayan bir çocuk, şimdi hem de bu salgın döneminde internete nasıl erişecek de eğitim alacak? Size şunu söyleyeyim, çoğunun EBA eğitimlerinin televizyonlarda da olduğundan haberi bile yoktur. Kim televizyonu ayarlayacak, o saatte çocuğu karşısına oturtacak?”

Öğrencilerinin çoğunun mevsimlik tarım işçisi olduğunu anlatan Binici, TÜİK verilerine göre normal zamanlarda öğrencilerinin yüzde 30’nun eğitim dönemini terk ederek başka illere çalışmaya gittiğini, şimdi bu oranın yüzde 50’lere varmış olabileceğini belirtiyor: “Bu çocuklar şu anda tarlada, çünkü pandemiyle birlikte işsizlik arttı, gelirler ve günlük yevmiyeler düştü. O yüzden aileler çocuğunun evde oturup okumasını istemiyor, tersine ne kadar çok çocuğunu çalıştırırsa aç kalma ihtimali o kadar azalıyor.”

Halen EBA sisteminde ders veren ve isimlerinin yayınlanmasını istemeyen iki öğretmen de sistemin bir çözüm getirmediği, aksine fırsat eşitsizliğini körüklediği kanaatinde.

Öğretmenlerden ilki, internet üzerinden eğitim fikrinin uzaktan ‘iyi bir fikir’ gibi görünse de, çok apar topar hayata geçirildiğini söylüyor: 

“Bunu yaparken Türkiye’nin fakir bölgelerinde yaşayan, evde interneti olmayan ve zar zor kendine bir cep telefonu almış, dünyayla bağlantısını oradan sağlayan çocukları pek düşünmemişler. Her ne kadar operatörler birkaç gb’lık ücretsiz paket verme taahhüdünde bulunmuş olsalar da bu yeterli olmaktan oldukça uzak.”

Adının gizli kalmasını isteyen diğer öğretmen de, öğrencilerinin koşullarını şu sözlerle anlatıyor:

“Büyük bir çoğunluğunun evde interneti yok. Evde kullanabildikleri tek internet kaynağı anne-babalarının cep telefonu. Babalar işte, akıllı telefonu olan anne sayısı da az. Saatli kullanım mevzusu uymuyor benim öğrencilere. Okulum İstanbul’da, düşünün. İstanbul’da böyle bölgeler var, Anadolu’da da vardır eminim. Online eğitim için ülkece hazır değilmişiz maalesef. Bu sürecin dönüşü bizim ve çocuklar için nasıl olacak gerçekten merak ediyorum. Yaşayıp göreceğiz.”

İllerin aktif EBA kullanıcı sayıları.