MLSA TV

Ekoloji gazetecisi Pelin Cengiz: ‘İklim krizi denilen mesele insanların kendisiyle yüzleşmesidir’

MLSA TV’de ağırladığı konuklarıyla gündemi farklı açılardan değerlendirmeye devam eden Soner Şimşek, 8 Ağustos’taki programında ekonomi ve ekoloji gazetecisi Pelin Cengiz’i konuk etti.

“İklim Krizi Derinleşirken Ekoloji Gazeteciliği” başlığıyla gerçekleşen programda gazeteci Pelin Cengiz, son orman yangınları, iklim krizi ve iklim krizinde gazetecilik hakkında konuştu.

İklim krizi çok boyutlu bir meseledir

Orman yangınlarını tatilde olduğu Bodrum’da yakından tecrübe eden Cengiz, iklim krizi genelinde Türkiye medyasının krize tutumunu değerlendirerek konuşmasına başladı. İklim krizinin çok boyutlu ve herkesi etkileyen bir kriz olduğunu hatırlatan Cengiz, Türkiye medyasının şu ana kadar bu krizi fazlasıyla soyut bir şekilde ele aldığını söyledi. Türkiye’nin en son orman yangınları ile tecrübe ettiği felaketin dünya çapında uzun süredir gerçekleşmekte olduğunu söyleyen Cengiz, Türkiye medyasının iklim krizini bu şekilde ele almasının yaşanan felaketlerin kısa sürede ve kolaylıkla unutulmasında payı olduğunu belirtti.

Komplo teorileri fail arama ihtiyacı

En son orman yangınlarında da görülen komplo teorilerine de değinen Cengiz, bugüne kadar bilimin ortaya koyduğu gerçeklerin göz ardı edildiğini söyledi. IPCC Raporlarına dikkat çeken Cengiz, “IPCC raporlarında zaten gelmekte olan söylenmişti. Özellikle Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz çanağında kuraklığın giderek artacağı, kuraklık kaynaklı yangınların da çoğalabileceği, su stresi yaşayan ülkeler kategorisine gireceğimiz gibi tespitler zaten yapılmıştı” dedi. Bilim temelinde yapılan bu tespitlerin ‘bize bir şey olmaz’ zihniyeti ile göz ardı edildiğini söyleyen Cengiz, bugün karşı karşıya kalınan felaketlerin bu zihniyet nedeniyle olduğu yorumunda bulundu. Cengiz, bu zihniyetin aynı zamanda sebepleri görmeyi reddederek insanları fail aramaya yönlendirdiğini ve komplo teorilerinin de bu şekilde açıklanabileceğini belirtti.

Yangınlar sırasında Bodrum’da bulunan ve yangından Bodrum Belediyesi ve sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla tahliye edilerek kurtulan Cengiz, yaşadığı bu talihsiz süreci kriz yönetimi açısından değerlendirdi. Yangının müdahalenin yetersiz olması sebebiyle kısa sürede çok büyük bir alanda yayıldığını aktaran Cengiz, belediye ve sivil toplum örgütlerinin başarılı tahliyesinin her yerde ve her krizde yapılamayabileceğini hatırlattı. Böyle kriz anlarında asıl sorumluluğun merkezi otoriteye ait olduğuna dikkat çeken Cengiz, “Bakan pozisyonunda bir kişinin ‘burada yetki belediyelerdedir’ demesi sanki buradaki gerçek sorumluluk belediyelerdeymiş gibi bir toplumsal algı yaratmak kimseye fayda getirmez” dedi.

“Sınıfta kalmışlık” olarak tanımladığı başarısız kriz yönetiminin “duyarsızlık” ile birleşmesi sonucu yangınlar ile çok geniş ormanlık alanların ve tüm ekosistemlerin kaybedildiğini söyleyen Cengiz, farklı ülkelerden gelen yardımların kabul edilmemesini de eleştirdi.

İklim krizi, felaketler ve gazetecilik

İklim krizinin herkesi kendisiyle yüzleşmek zorunda bırakan bir kriz olduğunu belirten Cengiz, bu yüzleşmenin ‘ben ne yapabilirim?’ sorusu ile başlayan çok yönlü bir bilinç geliştirmek olduğunu söyledi. Bu yüzleşmenin krizin asıl sorumlusunun kapitalist sistem olduğu gerçeğini değiştirmediğini vurgulayan Cengiz, iklim krizinin giderek daha da derinleşeceğini belirtti: “Maalesef iklim krizi meselesi bir gül bahçesi vaat etmiyor bize. Bundan sonra yaşadığımız aşırı hava olayları sıklaşacak, şiddeti artacak. Belki hiç tahmin edemediğimiz başka bir takım hava olayları kaynaklı şeyler yaşanacak.” Cengiz, bu gerçekle yüzleşmeme ısrarının komplo teorilerini açıklayabileceği yorumunda bulundu.

Türkiye’de medya kuruluşlarının ekoloji gazetecileri yetiştirmediği değerlendirmesinde bulunan Cengiz, bu eksikliğin iklim krizi hakkında kamuoyunu bilgilendirme, kamuoyu yaratmanın da önüne geçtiğini söyledi. Cengiz, bu eksikliğin aynı zamanda iklim krizi yüzünden yaşanan ve yaşanacak olan doğa olaylarını anlık bildirerek toplumun unutma eğilimini beslediğini belirtti ve ekledi: “Rize’deki, Artvin’deki seli kimse hatırlıyor mu? Marmara’da bir ay öncesinde müsilaj vardı. Yangın bitecek, yangın meselesi kapanacak, Türkiye’nin kısır siyasi gündemlerine döneceğiz. Bundan başka ben önemli bir gündem göremiyorum ben.”

Cengiz, bu acil gündem göz önünde bulundurulduğunda ekoloji gazeteciliğinin kamuoyu yaratarak yetkilileri harekete geçmeye yöneltmek konusundaki önemini vurguladı.Son olarak ekoloji gazeteciliğinin en önemli özelliğine değinen Cengiz, “Çevre gazeteciliği, ekoloji gazeteciliği her gün kendinizi yenilemek zorunda olduğunuz bir iş. Her gün yeni bir şey öğrenmek, her gün yeniliğe açık olmak durumunda olduğunuz bir alan” dedi.